se

2 Eylül 2014 Salı

iCloud Hollywood Yıldızlarının Fotoğraflarının Sızdırılması Apple’ın İtibarını Sarstı

31 Ağustos günü akşam saatlerinde ABD’li ünlülerin internete düşen özel fotoğrafları tüm dünyada hızla yankı buldu. iCloud hesapları üzerinden alındığı iddia edilen fotoğraflarda, Jennifer Lawrence, Kate Upton ve Kirsten Dunst gibi çok sayıda ünlü ismin çıplak görüntüleri bulunuyor. İlk olarak 4chan üzerinden çıkan, sonrasında Reddit ve daha birçok sosyal ağ üzerinden yayılan fotoğraflar, internette gecenin konusu haline geldi.
                                                                         @teknofeed
Ancak konunun teknoloji tarafından bakıldığında, Apple’ın çok önemli bir sorunla karşı karşıya kalması mümkün. Özel hayatın bu denli ihlal edilmesi ve bunun da güvenliğiyle ön plana çıkan Apple’ın iCloud bulut hizmeti üzerinden gerçekleşmesi, şirketin güvenilirliği ile birlikte itibarını da ciddi oranda sarsacak bir sorun teşkil ediyor. iCloud hack saldırısının iPhone 6 lansmanına günler kala gerçekleşmesi de, sızıntının Apple karşıtı olabileceği düşüncesini güçlendiriyor. Çok sayıda Apple kullanıcısı, sızıntıdan rahatsızlıklarını Twitter ve diğer sosyal platformlarda dile getirirken, Apple tarafından henüz herhangi bir açıklama gelmiş değil.
Fotoğrafları sızan ünlülerden Mary E. Winstead, konuyla ilgili olarak kocasıyla yıllar önce çektikleri özel fotoğraflara bakan ve bu şekilde paylaşan insanlara seslenirken, fotoğrafların yıllar önce silindiğini ve ulaşmak için büyük çaba harcanmış olması gerektiğini belirtiyor.
Mashable’ın iletişime geçtiği Jennifer Lawrence’ın sözcüsü ise bu sızıntının özel hayatın rezil bir ihlali olduğunu belirterek, yetkililerle iletişime geçildiğini ve Jennifer Lawrence’a ait fotoğrafları paylaşan herkes hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını söylüyor.
Daha çok fotoğraf her dakika sızmaya devam ederken, yetkililerin konuyla ilgili ne yapacağı ve bu saldırının Apple’a nasıl zarar vereceği henüz bilinmiyor.

21 Ağustos 2014 Perşembe

BDDK'dan Kredi Kartlarıyla İlgili Önemli Kararlar

BDDK'nın bugün kamuoyuna duyurduğu "Finansal Tüketicilerden Faiz Dışında Alınacak Ücret, Komisyon ve Masraflara İlişkin Usül ve Esaslar Hakkında Yönetmelik Taslağı'nda kredi kartlarıyla da ilgili çok önemli düzenlemeler yer alıyor.


