se

24 Eylül 2014 Çarşamba

TMMOB SOMA MADEN KAZASI RAPORU AÇIKLANDI

18.09.2014

13 Mayıs 2014 tarihinde  Manisa’nın Soma İlçesi’ndeki yeraltı kömür ocağında meydana gelen ve 301 maden emekçisinin ölümüne neden olan Soma katliamıyla ilgili TMMOB raporu 18 Eylül 2014 tarihinde düzenlenen bir basın toplantısı ile açıklandı. TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, Yürütme Kurulu üyeleri Mehmet Besleme, Mehmet Torun, Genel Sekreter Vekili H. Can Doğan'ın katıldığı basın toplantısında açıklamayı Mehmet Torun yaptı.


TMMOBSOMA MADEN KAZASI RAPORU BASIN AÇIKLAMASI
13 Mayıs 2014 tarihinde Manisa’nın Soma İlçesi’ndeki yeraltı kömür ocağında meydana gelen faciada, aralarında 5 maden mühendisinin de bulunduğu 301 maden emekçisi yaşamını yitirmiştir. Meydana gelen facia; Dünya madencilik tarihinin en acı olaylarından biri olarak kayıtlara geçmiştir. Söz konusu olay, yirmi birinci yüzyılın en büyük maden kazası olarak nitelenmekte olup, içinde bulunduğumuz yüzyılda böylesi bir facianın yaşanmış olması, Dünya madencilik çevreleri tarafından şaşkınlıkla karşılanmıştır.
Raporun daha detaylı ve sağlıklı yazılabilmesi için, ilgili Bakanlıklardan olayın meydana geldiği yeraltı ocağında  inceleme yapma talebimiz kabul görmemiştir. Bu konuda TMMOB ve TTB  yasal hakkını kullanarak kararın iptalini isteyecektir.
Facianın yaşandığı Eynez Sahası Karanlıkdere mevkiindeki IR 4009 ruhsat numaralı yeraltı kömür ocağının ruhsatı, bir kamu kuruluşu olan TKİ’ye aittir. Bununla beraber, söz konusu ocaktan kömür üretimi işi “hizmet alım sözleşmesi” kapsamında özel bir firmaya ihale edilmiştir.
Olay, henüz bütün yönleriyle aydınlatılamamıştır. Ancak, ocaktaki kömür damarlarının kendiliğinden yanmaya müsait olduğu, hem bilimsel çalışmalarla belirlenmiş hem de pratikte yaşanan pek çok olayla eskiden beri bilinmektedir. Eldeki mevcut veriler, ölüm nedenleri ve tanık ifadeleri; olayın, kömürün kızışması (oksidasyonu) sonucu meydana geldiğini göstermektedir. Olayın, galeride kesilen fay atımlarıyla ezilmiş ve parçalanmış durumda olan kömür pasajlarının oksijenle sürekli teması sonucu kızışması ile daha önce çalışılan ve kömürü tam olarak alınamayan bölgede (eski imalat) oluşan yangının istenmeyen bir şekilde ana galeriye ulaşması sonucunda  meydana gelmiş olması ihtimal dahilindedir.
Saat 14.30-15.00 civarlarında fark edilen olaya müdahale edilmeye çalışılmış, sorunun ciddiyetinin arttığı anlaşıldığında komşu işletmelerden destek talep edilmiştir. Saat 17.00 civarında, hava giriş tarafındaki çok sayıda işçinin ocaktan çıkışının sağlanmasının ardından, hava yönü tersine çevrilmiş, bu arada ulusal düzeyde kurtarma ekipleri de ilçeye yönlendirilmiştir. Kurtarma çalışmaları sonucunda, 301 madenciye cansız olarak ulaşılmıştır.
İlk açıklamalarda trafo patlaması olarak belirtilen ve olağan bir kaza izlenimi verilmeye çalışılan felaket, boyutları itibari ile ülkemizde yaşanan en büyük “iş cinayeti” durumundadır. Facia, hem “madencilik” hem de “işçi sağlığı ve güvenliği” alanında son 12 yıldır ağırlaştırılmış bir biçimde sürdürülen “özelleştirme”, “piyasalaştırma” ve “taşeronlaştırma” politikalarının çöktüğünü göstermektedir.
