se

28 Kasım 2014 Cuma

Opel Bochum'daki Üretim Tesislerini Aralık'ta Kapatacak

Almanya'nın otomotiv devi Opel, Bochum kentindeki tesislerini bu yıl aralık ayı sonuna doğru kapatacağını duyurdu. Alman otomobil endüstrisinin ünlü markası Opel'de krize dayanamadı. Opel Bochum tesislerinde çalışan yaklaşık 2 bin 700 işçi için 12 Aralık Cuma günü son çalışma günü olacak.

                                                                                      @www.inautonews.com
10 Ekim 1962 yılında Bochum kentinde 678 bin ve 709 bin metrekarelik iki arsa üzerine kurulan Opel tesislerinde 20 bine yakın işçi çalışıyordu. Avrupa'nın en modern fabrikası olarak gösterilen Opel, yılda 250 bin otomobil üretimiyle Bochum ve Dortmund kentinde yaşayanlar için istihdam sağlıyordu. Bochum ve Dortmund kentlerinde maden ocakların kapanmasının ardından Opel tesisleri herkese yeni bir umut kapısı olmuştu.
İŞÇİ BAŞINA 110 BİN EURO TAZMİNAT ÖDENECEK
Küresel krizin etkisinde yaşam mücadelesi veren Opel'in 52 yıl sonra Bochum tesislerini kapatma kararı herkesi adeta şok etti. İşten çıkarılan her işçiye ödenecek 110 bin Euro tazminatın Opel'e maliyeti 550 milyon Euro'yu buluyor. Bochum tesislerinde Opel'in Kadett, Rekord, Manta daha sonra aile arabası Zafira, modelleri üretiliyordu.
Çalışanların yaş ortalaması 50 olan Opel işçileri için iş bulma şansı düşük. İşçi temsilcisi Rainer Einenkel, "Opel tesislerin yedek parça bölümünde 700 işçimiz için 2020 yılına kadar iş garantisi sağlamak istiyoruz. Bochum ve çevresinde geniş iş imkanları yok. Bölgede işsiz sayısı çok. Opel işçileri için çok zor bir durumla karşı, karşıyayız" diye konuştu.
2009 yılında kıl payı iflastan kurtulan Opel Bochum tesislerinin bu yıl kapanması Opel tutkunlarını üzdü.

27 Kasım 2014 Perşembe

Tuncay Özilhan: Migros'ta Satınalma Süreci 2 Aya Bitebilir

Anadolu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, Migros’ta hisse satın alma sürecinin iki aya tamamlanabileceğini açıkladı.

@www.kpssrehber.com

Anadolu Endüstri Holding Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, Migros’ta hisse alım işleminin Ocak sonuna kadar bitebileceğini söyledi.
TÜSİAD'ın düzenlediği toplantı sonrasında Reuters'ın sorusunu yanıtlayan Özilhan, “Anadolu Endüstri Holding'in Migros'ta hisse alım işleminde Due Diligence (durum tespiti) devam ediyor, bir sorun olmazsa işlem Ocak sonuna kadar bitebilir” dedi.
Türkiye ve civar ülkelerde yeni bir sektörde büyüme kararı alan Anadolu Grubu'nun grup şirketi Anadolu Endüstri Holding, Migros'un yüzde 40.25 hissesi için 1.86 milyar liralık teklifi Ekim ayı başında vermişti.

26 Kasım 2014 Çarşamba

Defacto %10 İndirim Kodu 2014


Tüm ürünlerde ekstra %10 indirim sağlayan  Kod

Defacto Kampanya Kodu: DF10YZ
Kodu Sepetin altındaki "İndirim Kodu" alanına eklemeniz yeterlidir

20 Kasım 2014 Perşembe

Türkiye'deki Sığınmacılara Yapılan Yardımlar Esnaf'a Yaradı

Japon yardım kuruluşu AAR Japan, bugün, Suruç’ta bulunan Kobanililer’e yardım kolileri dağıttı. Edinilen bilgilere göre Suruç'ta dağıtımı yapılacak koli sayısı 12 bin. Yardım kolilerini Hataylı bir firma temin etti. Suriye’deki savaşın sığındığı Türkiye’de yeni bir sektörün oluşmasına yol açtı. Her ay dağıtımı yapılan yardımların tutarı 100 milyon dolar. Bu alanda Türkiye’de 100'e yakın şirket faaliyet gösteriyor.