İşte BDDK taslağında yer alan kredi kartı düzenlemeleri...
ÜCRETSİZ KREDİ KARTI VERİLMEYENE ÜCRETLİ KART DA VERİLMEYECEK
Taslağın 11.maddesi ise kredi kartlarına ilişkin sınırlamalar getiriyor. Buna göre bankalar, müşterilerine yıllık üyelik ücreti ve benzeri ad altında ücret tahsil etmedikleri bir kredi kartı türü sunmak zorunda olacak. Eğer banka, bir tüketicinin ücretsiz kredi kartı başvurusunu 'reddetmiş' ise; o kişiye 'yıllık üyelik ücreti olan' kredi kartı da veremeyecek.
Bankalar, ücretsiz kredi kartının limitini belirlerken; yıllık üyelik ücreti bulunan kredi kartı değerlendirme kriterlerini aynen uygulamak zorunda olacak. Vatandaş isterse, üyelik ücreti alınan kredi kartını, ücret alınmayan kredi kartıyla değiştirebilecek. Banka bu talebi yerine getirmek zorunda olacak
VATANDAŞ, BORCU OLSA BİLE KREDİ KARTINI İPTAL EDEBİLECEK
Taslağa göre vatandaş, kredi kartını istediği zaman iptal ettirebilecek. Banka, kredi kartınızın borcu var, gerekçesiyle vatandaşın bu talebini reddedemeyecek. Vatandaş talebiyle iptal ettirilen kredi kartlarının borç geri ödeme dönemlerinde, banka yıllık üyelik ücreti alamayacak.
SANAL KREDİ KARTINA ÜCRET YOK...
- Banka kartları ile sanal kredi kartlarından yıllık üyelik ücreti alınamayacak. Üyelik aidatı olan kredi kartına ait ek kart ücreti, asıl kart ücretinin yarısından fazla olamayacak.
- Kredi kartı yıllık üyelik ücreti, tüketicinin kartı ilk kullanımını müteakip ve yıllık olarak tahakkuk ettirilecek.
KREDİ KARTI 180 GÜN KULLANILMAZ İSE...
- Kesintisiz olarak, en az yüz seksen gün süreyle hareket görmeyen kredi kartları hareketsiz kart kabul edilecek. Bu kartlara hareketsiz kaldığı müddetçe yıllık üyelik ücreti tahakkuk ettirilemeyecek.
- Tahsil edilemeyen kredi kartı yıllık üyelik ücretleri, tahakkuk tarihinden itibaren en fazla son on iki aylık dönem için sonradan tahsil edilmek üzere bekletilebilecek. Bu dönem zarfında yıllık üyelik ücretlerinin tahsili için finansal tüketicilere icra takibi yapılamayacak. 12 ayın sonunda kredi kartı yıllık üyelik ücreti hala ödenmemiş ise banka ters kayıt yaparak kartı iptal edecek. Ancak banka, vatandaşa kredi kartı yıllık ücretini ödemesi için kredi veremeyecek.
HESAP ÖZETİNE, 2 ÇALINTI KARTA ÜCRET YOK
- Bankalar kredi kartı hesap özeti gönderimi, sanal kart oluşturma ve kullanımı için ücret talep edemeyecek. Yine bir takvim yılı içerisinde kayıp, çalıntı ve benzeri nedenler dolayısıyla gerçekleştirilen iki adete kadar kart yenileme karşılığında ücret alınamayacak.

19 Ağustos 2014 Salı

Rus Pazarı'na Girmek için Avrupa’dan “Made in Turkey” Hilesi

@http://www.learnrussiankiev.com/

Düne kadar Türk üreticileri mallarını daha cazip hale getirmek için Avrupa etiketleri kullanırken, şimdi trend tersine döndü. Rusya’nın uyguladığı ambargo yüzünden tarım ve gıda ürünlerini bu ülkeye satamayan Avrupalı üretici “Made in Turkey” damgası vurmaya başladı.


Rusya ambargosu yüzünden malları elinde patlayan Avrupalı üreticilerin sahtekarlıklara başvurmaya başladıklarını Rusya Tarım Ürünleri Denetim Dairesi “Rosselhoznadzor” tarafından açıklandı. Moskova’nın müttefiki ve Rusların Gümrük Birliği üyesi Beyaz Rusya üzerinden ambargonun delme sahtekarlıklarının gözlenmeye başladığını duyuran kurumun Başkanı Sergey Dankvert, “Avrupa Birliği üye ülkeleri ambargoyu delmek için hile yoluna başvuruyor. Önceki gün Beyaz Rusya üzerinden (Türk malıdır) ibaresiyle Rusya’ya elma, erik, domates ve daha envai çeşit gıda ürünü sokulmak istendi. Biz bu tür sahtekarlıkları mercek altında tutuyoruz. Yapanlar daha büyük zarar eder” dedi.

Bu arada Rusya’nın batılı ülkelere uyguladığı ambargo yüzünden Türkiye, Azerbaycan, Orta Asya Cumhuriyetleri ve Latin Amerika ülkelerinden almayı planladığı gıda ürünlerinin açığı kapatamayacağı tespit edildi. Rusya hükümet kabinesi toplantısında ambargo konusunda açıklama yapan Başbakan Yardımcısı Arkadiy Dvorkoviç, “AB ürünleri üçüncü ülke üzerinden ancak buralarda ikinci derin işlemden geçirilmesi ardından Rusya'ya sokulması mümkün olabilir” açıklamasını yaptı.

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/27033120.asp

15 Ağustos 2014 Cuma

'Üretici Değil, Aracı Kazanıyor' Tezi Doğrulandı

Enflasyonun günah keçisi tarım ürünleri ama üreticinin eline geçen azalıyor.



ANKARA -
Uzun süredir enflasyonun temel sebebi olarak gösterilen tarım ürünlerinde iddia edildiği gibi üreticilerin değil, bunları tüketicilere ulaştıran aracıların fiyatı yükselttiği ortaya çıktı. TÜİK’e göre temmuz ayında tarım ürünleri üretici fiyat endeksi yüzde 0.73 geriledi. Bu dönemde balıkçılık ürünleri yüzde 1.42, tarım ve avcılık ürünleri yüzde 0.74, ormancılık ürünleri fiyatı ise yüzde 0.06 geriledi.