Çok açıktır ki Soma’da yaşanan felakete, şirketin “ne pahasına olursa olsun, maliyeti düşürme ve üretimi kesintisiz sürdürme” politikası neden olmuştur. Görünen tablodan yalnızca bu şirket sorumlu olamaz. Bu üretim modelini yaratan, kömür madenleri ve linyit sahalarını ihalelerle devredenler ve denetim sorumluluklarını yerine getirmeyenler de yaşanan iş cinayetlerinden birinci derecede sorumludur. Bu model, 3-5 firmanın ve bunlara bağlı çalışan “dayıbaşı taşeronlarının” çıkarına ve binlerce işçinin kölelik koşullarında çalıştırılması pahasına ne ekonomik olarak ne de vicdani olarak sürdürülemez. Türkiye’de kömür madenciliğinin mevcut koşullarda sürdürülmesi, göz göre göre iş cinayetlerine davetiye çıkarmaktır.
13 Mayıs günü meydana gelen facianın yaşandığı saha, 2006 yılında hizmet alım sözleşmesi ile önce bir firmaya verilmiştir. Firma, bu ocakta yılda ancak 1.5 milyon ton maksimum üretim yapılabileceğini, bu üretimin gerçekleştirilebilmesi için de toplamda 800 işçi istihdamının mümkün olabileceğini TKİ kurumuna rapor etmiştir. Üretim sırasında kömürün yanıcı olması ve güvenli işletme maliyetinin yüksek olması nedeniyle firma, rödovans ön ödemesini yakarak sahadan çekilmiştir. Aynı sahanın, 2009 yılında Soma Kömürleri A.Ş.’ne devri yapılmıştır. Soma Kömür A.Ş.’nin en az 1.5 milyon ton/yıl üretim yaparak 10 yılda belirlenen alandaki kömürü üretmesi planlanmıştır. Soma Kömür AŞ. üretimi hızla arttırmış ve 2009 yılında 230 bin ton olan üretim 10 kattan fazla arttırılarak 2010 yılında 2,6 milyon tona yükseltilmiştir. Üretimdeki hızlı artış, daha sonraki yıllarda da devam etmiş ve 2012 yılında 3,8 milyon ton düzeyine kadar ulaşmıştır. İşçi sayısı da 3.000’lere ulaşmıştır. Son dört yılda yaşanan hızlı üretim artışları son derece çarpıcıdır. Söz konusu üretim düzeyine bu kadar kısa süre içerisinde çıkılmasının sahanın fiziksel dengelerini olumsuz yönde etkilemiş olabileceği hususu ciddiyetle ele alınmalıdır. Gerekli emniyet yatırımları yapılmaksızın eski havalandırma ve galeri alt yapısıyla sırf kâr amacı güdülerek çok yüksek üretim seviyesine çıkılmış ve çalışanların hayati önemdeki emniyet tedbirleri ihmal edilmiştir.
Ayrıca, ocakta, görece dar bir alanda çok fazla pano aynı anda çalışılmış, üretim zorlaması ve emek yoğun çalışma nedeniyle panolardaki işçi sayısı giderek artış göstermiş, dolayısıyla kaza riski de hızla yükselmiştir.
Kömür madenciliğinin en zoru, Soma Havzası gibi, kendiliğinden yanmaya elverişli olan ve metan içeren kömür yataklarında yapılanı olup bu tür yataklarda havza bütünüyle planlanmalı, bilim ve teknolojiden en üst düzeyde yararlanarak tek elden işletilmelidir. Oysa “havza” niteliğinde olan maden sahaları; ülkemizde belli belirsiz rezervler üzerinden üretim hedefleri konularak hizmet alımı ve/veya taşeronlaştırma yoluyla işlettirilmektedir. Yaşananlar bize göstermektedir ki; Soma faciası ve benzeri çok ölümlü kazalar adı “özelleştirme” olmaksızın, özelleştirme araçları olarak devreye sokulan hizmet alımı ve/veya taşeronlaştırmanın sonucudur.
İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin temel amacı, işyerinde çalışan tüm işçilerin hiçbir koşulda kazaya uğramayacağı bir ortamın yaratılmasını ve kazaya neden olabilecek tüm koşulların iş ortamından bertaraf edilmesini sağlamaktır.