AAR Japan, Türkiye'de, 2011’deki Van depreminde adından söz ettirdi. Bu kuruluşun gönüllülerinden Atsushi Miyazaki Van depreminde yaşamını yitirmişti. AAR Japan ise, bugün Suruç’a sığınan Kobanililer’e yardım kolilerinin dağıtımını yaptı.
KOLİLER HATAYLI NARİN'İN
Söz konusu kolilerin teminini yapan Hatay’daki Narin İthalat-İhracat A.Ş.’nin ortaklarından Hasan Narin, 4 yıla yakın bir süreden beri devam eden Suriye’deki savaşın, Türkiye’de yeni bir sektör oluşturduğuna işaret etti.
AYLIK 100 MİLYON DOLARLIK PAZAR 
Narin A.Ş. isimli şirket 40 yıldan bu yana Hatay’da faaliyet gösteriyor. Şirket ortaklarından Hasan Narin, Suriye savaşı nedeni ile Ürdün’e yaptıkları ihracatın durduğunu söyledi. Narin’in anlatımına göre Türkiye’de bulunan sığınmacılara çeşitli uluslararası kurumlar yardımlarda bulunuyor
Gıda, giysi, battaniye ve mutfak araçlarından oluşan yardımlar için düzenlenen ihalelere katıldıklarını söyleyen Narin, AAR Japan’ın 12 bin koliden oluşan ürün talebinde bulunduğunu söyledi. Narin’in verdiği bilgiye göre yaptıkları sözleşmenin değeri 4 milyon liraya yakın. Narin, Türkiye’de bu alanda iş yapan şirket sayısının 100’e yaklaştığını ifade etti. Aylık oluşan iş hacminin ise 100 milyon dolar olduğunu söyleyen Narin, çalıştıkları kurumların tamamına yakınının uluslararası olduğunu söyledi.
Narin, yardım faaliyetlerinin yeni bir sektör yarattığını kendilerinin de 100 kadar çalışan ile hizmet verdiğini ifade ederek, dağıtım için başka şirketlerden hizmet alındığını söyledi.
İHTİYAÇ SAHİPLERİ İLE BİREBİR GÖRÜŞTÜK
AAR Japan Koordinatörü Yuichiro Yamamato, Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada, Türk-Japon dostluğunun giderek arttığını söyledi. Dünyanın farklı bölgelerindeki ihtiyaç sahiplerine yardım götürdüklerini belirten Yamamato, Kobani'den gelen sığınmacılarla birebir görüştüklerini anımsattı.
Savaş mağduru Suriyelilere 2 yıldır yardımda bulunduklarını aktaran Yumamato, "Van depremi sonrası Hayata Destek İnsani Yardım Derneği ile işbirliği yapıyoruz. Kobani'den gelen mültecilere içerisinde gıda ve battaniye bulunan bin koli dağıttık. Bu yöndeki çalışmalarımız devam edecek" diye konuştu.

18 Kasım 2014 Salı

Anti-bakteriyellerde Kullanılan Triclosan'ın Kanseri Tetiklediği Ortaya Çıktı

The Independent Gazetesi anti-bakteriyellerde kullanılan Triclosan'ın, insan sağlığı için ne kadar güvenli olduğunun tartışıldığını yazdı.
                                                                                 @bilim.org
Büyük risk
The Independent, biliminsanlarının, anti- bakteriyellerde kullanılan Triclosan'ın kanser ve karaciğer rahatsızlıklarını tetiklediğini ortaya koyan bir araştırmasına yer verdi. Fareler üzerinde yapılan araştırmanın sonuçları hakkında bilgi veren California Üniversitesi'nden Prof. Robert Tukey, geniş kullanım alanı olan Triclosan maddesinin karaciğer toksinlenmesi üzerinde büyük risk oluşturduğunu ifade etti. Triclosan'ın, kanı temizleyen protein hücrelerine zarar vererek, karaciğere etki ettiği bu etkiyi en aza indirmek için karaciğerin fazla hücre yapımına gitmesinin ise kanseri tetiklediği ifade edildi. 
"Yeterli delil yok"
Triclosan'ın etkileri konusundaki yoğun endişeler ABD'de bu ürünün denetimini yapan US Food and Drug Administration'ı ( ABD Gıda ve İlaç İaderesi) ürünün etkileri konusunda bir araştırma yapmak üzere harekete geçirdi. FDA yetkilileri, yapılan araştırmalar sonunda Triclosan'ın kullanımı konusunda herhangi bir değişikliğe gidilmesi için gerekli delilerin olmadığı açıklamasında bulundu.

Bununla birlikte California Üniversitesi'nden Prof. Bruce Hammock, son bulguların tüketicilere verilen bilgileri değiştireceğini ve bu konuda tüketicilerin daha da bilinçlendirileceğini ifade etti. 
Kaynak: (DHA)

11 Kasım 2014 Salı

Türkiye Gümrüklerinde Kaçakçılık ve Rüşvete Karşı Kamera Önlemi

Türkiye gümrüklerinde kaçakçılık ve rüşvet konusunda yıllardan beri ortaya atılan iddiaları önlemek için iki proje hazırlandı. Gümrük sahalarındaki tüm mekanlar kamerayla izlenecek. Araç X-ray’lerinin sayısı da 39’den 60’a çıkartılacak. Sendika, kameralı takibin özel hayata müdahale olduğunu iddia etti. Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli ise “Bir fabrika işçisi kamerayla izleniyorsa, gümrükçü niye izlenmesin? Pasaport arası rüşvet iddialarını bitireceğiz” dedi.