Türkiye’de enflasyonun açıklandığı her dönemde fiyatı en çok artan ürünler arasında üst sırada tarım ürünleri yer alıyor. Bu sebeple kamuoyunda sürekli üreticiler enflasyonun temel sebebi olarak hedefe konuluyor. Ancak Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Tarım Ürünleri Üretici Fiyatları Endeksi verileri, tarım ürünlerindeki fiyat artışının asıl sorumlusunun üreticiler değil, tarım ürünlerini tüketiciye ulaştıranlar olduğunu ortaya koydu. Aylık bazda enflasyonun yüzde 0.45 artış gösterdiği temmuz ayında üreticinin eline geçen fiyatlar artmak bir yana yüzde 0.73 geriledi. Bu dönemde tarım ve avcılık ürünleri fiyatı yüzde 0.74, ormancılık ürünleri endeksi yüzde 0.06, balıkçılık ürünleri endeksi ise yüzde 1.42 geriledi. Yıllık enflasyonun yüzde 9.32 arttığı temmuzda üreticinin yıllık enflasyonu yüzde 6.32’de kaldı. Balıkçılık ürünlerinde yıllık üretici enflasyonu yüzde 4.16 gerilerken, ağırlığı nispeten düşük olan ormancılık ürünlerinde yıllık fiyat artışı yüzde 31.82 seviyesinde gerçekleşti.

Sert kabuklu meyvelerde bile düşüş
Alt gruplara göre yapılan değerlendirmede ise kuraklık ve don etkisiyle tüketicilere yönelik fiyatı oldukça yükselen kayısının da içinde yer aldığı yumuşak-sert kabuklu meyveler grubunda bile aylık bazda fiyatlar yüzde 2.15 geriledi. Bu kategoride çok yıllık bitkilerin fiyatı yüzde 5.97, sert kabuklu meyve fiyatı yüzde 0.42 geriledi.

Bayraktar: Bu koşullarda üretime zorlanıyoruz
Tarım ürünleri üretici fiyat endekslerindeki değişimi değerlendiren Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkanı Şemsi Bayraktar, enflasyonun sorumlusunun çiftçi olmadığının ortaya çıktığını söyledi. İthalat söylemlerinin yersiz olduğunu dile getiren Bayraktar, çiftçinin haziran ve temmuz ayında ürünlerini düşük fiyata satmak zorunda kaldığını bildirdi. Bayraktar bu durumda çiftçinin fiyat istikrarı istemesinden daha doğal bir şey olamayacağını ifade ederken, “Çiftçimiz, sürekli genel enflasyonun altında fiyat artışlarıyla üretimi sürdürmekte zorlanıyor” diye konuştu.

6 Ağustos 2014 Çarşamba

Ebola Salgınından Ölenlerin Sayısı 887’ye Çıktı

DAKAR
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Ebola salgını nedeniyle ölenlerin sayısının 887’ye çıktığını bildirdi.

WHO'nun açıklamasında, virüsün tehlikeli bir şekilde yayıldığı kaydedildi. Ebola salgınının başlamasından itibaren Gine’de bin 600 vaka tespit edildiği, Nijerya’dan da ölüm haberinin gelmeye başladığı bildirildi.

                                                                                 @http://www.aa.com.tr/

Bugüne kadar Gine'de 358, Liberya’da 255, Sierra Leone’de 273 ve Nijerya'da da 1 kişi olmak üzere 887 kişinin Ebola’dan hayatını kaybettiği açıklandı.

-İkinci Amerikalı için gönderilen uçak Liberya’ya indi-

Bu arada, Ebola ile mücadele için Liberya’da gönüllü olarak görev yapan Amerikalı doktor Kent Brantly’in ülkesine ulaşmasının ardından ikinci ABD’linin de tahliye işlemi başladı.

Liberya havaalanı yetkilileri, Ebola’ya yakalanan ikinci ABD vatandaşı Nancy Writebol için gönderilen uçağın pazartesi öğleden sonra Monrovia’ya ulaştığını bildirdi.

Uzun süredir Liberya’da misyonerlik yaptığı belirtilen Writebol’u alacak uçağın salı sabahı erken saatlerde ABD’ye dönüş için havalanacağı ifade edildi.

Saf Meyve Sularına Şeker Eklenemeyecek


06.08.2014
Türk Gıda Kodeksi Meyve Suyu ve Benzeri Ürünler Tebliğine göre, yüzde 100 meyve sularına asitlik düzenleyici veya tatlandırma amacıyla şeker ilave edilemeyecek

ANKARA - Türk Gıda Kodeksi Meyve Suyu ve Benzeri Ürünler Tebliğine göre, yüzde 100 meyve sularına asitlik düzenleyici veya tatlandırma amacıyla şeker ilave edilemeyecek.



Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 30 Aralık 2006'da yürürlüğe giren Türk Gıda Kodeksi Meyve Suyu ve Benzeri Ürünler Tebliği, ilgili AB direktifinde yer alan yeni düzenlemeler esas alınarak yeniden düzenlendi. Bu bağlamda Resmi Gazetenin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe giren yeni tebliğle saf meyve suyu ile diğer içeceklerin ayrımı yapıldı.

Buna göre, "konsantreden üretilen meyve suyu; meyve suyu konsantresine, konsantrasyon sırasında uzaklaştırılan miktarda su ve gerektiğinde işleme sırasında ayrılan aromanın, pulpun ve meyve keseciklerinin tekrar kazandırılmasıyla elde edilen ürün", "meyve nektarı; meyve suyuna, konsantreden üretilen meyve suyuna, meyve suyu konsantresine, su ile ekstrakte edilen meyve suyuna, meyve suyu tozuna, meyve püresine ve/veya meyve püresi konsantresine ve/veya bunların karışımına, şekerlerin ve/veya balın ilave edilmesiyle veya ilave edilmeksizin su ilave edilmesiyle elde edilen, belirtilen özelliklere uygun, fermente olmamış ancak fermente olabilen ürün", "meyve suyu; sağlam, olgun, taze veya soğukta ya da dondurularak muhafaza edilmiş, tek meyvenin veya daha fazla meyve karışımının yenilebilir kısımlarından elde edilen, elde edildiği meyve ve meyvelerin karakteristik renk, aroma ve tadına sahip, fermente olmamış ancak fermente olabilen ürün", "meyve suyu konsantresi, bir veya daha fazla sayıda meyve türünden elde edilen meyve suyundan, fiziksel yollarla suyun belirli oranlarda uzaklaştırılmasıyla elde edilen ürün" olarak tanımlandı.

Eski düzenlemede saf meyve sularına asitlik düzenleyici veya tatlandırma amacıyla şeker ilave edilebilmekteyken, tebliğle bu ürünlere şeker eklenmesi yasaklandı. Ayrıca domates suyu ve konsantreden üretilen domates suyu meyve suyu kategorisine alınarak, bu ürünlere tuz, baharat ve aromatik bitkiler katılabilmesine yönelik düzenlemeye gidildi.

"Konsantreden Seyreltilen Meyve Suyu ve Püresi İçin Minimum Briks (suda çözünür kuru madde) Derecesi Tablosunda" belirtilen briks değerlerini de yeniden düzenleyen tebliğe göre, meyve suyu, konsantreden üretilen meyve suyu, meyve suyu konsantresi, meyve suyu tozu ve meyve nektarı üretiminde asitliği düzenlemek amacıyla limon suyu ve limon suyu konsantresine ilave olarak susuz sitrik asit cinsinden en fazla "3 gram/litre misket limonu suyu" ve/veya misket limonu suyu konsantresi de ilave edilebilecek.

Bu tebliğin yayımı tarihinden önce faaliyet gösteren gıda işletmecileri 31 Aralık 2014 tarihine kadar geçiş sürecini tamamlayacak, yürürlükten kaldırılan tebliğ hükümlerine uygun üretilerek 31 Aralık 2014 tarihinden önce piyasaya arz edilen ürünlerse 31 Aralık 2015'e kadar piyasada bulunabilecek.

Öte yandan yeni tebliğin yürürlüğe girmesiyle Türk Gıda Kodeksi Meyve Suyu ve Benzeri Ürünler Tebliği yürürlükten kaldırıldı.

"150 gram şeker 600 kalori"
Bakanlığın konuya ilişkin yazılı açıklamasında da temel hedefi gıda güvenilirliğini tarladan sofraya etkin bir şekilde sağlayarak tüketici sağlığını en üst düzeyde korumak olan Bakanlığın çalışmalarına devam ettiği ifade edildi.

Son dönemde Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından ekmekteki tuzun azaltılması, kepek miktarının artırılması, kırmızı ve kanatlı etinin karıştırılarak et ürünleri üretilmesinin yasaklanması, temel gıda maddesi ekmekte ve bazı geleneksel ürünlerde katkı maddelerinin kullanılmasının yasaklanması gibi devrim niteliğinde yasal düzenlemeler yapıldığı belirtilerek, bu düzenlemelerin özellikle küresel boyutta tüm dünyada önemli bir halk sağlığı sorunu olan obezite, diyabet ve hipertansiyon gibi hastalıkların azalmasına ve özellikle çocukların daha sağlıklı bireyler olmasında katkı sağlayacağı kaydedildi. Gıdalardaki tuzun azaltılması çalışmalarına devam eden Genel Müdürlük tarafından bugün yayımlanarak yürürlüğe giren Meyve Suyu ve Benzeri Ürünler Tebliği ile gıdaların üretiminde kullanılan şekerin azaltılması çalışmaları ve obezite ile mücadelede önemli bir adım daha atıldığına dikkat çekildi.