Türkiye’de işçi sağlığı ve iş güvenliği sisteminin yaşama geçirilmesi için oluşturulmuş olan mevzuat sistemsel sorunları çözecek yeterlilikte ve nitelikte değildir. Uygulanamayan, her şeyin kağıt üzerinde kaldığı bir işçi sağlığı ve iş güvenliği sisteminin yürütülebilmesi mümkün değildir. 6331 Sayılı Yasa ile işverene verilen işçi sağlığı ve güvenliği hizmetlerini ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden satın alabilme hakkı, özünde işçi sağlığı ve güvenliği sisteminin de taşeronlaştırılması demektir.
Soma faciasının temel nedenlerinden biri de, bilgi ve teknoloji üretemeyen sistemin, dünya piyasaları ile rekabet edebilmenin en kolay yolu olarak, ucuz ve güvencesiz emek üzerinden üretim yaptırmayı model olarak benimsemiş olmasıdır. Türkiye’de uygulanan ekonomik sistem, sermaye birikim koşullarına ve madencilik sektörünün özgün yapısına bakıldığında, yapısal olarak “kaza” üreten bir sistemdir. Büyüme ve küresel piyasalarla rekabet edebilme adına uygulanan üretim zorlaması, uzun çalışma saatleri, işçi maliyetlerinin düşürülmesi, bir maliyet unsuru olarak görülen işçi sağlığı ve iş güvenliğinden yapılan fedakarlıklar; daha kötü çalışma koşullarını ve kazaları beraberinde getirmekte, sonrasında yaşananlar ise kalkınma için bu koşullara katlanılması gerektiği söylevine, işin fıtratına bağlanmaktadır. Soma faciası, tüm bu dinamiklerin yaşandığı acılarla yüklü, olumsuz bir tablodur.
Facia sonrası, tepkileri azaltmak için her zaman olduğu gibi suçlu ve kurban arama süreci başlamıştır. Kazanın akabinde Başsavcının, “gözaltına alacağımız herkes işçilerle birlikte öldü” beyanı ile ölen mühendisleri işaret etmiş olması, sistemin yaratmış olduğu bu facianın, sadece birkaç mühendise yüklenerek çözümlenmek istenilmesi ve sistemden kaynaklı sorunların örtülmek istenilmesinden kaynaklanmaktadır. Bu durum, Soma Kömür İşletmeleri A.Ş., TKİ, MİGEM, ETKB, ÇSGB ve Hükümetin yaşanan faciadaki  sorumluluklarını ortadan kaldırmamaktadır.
Kuşkusuz facianın oluş nedenlerinin ortaya konulması, sorumlulukların belirlenmesi, bundan sonra olabilecek faciaların önlenmesi için önemlidir, ancak yeterli değildir. İş kazaları ve meslek hastalıklarının önüne geçilebilmesi için bundan sonra işyerlerinde “önce insan, önce sağlık ve önce iş güvenliği” anlayışı yerleştirilmeli, tüm süreçlerde öncelik işçi sağlığı ve iş güvenliğinde olmalıdır.
301 maden emekçisinin yaşamını yitirmesine neden olan ve yirmi birinci yüzyılın en büyük maden katliamı olarak nitelenen Soma faciası, ülkemizde büyük acılara neden olmuştur. Birlik olarak sorumluluğumuz ve görevimiz, kazanın nedenlerini en net ve somut biçimde kamuoyuna sunmaktır.
Kamuoyunun ihtiyacı olan detaylı bir teknik raporun hazırlanması, faciaya neden olan teknik ihmal ve hataların net olarak tespit edilebilmesi için; ocağa girilebilmesi, istenen bilgi, belge ve kayıtların Birliğimizle paylaşılması gerekmektedir. Ama bugün için kesin olan şudur; bu kadar işçimiz ve meslektaşımızın canına mal olan katliamın temel nedeni, 80’li yıllardan itibaren sürdürülen ve AKP hükümeti tarafından da kılavuz edinilen emek düşmanı neoliberal politikalar ve uygulamalarıdır.
Hükümet yetkililerinin, “bu işin fıtratında vardır” söylemleri, bilimin ve tekniğin karşısında aldıkları pozisyonu özetlemekte olup, hükümet; 301 vatandaşın can güvenliğini sağlayamadığı için hukuki ve vicdani sorumluluk ilkeleri gereği istifa etmelidir.