'ODALARA DAHİ TAKMAYI PLANLIYORUZ'
Canikli, bir grup gazeteciyle sohbetinde, kaçakçılık ve rüşveti büyük ölçüde ortadan kaldıracağını iddia ettiği gümrük projesine ilişkin şu bilgileri verdi: “Kamera sistemini, tüm gümrük sahalarına, alanlarına, memurların çalıştığı tüm mekanlara, odalar dahil takmayı planlıyoruz. Sendikalar ‘özel alan bunu yapamazsınız’ diyor. Böyle saçmalık olur mu? Bir fabrikada çalışan işçiler kameraya kaydediliyor da, gümrüklerde niye olmasın? Her ikisi de çalışma yeri, arasında bir fark yok. İddialar var, ‘bazıları rüşveti alıyor ve içerde dağıtıyor’ diye. Pasaport arasına konuluyor deniyor. İddia, doğru yanlış bilemem. Lavabolar hariç, sıfır ölü nokta olacak. Merkezden kontrollü denetlenecekler. Öncelikle dört kapı ile ilgili çalışma yapılacak. Habur, Sarp, Kapıkule, Mersin, Ambarlı. Hızla, diğer gümrükler de aynı sistemle donatılacak. Teknoloji bu imkanı sunuyor.”

ARAÇ X-RAYLERİ ARTTIRILIYOR
Canikli Türkiye’de giren ve çıkan malların tümünü denetimden, X-ray’dan geçirmek istediklerini belirterek şu anda giren mallarda yüzde 5, çıkan mallarda yüzde 1’inde X-ray kullanıldığını kaydetti. Kırmızı hat veya risk oluşturan mallara öncelik verildiği için bu sonuçların ortaya çıktığını kaydeden Canikli “Limanlardan gelen konteynerlar da daha düşük bu denetim. 450 bin adet hızlı kargo havaalanlarından giriş yapıyor, X-ray’dan geçiyor ama çok hızlı geçiyor, risk analizleri yeterli değil. Bir X-ray’ın bir günlük arama kapasitesi 110 araç. Tır, konteynır ve tren olmak üzere Türkiye’de 38 X-ray cihazı var. Bunlardan sadece biri tren taramasına uygun. 2015 yılında ilave 20-25 tane daha alacağız. Bunların sayısının aşama aşama 200’e çıkması gerekiyor” diye konuştu. Canikli “Halkalı Gümrüğü, parça yükler oradan içeri alınıyor. Bir yer yapıldı Çatalca’da, yap-işlet TOBB’a verildi. İlk uygulama orada yapılacak. Orada tüm parçalı yükler, X-ray’dan geçilecek. Bunu söyledim tüyleri diken diken oldu. Parça X-rayi burada kuruldu. Kaçmasını da önleyeceğiz. Kapıkule’den girince mecburi olarak oraya gidecek” dedi.

6 KONTROL 1'E İNİYOR
Gümrük kapılarının yenilendiğini belirten Canikli “Araçların 6 ayrı yerde yaptıkları kontroller teke indirilecek. Kontrol noktasına geldiğinde tüm işlemler aynı yerde yapılacak. Araca kontrolden geçtiğine dair cip-bandrol takılacak. O varsa araç geçiş yapacak. Kapılardaki freeshop bölümlerini ayırıyoruz. Gelen ve çıkan ayrı yerde olacak. İki grup birbirine karışmayacak. Tüm gümrük kapıları buna göre yenilenecek. Öncelik Kapıkule ve Sarp’ta olacak” diye konuştu

TIRLARA BÜYÜK GÖZALTI

Sadece risk grubundaki malları taşıyan araçlara takılan takip cihazları, bundan sonra sınır kapısından giren her TIR ve kamyonda zorunlu hale getirildi. Devlet, 6 bin adet Araç Takip Sistemi (ATS) cihazı daha alıyor. Bakan Canikli, “Şu anda ATS takılanlar, geçiş yapanların ancak yüzde 20’si. Bu kez, bu araçların Türkiye içerisinde tüm adımlarını izleyeceğiz. Onlara belli bir güzergah vereceğiz ve o güzergahın dışına çıkamayacak. İstedikleri yerlerde duramayacaklar” dedİ.
Kaynak: http://www.sgkrehberi.com/haber/51326/

SGK'dan Kayıtdışı İstihdama Dolaylı Teşvik

2013 yılında SGK tarafından çıkarılan 2013/26 sayılı genelge ile ölüm gelir/aylığı almak isteyen hak sahiplerinin gelir tespiti yaptırmaları zorunlu hale getirilmiştir.

Hak sahipleri tarafından yaptırılması gereken gelir tespitleri ile hak sahiplerinin her türlü kazanç ve irat toplamının 16 yaşından büyükler için belirlenen asgari ücretin net/brüt tutarının altında olup olmadığı belirlenerek, ölüm gelir/aylığı bağlanması bu kıstasa göre değerlendirilip karara bağlanacaktır. 

Peki hak sahiplerinin gelir tespiti kim tarafından tespit edilerek, değerlendirilecek ve karara bağlanacaktır?
SGK 2013/26 sayılı genelge ile bu araştırmayı asli görevi kayıt dışı istihdamla mücadele olan sosyal güvenlik denetmenlerine vermiştir. Kurumun taşra teşkilatında görev yapan, çalışma hayatının denetiminde aktif rol oynayan, vatandaşlardan gelen tüm ihbar ve şikayetlerle ilgili vakit kaybetmeksizin iş yerlerinde denetim yapan sosyal güvenlik denetmenleri 2013/26 sayılı genelge ile bir nevi çalışma hayatından el çektirilmiş, çalışma hayatı başıboş bırakılmıştır.