Yürürlükten kaldırılan tebliğle meyve sularına 150 gram/litre ilave şeker katılmasına izin verilirken, yeni düzenlemeyle meyve sularında ilave şeker kullanılmasının yasaklandığı ifade edilerek, 150 gram şekerin yaklaşık 600 kalori olduğu düşünüldüğünde bu miktarın günlük diyetten çıkarılmasının tüketicilerin sağlıklı beslenmeleri adına önem arz ettiğine işaret edildi.

Açıklamada, özellikle içerdikleri meyve miktarı bakımından meyveli içeceklerle aromalı içeceklerden farklı ürünler olan meyve suyu ve meyve nektarlarını tüketicilerin bilerek tüketmesi adına yeni düzenlemeler getirildiği de belirtilerek, bu kapsamda meyve suyu etiketlerinde "yüzde 100 meyve suyu" ve "meyve suları ilave şeker içermez" ifadelerinin yer alabileceği bildirildi.

Kaynak: http://www.dunya.com/saf-meyve-suyuna-seker-eklemeye-son-235252h.htm

4 Ağustos 2014 Pazartesi

İş Güvenliği Uzmanlığı Sınavı (Aralık Dönemi) Başvuru ve Sınav Tarihi

İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü İşyeri Hekimliği ve İş Güvenliği Uzmanlığı Sınavı (Aralık Dönemi)



2014-İSG Aralık Dönemi Sınavı, 27.12.2014 tarihinde yapılacaktır.

Sınava başvurular, 3-12 Kasım 2014 tarihleri arasında yapılacaktır.

Mayıs Dönemi Soru ve Cevapları için Tıklayın


1 Ağustos 2014 Cuma

Kendisi 1 Kuruş, Maliyeti 2,64 Kuruş

"1 kuruşlar nerede" sorusu yeniden gündemde. Çinko ve bakır alaşımlı 1 kuruş madeni paranın bugünkü üretim maliyetinin 2,64 kuruş olması "Eritilip satılıyor mu" sorularına neden oluyor.



YAŞAR Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Serpil Kahraman, özellikle, peşin yapılan küsuratlı alışverişlerde para üstü olarak kuruş ödemelerinin yapılmadığı yönünde tüketici şikayetlerinin yoğunlaştığını belirtti.

Kahraman, “Son zamanlarda 1 kuruş sorunu sıklıkla gündeme gelmeye başladı. Zira piyasada 1 kuruş görmek neredeyse imkansız, hatta 1 kuruş madeni paraların tedavülde olmadığını düşünenler dahi var. Bir diğer sorun da 1 kuruşun madeni değerinin 2.64 kuruş olması nedeniyle eritilip satıldığı iddiaları. Darphane'nin tedavüle sürdüğü 1 kuruş miktarı, hiç de azımsanmayacak ölçüde. Sadece geçen yıl 52 milyon 620 bin adet 1 kuruş basılmış. Ancak her iki durumda da kayıt dışı gelirin sağlandığı bir gerçek" dedi.

2005 yılında Türk Lirası'ndan 6 sıfırın atılmasıyla beraber kuruş madeni paralar da tedavüldeki yerini aldı. 2009 yılında da YTL'den TL'ye geçişle birlikte halen kullandığımız madeni paralar basılmaya başlandı. Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü, 2009 yılından bu yılın Temmuz ayına kadar, 3 milyar 984 milyon 543 bin 950 adet madeni para bastı. 75 milyonluk ülkede kişi başına 53 madeni para düşüyor.