2013/26 sayılı genelgenin 8,3 maddesinde "hak sahibi kız çocukları veya anne /babanın sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışıp çalışmadıkları ve buralardan aylık alıp almadığı ile tapu kayıtları da araştırılarak varsa gayrimenkullerinden ve diğer gelirlerinden elde ettiği aylık tutarının İş Kanununa göre 16 yaşından büyük sanayi kesiminde çalışan işçiler için tespit edilen asgari ücret (brüt asgari ücret) tutarının altında olup olmadığı
hususları sosyal güvenlik denetmenlerince tespit edilecektir.” hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm işleri daha da arap saçına çevirmektedir. Yapılacak gelir tespitleri ölüm gelir/aylığı talebinde bulunan hak sahibi kız çocukları  ve anne/babalar için yapılma zorunluluğu getirilerek denetmenlerin iş yoğunluğu iki katına çıkarılmıştır. 

SGK bununla da yetinmeyerek 26 Mayıs 2014 tarihinde 2014/1 sayılı E-Bağımsız tahsis yazısında “gelir tespitinin aylık başlangıç tarihi itibarıyla yapılması gerektiğinden bunların gelir tespitinin aylık başlangıç tarihinden itibaren her yıl yapılmak suretiyle durumları değerlendirilecektir.” ibaresi ile denetçiler üzerindeki yükü her yıl yenileme amacı gütmüştür.

İsterseniz konunun vahametini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sn. Faruk ÇELİK'in 2014 yılı bütçe görüşmelerinde T.B.M.M'ye sunduğu rakamlarla açıklayalım. Kurumda görev yapan yaklaşık 850 denetmen ve yetkili denetmen yardımcısı 2013 yılında yaklaşık 40.000 adet iş yerinde  fiili denetim yapmış ve kayıt dışı istihdamın %37 seviyesine inmesinde başrol oynamıştır. Lakin 2013 yılı Haziran ayında çıkarılan 2013/26 sayılı genelge ile 2013/Haziran 2014/Eylül arası dönemde Türkiye geneli tahminen yaklaşık 100.000* adet gelir tespiti talebinin sonuçlandırılması denetçilerden talep edilmektedir. 
İşte durum bu kadar vahimdir. 

40.000 adet işyerinin denetiminden ve işyerlerine yapılan rehberlik faaliyetinden dolaylı olarak vazgeçmeye karar veren SGK yöneticileri, yılda yaklaşık 100.000 adet gelir tespitini denetmenlerden beklemekte ve bu tespitlerin her yıl tekrarlanmasını emretmektedir.

Dilekçe yoluyla veya ALO 170 ihbar hattına yapılan ihbar  şikayetler, 20 m2'lik bürolardan bildirilen yüzlerce sahte sigortalı denetimleri, eşinden boşanan fakat fiilen birlikte yaşayarak SGK'dan haksız yere maaş alanlara yönelik tapılan araştırmalar çığ gibi artarak büyümekte ve maalesef bekletilmektedir. 
Umalım ki SGK yetkilileri tez zamanda bu hatalarından vazgeçerler ve kayıt dışı istihdamı, sigortasız çalıştırmayı dolaylıda olsa teşvik etmezler.

Kaynak: http://www.sgkrehberi.com/haber/51344/ 

7 Kasım 2014 Cuma

OSTİM Davası’nda Tutuklu Sanıklar Tahliye Edildi

2 Ekim 2014
OSTİM’de 20 işçinin yaşamını yitirdiği patlamayla ilgili davada tutuklu 3 sanık “makul süreyi yattıkları” gerekçesiyle tahliye edildi. Davada tutuklu sanık kalmadı

                                                                   @www.olay.com.tr
İş cinayetleri olanca yoğunluğuyla sürerken cinayetlerin sorumluları hakkında verilen aklama kararlarına da yenileri ekleniyor. Ankara OSTİM Organize Sanayi Bölgesi’nde 3 Şubat 2011 tarihinde 20 işçinin yaşamını yitirdiği patlamalarla ilgili davada da sorumlular aklandı, iş cinayetinin üzeri örtüldü.

Davanın tutuklu sanıkları Bahadır Esendik, Burhan Koç ve Kasım Ersoy’un avukatları, Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin “tutukluluğun devamı” kararına itiraz etti. İtirazı değerlendiren Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, itirazı kabul ederek sanıkların tutukluluk hallerinin kaldırılmasına karar verdi. Mahkemenin tek kısıtı yurtdışı yasağı oldu.
Mahkeme, 20 işçinin ölümünden sorumlu olan 3 kişinin 3 Şubat 2011’den bu yana tutuklu olmasını “makul süre” olarak değerlendirdi. Dava ile ilgili toplanacak ya da karartılacak yeni bir delil olmadığını da söyleyen mahkeme, böylece tutuklu sanık bırakmamış oldu.
Kararın ardından Ostim ve İvedik cinayetlerinde yakınlarını kaybeden aileler Twitter hesaplarından 3,5 senedir davayı sonuçlandıramayan ADALET(!!!) sistemimiz çözümüzü 20 canın katillerini serbest bırakmakta bulduaçıklamasında bulundu.

Kaynak:Sendika.Org/ Ankara

OSYM'ye Para Ödemek Bile Dert "Sistemde beklenmedik bir hata oluştu"

En basit sitelerin bile ödemelerinde sistemlerinden dolayı 2. kez deneyip ödemişlik durumum nadirken ÖSYM gibi zengin, peşin parayla çalışan bir kurumun kurduğu ödeme sitemine hayret ediyorum. Herhalde daha kötüsü yapılamazdı.

Sırf devletin bazı işlerde Internet Explorer kullanmayı şart koşmasından/kıyağından bu çöp programı laptopdan silmedim. Onunla bile kredi kartı bilgileri girdikten sonra kullanmaz olasıca 3D Secure şifresini gönderecekken  tuvalet terliği renkli arka planıyla alttaki hata geliyor. Zaten Ziraat Bankası dertsiz başa dert demektir.Onun üzerinden yapılan işlem de ancak bu kadar başarılı olur.

"Sistemde beklenmedik bir hata oluştu. Lütfen daha sonra yeniden deneyiniz. "

Yeniden aralıklarla denedim olmuyor. şikayetvar'a açayım madem sonuçta ticaret yapan bir kurum :D Bu kadar enayi varken sınav peşinde koşan daha ne sınavlar uydurulur.

Sonuç haracımı Arap banka Kuveytturk internet bankacılığı üzerinden hallettim.


4 Kasım 2014 Salı

Artık Bu Maddeler Gıdalara Eklenmeyecek!

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından "Türk Gıda Kodeksi Aroma Vericiler ve Aroma Verme Özelliği Taşıyan Gıda Bileşenleri Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" Resmi Gazete'de yayımlandı. Bal, katı ve sıvı yağlar, tereyağı, süt, krema ve kaymak, fermente süt ürünleri, yayık altı, kahve, yaprak çay, şeker ve kuru makarnaya eklenemeyecek katkı maddeleri artırıldı.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından "Türk Gıda Kodeksi Aroma Vericiler ve Aroma Verme Özelliği Taşıyan Gıda Bileşenleri Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"Resmi Gazete'de yayımlandı. Bal, katı ve sıvı yağlar, tereyağı, süt, krema ve kaymak, fermente süt ürünleri, yayık altı, kahve, yaprak çay, şeker ve kuru makarnaya eklenemeyecek katkı maddeleri artırıldı.

Buna göre, bal, bitkisel ve hayvansal kaynaklı emülsifiye edilmemiş katı ve sıvı yağlar, tereyağı, aromalandırılmamış pastörize ve sterilize (UHT dahil) süt, pastörize krema ve kaymak, fermentasyondan sonra ısıl işlem görmemiş aromalandırılmamış fermente süt ürünleri, aromalandırılmamış yayık altı, kahve (aromalandırılmış kolay çözünebilen kahve hariç) ve kahve ekstraktları, aromalandırılmamış yaprak çay, şeker, kuru makarnaya (glutensiz, gluteni azaltılmış ve düşük proteinli diyet amaçlı makarnalar hariç) eklenemeyecek katkı maddeleri artırıldı.

Söz konusu gıda ürünlerinin imalatında bugünden itibaren aralarında "vinylbenzene" ve "methyl methanethiosulfonate" ın da bulunduğu katkı maddeleri kullanılamayacak. Faaliyete başlamış gıda işletmecileri tarafından piyasaya arz edilen ve belirtilen maddeleri içeren ürünlerle bu ürünleri içeren gıdalar 31 Ocak 2016 tarihine kadar piyasada bulunabilecek.

Resmi Gazete'de yayımlanan "Türk Gıda Kodeksi Aroma Vericiler ve Aroma Verme Özelliği Taşıyan Gıda Bileşenleri Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"e http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2014/10/20141025-7.htm linkinden ulaşabilirsiniz.

Kaynak: http://www.gidagundemi.com/turkiye/artik-bu-maddeler-gidalara-eklenmeyecek-h4046.html

HTC'denTelefonları %40 Daha Hızlı Şarj Eden Adaptör

HTC, yeni geliştirdiği Rapid Charger 2.0 adaptörüyle telefonların % 40 oranında daha hızlı şarj olmasını sağlıyor.

                                                                    @androidauthority.com


Akıllı telefon kullanıcılarının en büyük kabuslarından biri olan şarj kabusu HTC'nin geliştirdiği şarj adaptörüyle tarih olmayacak; ancak telefon veya tabletlerinin şarj olmasını saatlerce beklemek istemeyen kullanıcılar için oldukça kullanışlı bir çözüm sunacak.

Rapid Charger 2.0 ismini taşıyan ve Qualcomm'un Quick Charge 2.0 teknolojisini kullanan bu şarj adaptörü hemen her telefon ve tabletle uyumlu olarak çalışabiliyor. 

Özellikle telefonlarını sık kullanan ve şarj olmasını gün içinde beklemek istemeyen kullanıcılara faydalı olacak olan cihazın ne zaman ve hangi fiyat aralığında satışa sunulacağı ise açıklanmadı.