1 KURUŞTA KAYIT DIŞI GELİR UYARISI

Vatandaşların, 1 kuruşlarla ilgili şikayette bulunduklarını kaydeden Yaşar Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Serpil Kahraman, “2009 yılından 2013 yılına dek 125 milyon 260 bin adet 1 kuruş tedavüle çıkmış. Madeni para miktarını, ekonomi parametrelerinin diğer unsurlarından bağımsız düşünmek son derece anlamsız olsa da bu sayede 'dolaşımda ne kadar 1 kuruş var' sorusunu da cevaplayabiliyoruz. 'Madem öyle nerede bu 1 kuruşlar' diyebilirsiniz. Aslında sorun tam da bu noktada özellikle tüketici şikayetlerinde yoğunlaşıyor. Tüketiciler, firmaların piyasada 1 kuruşun bulunmayışından yola çıkarak, küsuratlı fiyatlama yoluyla haksız kazanç elde ettiklerini söylüyor. Şikayetler genel olarak iki senaryoda toplanıyor. Diyelim ki ürünün etiket fiyatı 1.99 TL, haliyle 2 TL ödeme yapmış oluyorsunuz veya bir diğer senaryo ürünün bedeli 1.71 TL olsun, bu durumda da muhtemelen 1.75 TL ödeme yapmış olacaksınız, eğer kredi kartı kullanmıyorsanız. Para üzeri almak kuşkusuz tüketicilerin en doğal hakkı olsa da genelde cevaplar, '1 kuruşum yok' oluyor. Sonuç, kayıt dışı gelir. Oysa piyasaya yeteri kadar 1 kuruş sürülüyor. Ancak ülkemizde ekonomik aktivitelerde 1 kuruş madeni paraya ne yazık ki itibar edilmiyor, bu bir gerçek" diye konuştu.

ERİTİLİP SATILIYOR MU?

"Bu 1 kuruşlar nerede" sorusunun sorulduğunu, bir diğer konunun da tedavüle çıktığı tarihte üretim maliyeti 0.89 kuruş olan, çinko ve bakır alaşımlı 1 kuruş madeni paranın, bugünkü üretim maliyetinin 2.64 kuruş olmasından kaynaklandığını ifade eden Kahraman, “Haliyle tedavüldeki 1 kuruşların, birileri tarafından toplanarak, eritilip gelir elde edildiği şeklinde iddialar da mevcut. Sonuç, bu kez başka bir kanaldan, yine kayıt dışı gelir" diyerek iki durumda da ortaya çıkan kayıt dışı gelire dikkat çekti.

EN ÇOK 10 KURUŞ, EN AZ 1 KURUŞ VAR

Darphane, 2009 yılından bu yılın Temmuz ayına kadar en fazla 10 kuruş, en az da 1 kuruş bastı.

5.5 yılda, 1 milyar 37 milyon 241 bin adet 10 kuruş, 953 milyon 946 bin 600 adet 5 kuruş, 859 milyon 691 bin 150 adet 1 lira, 582 milyon 570 bin 100 adet 25 kuruş, 425 milyon 835 bin 100 adet 50 kuruş, 125 milyon 260 bin adet de 1 kuruş madeni para basıldı. Türkiye'de, kişi başına ortalama 53 adet bozuk para düşüyor. Cebimizdeki madeni paralarla, asgari ücretle çalışan 1 milyon 537 bin kişinin maaşları ödenebiliyor.

Kaynak:
 http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/ekonomi/100743/Kendisi_1__maliyeti_2_64_kurus.html

31 Temmuz 2014 Perşembe

Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Uygulama Yönetmeliği 2014

15 Mayıs 2014'te yürürlüğe giren yeni Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Uygulama Yönetmeliği'nde hangi değişiklikler yapıldı? Hisseli tarım arazilerinin satış işlemleri bundan böyle nasıl yapılacak? İşte resmi kararın tam metni...




İlgi : a) 03/10/1997 tarih ve 1997/12 sayılı Genelge.
b) 26/05/2014 tarih ve 23294678-010.07.02/28158 sayılı Duyuru.
c) 20/03/2007 tarih ve 2007/5 sayılı Genelge.

5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu, 15.05.2014 tarih ve 29001 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 6537 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile değiştirilmiştir.

Yeni yasal düzenleme ile asgari tarımsal arazi büyüklüğü ve yeterli gelirli tarımsal arazi büyüklüğü kavramları tanımlanmış, belirlenen büyüklükteki tarımsal araziler üzerinde gerçekleştirilecek mülkiyeti aktarıcı nitelikli işlemlerin yanı sıra, intikal ve miras taksimi işlemlerinde önemli değişiklikler öngörülmüştür.

Kural olarak tarımsal alanlarda gerçekleştirilecek tapu ve kadastro işlemlerinde, tarımsal nitelik taşıyan alanların asgari tarımsal arazi büyüklüğü, yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğü, arazi sınıfları arasındaki dönüştürme katsayıları, tarımsal alanlar arasındaki ekonomik bütünlük vb. kavramların müdürlüklerimizce irdelenerek doğrudan işlem tesis edilmesi mümkün olmadığından söz konusu taleplerle ilgili olarak il/ilçe gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüklerince olumlu görüş verilmesi durumunda işlemlerin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

İl/ilçe gıda, tarım ve hayvancılık müdürlükleri tarafından konuya ilişkin yapılacak değerlendirmede TAKBİS üzerinden alınacak tapu kayıt örneklerinden yararlanılacak, kayıtlarda bir çelişki bulunması durumunda tapu müdürlüklerinden ıslak imzalı kayıt örneği talep edilebilecektir.

5403 sayılı Kanunda 6537 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile, tarım arazileri Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca belirlenen büyüklüklerin altında ifraz edilemeyecek, hisselendirilemeyecek, pay ve paydaş sayısı artırılamayacaktır.

Tarımsal arazinin niteliği konusunda tereddüt oluşması halinde (Örneğin taşınmazın niteliği ham toprak, depolu bahçe, bahçeli ev, içinde ev olan tarla vb. gibi) konunun il/ilçe gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüğüne soru konusu edilmesi gerekmektedir.

Tapu sicilinde tarımsal niteliğiyle kayıtlı taşınmazın imar planı kapsamında olduğunun taraflarca beyan edilmesi durumunda öncelikle ilgili belediye/valiliklerden talep konusu parselin;

- Planı olup olmadığı,
- Planı varsa kullanım amacı,

Soru konusu edilerek alınacak cevabi yazıda, taşınmazın imar planının (nazım, mevzii, uygulama imar planı vb.) bulunduğu ve planda tarımsal alan olarak özgülenmediğinin belirtilmesi halinde ilgi (a) Genelge gereğince işlem yapılacaktır.

Taşınmazın imar planı kapsamı dışında kaldığı veya imar planında tarımsal niteliği korunacak alanda yer aldığının tespiti halinde, tarla/bağ/bahçe/zeytinlik/çayır/üzerinde ev olan tarla vb. tarımsal nitelik taşıyan tüm taşınmazların müstakilen veya hisseli olarak paydaşlara veya üçüncü kişiye devredilebilmesi için; uygulamanın aşağıda öngörüldüğü biçimde yönlendirilmesi gerekmektedir.

A-TARIM ARAZİLERİNDE MÜLKİYETİ AKTARICI İŞLEM YAPILMASI

a) Tapu müdürlüklerince doğrudan yapılabilecek işlemler

1) Devre konu taşınmazın malikinin aynı ilçe sınırları içinde (ilçenin tüm mahalle ve köylerini kapsayacak biçimde) müstakil veya hisseli başka bir tarımsal arazisinin olmadığının TAKBİS üzerinden tespit edilmesi durumunda, taşınmazın veya mevcut payın hisselendirilmeksizin aynen devrine yönelik istemin il/ilçe gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüklerine soru konusu edilmeksizin karşılanması mümkündür.

2) Malikin tarımsal faaliyetinin terki anlamına gelen aynı ilçe sınırları içindeki (ilçenin tüm mahalle ve köylerini kapsayacak biçimde) tüm tarımsal parsellerinin aynı anda paydaş olan/olmayan bir veya birden fazla gerçek veya tüzel kişilere hisselendirilmeksizin mevcut payın aynen devrine yönelik talebinin tasfiye niteliği taşıması nedeniyle, il/ilçe gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüklerine soru konusu edilmeksizin karşılanması mümkündür.

3) Mirasçıların anlaşmak suretiyle terekedeki tarımsal nitelik taşıyan tüm taşınmazları, 5403 sayılı Kanunun 8/C maddesi gereği, tek mirasçıya, iştirak halinde mülkiyet ilkelerine göre aile malları veya kazanç paylı aile malları ortaklığına, mirasçıların kuracağı limited şirkete veya üçüncü kişiye devir taleplerinin il/ilçe gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüklerine soru konusu edilmeksizin karşılanması mümkündür.

4) 3194 sayılı İmar Kanununun 27/3 maddesi gereğince, köy yerleşik alan sınırları içerisinde, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu hükümleri uygulanmaz. Bu nedenle köy yerleşik alan sınırları içerisinde olduğu tespit edilen tarımsal nitelikli taşınmazlara ilişkin işlemlerin doğrudan karşılanması gerekir. Köy yerleşik alan sınırları konusunda tereddüt oluşması halinde durumun kadastro veya il özel idaresi müdürlüğüne soru konusu edilmesi gerekmektedir.

5) Tarım arazisi niteliğindeki Hazine taşınmazları, 5403 sayılı Kanun ile belirlenen büyüklüklerin altında olsa bile hisselendirilerek, pay ve paydaş sayısı artırılmak suretiyle devri mümkündür.

b) Diğer hususların İrdelenmesi

 Tapu müdürlüklerince doğrudan karşılanabilecek istemler dışında her türlü talebin il/ilçe gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüklerine iletilerek alınacak cevabi yazı gereğince işlemlerin yönlendirilmesi gerekmektedir.