Şimşek Açıkladı Ak Saray 1 Milyar 370 Milyon Lira Uçak 185 Milyon $

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın makam olarak kullanacağı Ak Saray'ın maliyetinin 1 milyar 370 milyon lira olduğunu açıkladı. Şimşek, Erdoğan'ın yeni makam uçağı Ana için ise toplam maliyetin 185 milyon dolar olduğunu söyledi.
                                                                               @radikal
ANKARA – Bütçe görüşmelerinde muhalefet milletvekillerinin sorularını cevaplayan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 'ın makam uçağı Ana'yı THY'nin aldığını belirterek uçağa henüz bütçeden bir ödeme yapılmadığını söyledi. Ödemenin bu yıl içinde Başbakanlık'tan yapılacağını ifade eden Bakan Şimşek, “Satın alma bedeli ile toplam maliyeti 185 milyon dolardır” dedi. 

Bakan Şimşek, Ak Saray'ın maliyetinin ise 1 milyar 370 milyon lira olduğunu açıkladı. Şimşek, saray için Başbakanlık bütçesinden 964 milyon harcandığını, 2015'te 300 milyon lira ödenek ayrıldığını bildirdi. 

SURİYELİ SIĞINMACILARIN MALİYETİ 4,5 MİLYAR DOLAR
Maliye Bakanı Şimşek, yine bütçe görüşmelerinde sorulan bir soru üzerine de Suriyeli sığınmacıların Türkiye 'ye maliyetinin 4,5 milyar dolar olduğunu bildirdi. Bakan Şimşek, bu rakamın 2 milyar 315 milyon 629 bininin bütçeden karşılandığını söyledi.

Kaynak: http://www.radikal.com.tr/ekonomi/simsek_ak_sarayin_maliyeti_1_milyar_370_milyon_lira-1223677

Osmanlı'nın son dönemlerindeki gösteriş ideolojisi aynen sürüyor.Güçlü olamayıp,güçlü görünmenin yolu devasa yapılar inşa etmek gerçeği yine değiştirmeyecek. İyi ki dindar, israfın haram olduğunu bilen bol ihlaslı bir hükümetimiz var. Yoksa paralar gereksiz yere harcanırdı (!)

Suriyelilere harcanan, pardon savrulan, para da cabası. Mültecilerin serbest dolaşım hakkı var. Hastalıklı mı değil mi belli değil ama kayıt dışı Türkiye'nin istediği tüm illerine gidebiliyor. İstediğine suikast düzenleyebilir. Adam zaten yok :D  Kendi vatandaşı da maaşlarının azlığından dert yandığında terörist muamelesi görüyor. Kobani eylemlerinde etkisiz olan efsane polis bu tür silahsız vatandaşların eylemlerinde hiç acımıyor.Halk kolay lokma ya.  Bu savrulan parayı kendi vatandaşımızın maaşlarına harcayabilsek ne güzel olurdu. Yine harcamazlardı da. Sebebi açık gelir durumu düşük, küçük yardımlara bile muhtaç bir seçmen her zaman için hükümet için tercih sebebidir.

3 Kasım 2014 Pazartesi

Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan Maden Kazası Nedeniyle İlgili Açıklama

Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığı, Ermenek'teki maden kazasıyla ilgili, düzenlenen ön raporda; kazanın, eski imalat bölgesine yıllar içerisinde birikmiş olan suların zaman içinde basınç eşik değerini aşarak, zayıflayan topuktan çalışma alanlarında aniden su baskınına neden olmasından kaynaklandığının ifade edildiğini bildirdi.


Başsavcılıktan yapılan yazılı açıklamada, 28 Ekim 2014 tarihinde Pamuklu köyü Cenne mevkisinde Has Şekerler isimle özel şirkete ait maden ocağında su baskını sonucu 18 işçinin mahsur kalması olayıyla ilgili Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın aşaması ve yapılan işlemlerin, 31Ekim'de  kamuoyunun bilgisine sunulduğu anımsatıldı.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:
   
"Yapılan bu basın açıklamasına ek olarak; 1 Kasım 2014 günü kurtarma faaliyetlerinin halen devam etmesi nedeniyle AFAD'ın izni ve refakatimize verdiği görevli kontrolünde 3 kişilik bilirkişi heyetiyle kazanın olduğu galeriye ulaşabilen en yakın yer olan 775 kotunda gidilerek inceleme yapılmış, dosya üzerinde ve kaza yerinde yapılan incelemeler sonucu bilirkişilerce ön rapor düzenlenmiştir.
   
Düzenlenen ön raporda kazanın eski imalat bölgesine yıllar içerisinde birikmiş olan suların zaman içinde basınç eşik değerini aşarak, zayıflayan topuktan çalışma alanlarında aniden su baskınına neden olmasından kaynaklı olduğu belirtilmiştir. Ayrıca soruşturma kapsamında kusuru olabileceği değerlendirilen diğer yetkili kişiler hakkında, daha önceki basın açıklamamızda belirtilen gerekçelerle CMK 109. maddesi uyarınca adli kontrol kararı talep edilmiş ve mahkemece talebimiz uygun görülmüştür. Bilirkişilerce düzenlenen rapor, ön rapordur. Olayın meydana gelmesiyle ilgili maddi gerçek, kurtarma işlemlerinin tamamen sonuçlanması sonrasında başsavcılığımızca bilirkişi refakatinde madende yapılacak incelemeler neticesinde tespit edilecektir."

Yıdız Holding İngiliz Devi United Biscuits'i Satın Aldı

Yıldız Holding, kökleri 184 yıl öncesine dayanan İngiliz bisküvi devi United Biscuits'i satın aldı. Satın almanın 3 milyar dolar karşılığında gerçekleştiği ifade ediliyor. Böylece Türkiye tarihinin şimdiye kadar ki en büyük yabancı şirket satın alması gerçekleşmiş oldu. 2010 yılından bu yana satış masasında olan Unites Biscuits'e Ülker'in yanında ABD'li Kellogg K.N ve Burton's Biscuits de teklif vermişti.

Yıldız Holding, dünyanın altıncı büyük bisküvi üreticisi United Biscuits’i satın almasıyla dünyanın üç numaralı bisküvi şirketi konumuna yükseldi.  United Biscuits’in Avrupa’da 11, Nijerya, Suudi Arabistan ve Hindistan’da da birer olmak üzere toplam 14 fabrikası bulunuyor. Şirketin 7.171 çalışanı var.
Ülker Holding'ten yapılan açıklamada satın alma fiyatı ile ilgili bir rakam yer almadı ancak Reuters'a bilgi veren konuya yakın kaynaklar teklifin 3 milyar dolar civarında olduğunu söyledi.  
Yeni pazarlarda büyüyecek
Bu satın alım ile ana işi olan bisküvi ve atıştırmalık pazarındaki konumunu daha da güçlendirecek olan Yıldız Holding, ek üretim kapasiteleri, yeni pazarlar, iki şirketin dağıtım kanalları ve yeni ürünler ile mevcut işlerini büyütmeye devam edecek. United Biscuits’in lider konumda olduğu İngiltere’nin yanı sıra, Afrika ülkeleri ve Hindistan ile,Fransa, Belçika ve Hollanda gibi Avrupa ülkelerindeki pazar payını artırma fırsatı elde edecek. United Biscuits ise, Türkiye, Ortadoğu, Kuzey Amerika, Çin ve Japonya gibi Yıldız Holding’in bulunduğu pazarlarda büyüme şansı elde edecek.

United Biscuits'in en bilinen markaları arasında McVitie's Digestive yer alıyor
70. yılında dünya üçüncüsü
1944 yılında, United Biscuits’ten dört yıl önce Ülker Pötibör ile yola çıkan Yıldız Holding,  bu satın alım hamlesi ile 70’inci yılında dünyanın en büyük üçüncü bisküvi üreticisi konumuna yükseldi. Satın alım ile ilgili konuşan Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker, “Nohutçu Han’daki atölyede yılda sadece 200 kilo bisküvi üreterek başlanan bu yolculuğun temelinde babam ve amcamın şu felsefesi yatıyor: “Başarının temelinde önce bıkmadan usanmadan çalışmak, dürüstlük ve kaliteli üretim gelir.”  Bu felsefe, 70 yılda bizi Türkiye’nin markası yapmakla kalmadı, dünyaya açılmamızı da sağladı” şeklinde konuştu.

Ülker 1944’te, bu makinenin çarkları arasında başladı.
Yıldız Holding’in her zaman en iyi yaptığı işe odaklandığını, büyüme politikalarında da bu stratejiden şaşmadıklarını kaydeden Ülker, şöyle devam etti:
"Bizim ana işimiz gıda. Yaptığımız tüm yatırımlar bu alanda dünyada söz sahibi olma doğrultusunda gerçekleştirildi. Godiva ve DeMet’s aynı strateji çerçevesinde yaptığımız iki önemli yatırım oldu. United Biscuits de bu noktada iyi bir fırsattı. Biz de bu fırsatı değerlendirmek istedik. Bu büyüklükte bir satın alımı sadece Yıldız Holding için değil, ülkemiz için de önemli bir kazanç olarak görüyorum. Aynı şekilde United Biscuits’in de bu hissedar değişiminden çok faydalanacağını düşünüyorum. Zira şirketin daha az kuvvetli olduğu pazarlarda Yıldız Holding daha kuvvetli olduğu gibi, bazı ürünlerde sınai know-how üstünlüğümüz de var."
1830 yılında kuruldu 
1830 yılında kurulan McVitie&Price’nin 1948 yılında MacFarlane Lang ile birleşmesiyle kurulan United Biscuits, 66 yıllık yolculuğunda pek çok markayı bünyesine katarak bugüne ulaştı. 1962 yılında Crawford's Biscuits ve 1965’te MacDonald's Biscuits’i, 1967’de İngiliz gevrek üreticisi Meredith & Drew’i, 1990’da Hollanda’nın lider bisküvi ve şekerleme şirketi Verkade’i ve 1998’de Campbell Soup Company şirketlerinden Delacre de United Biscuits çatısı altına girdi. 66 yılda dünyanın en büyük altıncı bisküvi üreticisi olmayı başaran United Biscuits halihazırda, doğup büyüdüğü İngiltere pazarının da lideri. Fransa, Belçika, Hollanda ve İrlanda gibi Avrupa ülkelerinde ise ikinci sırada yer alıyor. Satın alım öncesi dünya bisküvi pazarında Mondelez liderliği sürdürürken, Kellogg ikinci, Campbell’s Soup üçüncü, Nestle dördüncü, PepsiCo beşinci ve United Biscuits altıncı sırada yer alıyordu.