B- TARIM ARAZİLERİNDE İNTİKAL/TAKSİM/PAY TEMLİKİ

a) 6537 sayılı Kanunun yayımı (15.05.2014) tarihinden önceki ölümlerde

1) 5403 sayılı Kanunda değişiklik yapan 6537 sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 15.05.2014 tarihinden önceki tarihli ölümlerde intikal taleplerinin elbirliği halinde mülkiyet veya paylı mülkiyet olarak yapılması mümkün olup, intikal işleminden sonra mirasçılar arasında yapılacak olan miras payı temliki, miras taksimi vb. taleplerin kabul edilmesi; mirasçıların üçüncü kişilere olan devir taleplerinin ise 6537 sayılı Kanun uyarınca il/ilçe gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüğüne soru konusu edilmesi gerekmektedir.

2) 15.05.2014 tarihinden önce ölümler nedeniyle tapu sicilinde elbirliği veya paylı mülkiyet olarak intikali yapılmış veya kadastro tespiti nedeniyle tapu sicili kök muris adına veya mirasçıları adına elbirliği veya paylı mülkiyet şeklinde oluşmuş ise, mirasçıların kendi aralarında yapacakları miras payı temliki, miras taksimi taleplerinin kabul edilmesi, mirasçıların üçüncü kişilere olan devir taleplerinin ise 6537 sayılı Kanun uyarınca il/ilçe gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüğüne soru konusu edilmesi gerekmektedir.

3) 15.05.2014 tarihinden önce ve sonra gerçekleşen birden fazla ölümlü intikal işlemlerinde ise iştirak halinde intikal sonrası Kanun öncesi ölenlerin mirasçıları arasında sadece miras payı temliki yapılabilecek, diğer işlemler için ise il/ilçe gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüğünden uygunluk görüşü alınacaktır.


24 Temmuz 2014 Perşembe

İstanbul Baraj Doluluk Oranları Son 10 Yılın Dibinde

24 Temmuz 2014

Geçen hafta sonu sağanak yağışların bıraktığı etki, İstanbul’da barajların doluluk oranlarının düşmesine engel olamadı. Hatta İSKİ'nin barajlardaki ölçüm oranlarını açıkladığı 2005 yılından bu yana ilk kez İstanbul barajlarındaki su seviyesi yüzde 20'nin altına indi ve yüzde 19.87 seviyelerine geriledi.



İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin  (İSKİ) açıkladığı verilere göre İstanbul'un kalan su miktarı 172 milyon 643 bin metreküpe indi. Kente su sağlayan barajlardaki doluluk oranı ise ilk kez yüzde 20'nin altına inerek yüzde 19.87'e kadar düştü. Doluluk oranı bugün 2005 yılından itibaren da en düşük seviyesini gördü. 24 Temmuz tarihlerine bakıldığında en yüksek doluluk oranının yüzde 85,61 ile 2009 yılında gerçekleşmişti. 

Geçtiğimiz günlerde  barajlarının doluluk oranlarıyla ilgili açıklamalarda bulunan Orman Ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, İstanbul barajlarında doluluk oranının düştüğünü ancak Terkos’a Barajı’na 7 noktadan su basıldığını belirtmişti. Bakan “Terkos’ta suyumuz var, Alibey Barajı’nda su yok. Alibey Barajı önceleri aktarma barajıydı. Şimdilerde su kirlenmesin diye 42 kilometre uzunluğunda 2 metre 20 santim çapında borularla suyu Kağıthane’ye direk iletiyoruz. Dolayısıyla Alibey Barajı’nda sadece kendi havzasının suyu oluyordu. O barajda suyun azalması o sebeple normaldir.” şeklinde konuşmuştu.


 24 TEMMUZ TARİHLİ BARAJLARDAKİ SU MİKTARI (METREKÜP)
Öte yandan geçtiğimiz bir yıl içinde barajlarda yaşanan düşüş İSKİ'nin grafiklerine de net bir şekilde yansıyor. Geçtiğimiz yıl Temmuz ayında barajlardaki doluluk yüzde 74.71 iken, Ağustos'la birlikte Mart'a kadar hızla düşmeye başlıyor. Mart ve Nisan aylarında çok hafif bir toparlanma görülse de Mayıs'ta tekrar başlayan düşüş 14 Temmuz 2014 itibariyle doluluk oranını yüzde 19.87'ye kadar düşürdü. 


Kaynak ve görsellerhttp://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/26877014.asp