United Biscuits 2013 yılındaki 1.1 milyar sterlinlik satışlarıyla ciro bakımından dünyanın en büyük altıncı kurabiye üreticisi konumunda bulunuyor. Şirket İngiliz pazarının yüzde 25'ini elinde tutuyor. Şirket bünyesinde Jaffa Cakes, McVitie's gibi İngiliz tüketicinin yakından tanıdığı köklü markalar bulunuyor.
2010'dan Beri Satışta
İngiliz firma 2010 yılına kadar uzanan uzun bir süreçten bu yana satış tezgahında. Yıldız Holding ise o günden bu yana şirketin talipleri arasında yer almıştı. Ancak şirket bu süreç içinde bir çok teklifi reddetti. Hızlı çorba ürünleriyle öne çıkan şirketlerden biri olan ABD'li Campbell Soup, 2010 yılı ağustos ayında United Biscuits’i 2.3 milyar dolara almak için teklif verdi. Çinli yemek üreticisi Bright Food, United Biscuits’i almak için 2010 yılı eylülde görüşmelere başladı. 3.1 milyar dolar veren Çinli şirket, anlaşmaya varamadı. Alman Intersnack Knabber-Geback şirketi, United Biscuits’i satın almak için 2012’de görüşme yaptı. 644 milyon dolar veren Almanya merkezli şirket de anlaşmaya varamadı.
 

ÜLKER'İN SON DÖNEMDE ALDIĞI ŞİRKETLER
Ülker son dönemde yurtiçi ve yurtdışında çarpıcı satın almalara imza attı. Şirket girişim sermayesi şirketi olan Brynwood Partners’a ait ABD'li DeMet's Candy'yi 221 milyon dolara satın  aldı. Bünyesinde Flo, Polaris ve Kinetix gibi ayakkabı markalarını bulunduran Ziylan Grubu'nun yüzde 50 hissesi Ülker, BİM ve Mater Footwear konsorsiyumuna satıldı. Ülker, 2013 Nisan ayında ise Sabancı'nın da yüzde 40 ortağı olduğu DiaSa marketler zincirini 320 milyon liraya satın aldı. Satış işleminin 500 milyon TL'yi aştığı tahmin ediliyor.
Şirket tesis bazında da satın almalar gerçekleştirdi. Adapazarı Şeker Fabrikası'nın yüzde 98.8'lik hissesi 182 milyon lira karşılığında Yıldız Holding'e satıldı.
United Biscuits'in markaları:
McVitie's Biscuits: 1830 yılından beri üretiliyor. Digestive markalı ürünü favorilerden. Bisküvi ve çikolatanın birlikte kullanılan ürünleri McVitie's Chocolate Digestives, her yıl 71 milyon paketin üzerinde tüketiliyor. The Hobnobs markası ise, 1985’ten beri var.
Jacob's:  İngiltere’nin en hızlı satan krakeri. Tam tahıllı çeşidinden peynirlisine çok farklı versiyonları var. Çocukların tercih edeceği şekilde şekilli kraker üretimleri mevcut.
Twiglets:  Tam buğday ürünü. Mini ve sezonluk paketleri bulunuyor.
BN: Atıştırmalık sandviç bisküvi kategorisinin vazgeçilmez markası.
Go ahead!: 1996’da piyasaya çıktı; sağlıklı bisküvi kategorisinde lider oldu. Diyet ürünleri bulunuyor. (Yogurt Breaks, Crispy Fruit Slices, Fruit Bakes ve Fruity Wafers)
Sultana: ‘Most Sustainable Introduction’ 2009 ödüllü. Belçika ve Almanya pazarında çok tercih ediliyor. Sağlıklı atıştırmalık ve öğün arası atıştırmalık yapıyor.
Penguin:  Çikolatalı bisküvi segmentinde İngiltere’de ikinci sırada. İngiltere’nin en köklü markalarından biri. 79 yıldır piyasada.  Penguenlerin korunmasına yönelik WWF ile ortak “Protect the Penguins” adında bir sosyal sorumluluk projesi yürütüyorlar.
Mini Cheddar: Peynirli atıştırmalık. Soğan, BBQ aromalı çeşitleri var. Mini boyu ile ailelerin çokça tercih ettiği bir marka. 2006’da Ayçiçek yağı ile ürettikleri sağlıklı bir formatı piyasaya sürdüler.

Carr's: Premium kraker markası. ( Carr's Table Water, Carr's Melts range, Carr's Selections ve Carr's Nibbles)
McVitie's Jaffa Cakes:  İngiltere'de bisküvi marketinde dördüncü büyük marka.
Delacre: 1870’de kuruldu; premium Belçika bisküvisi.
Verkade: 1886’da üretime başladı. Bu marka altında bisküvi ve çikolata çeşitleri var. (Bisküvi: San Francisco, Café Noir, Knappertjes, Nizza ve Maria)


Kaynak:hurriyet