Kaynak : http://www.tmmob.org.tr/icerik/tmmob-soma-maden-kazasi-raporu-aciklandi#sthash.ENvLeBDY.dpuf

19 Eylül 2014 Cuma

Yine o Açıklama: Bu İşin Fıtratında Var

Bartın'da göçük! Bir Çinli işçi öldü

Bartın’ın Amasra İlçesi’nde Hattat Holding’e ait bir maden ocağında yaşanan kazada 1 Çinli işçi hayatını kaybetti. Kazadan sonra hurriyet.com.tr'ye konuşan madenin sahibi Mehmet Hattat olaya çok üzüldüğünü söyleyerek, "Maalesef böyle bir kaza yaşandı. Sayın reis-i cumhurumuzun söylediği gibi bu işin fıtratında kaza var" diye konuştu.

                                                                          @hurriyet
Bartın’ın Amasra İlçesi’nde Hattat Holding’e ait bir maden ocağında yaşanan kazada 1 Çinli işçi hayatını kaybetti.  Kaza, saat 11.00 sıralarında Tarlaağzı mevkiinde faaliyet gösteren özel şirkete ait kömür ocağında meydana geldi. Maden ocağında Çinli işçilerin hazırlık işlerini yürüttüğü bölgede yan taraftaki kömür yığınlarının çökmesi sonucu göçük oluştu. İşçilerden 2'si, kömür yığınlarının altında kaldı. İşçiler, mesai arkadaşlarının çalışması sonucu göçükten kurtarılarak ocaktan çıkarıldı. Ancak işçilerden birisi hayatını kaybetti. Diğer işçi ise ambulansla Bartın Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

SADECE GALERİ AÇILIYOR
Kazayla ilgili olarak hurriyet.com.tr’ye konuşan Hattat Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Hattat, madende mahsur kalan hiçbir işçinin olmadığını belirterek, “Biz madenimizde 220 Çinli işçi çalıştırıyoruz. Çinliler bu işten anlıyor. Maalesef böyle bir kaza yaşandı. Mercedes araba kullansanız da kaza oluyor Fiat araba kullansanızda… Maalesef Reis-i Cumhurumuzun söylediği gibi bu işin fıtratında kaza var. Trafik kazaları da fazla oluyor” diye konuştu. Hattat’ın verdiği bilgilere göre Bartın’daki madende henüz kömür çıkarılmıyor sadece kömür galerileri açılıyor.

Türksat 4A Uydu Güncelleme/Ayarlama İşlemi Nasıl yapılır?

Türksat 4A uydusunu ayarlama İşlemi nasıl yapılır? Türksat, bu gece itibari ile uydu frekanslarını Türksat 4A’ya geçirmeyen kullanıcıların kanallarını kapadı. Türksat 4A’ya geçiş için frekanslarınızı otomatik olarak arama yaptırmanız gerekiyor. Tüm TV ve radyo yayınları bu sabahtan itibaren yeni uyduya aktarıldı ve birçok kanalın frekansı değişti.Türksat 2A haberleşme uydusunun ömrü 2016 yılının başında tamamlanacağından dolayı söz konusu uydu üzerindeki yayınlar Türksat 4A haberleşme uydusuna aktarıldı ve yeni TV kanallarıyla birlikte Türksat uyduları üzerindeki TV kanal sayısı 500’ün üzerine çıktı.

Türksat Kanal Güncelleme Sistemi (TKGS) ile uyumlu uydu alıcıları yeni frekansları otomatik olarak güncelleyecektir. Yeni uydu alıcısı alacak kullanıcıların TKGS uyumlu uydu alıcılarını tercih etmeleri tavsiye edilmektedir. TKGS uyumlu uydu alıcılarının listesi aşağıdaki gibi:
Marka
Model
Neta
HD6400
Neta
HD6010 CI
Neta
HD 6500
Sunny
AT-14520
Sunny
AT-19420
Özak
Olimpia 7100 HD
Özak
Olimpia 8100 HD
Amstrad
Mni Scart/HD Plus
Amstrad
MD 115 HD PVR
Next
NextStar YE-18000HD
Next
Next Minix HD Cool
Next
Next Minix HD Brother
Next
Next Minix Black Plus
Next
XBOX Mini HD
Next
Next Minix HD Tango
Vestel
3D SMART 42PF8575
Vestel
3D SMART 50PF8575
Vestel
3D SMART 47PF9090
Vestel
3D SMART 55PF9090
Vestel
SMART 32PF7070
Vestel
SMART 32PF7070B
Vestel
SMART 32PF7070K
Vestel
SMART 32PF7070P
Vestel
SMART 32PF7175
Vestel
SMART 32PF7175B
Vestel
SMART 40PF7070
Vestel
SMART 40PF7070B
Vestel
SMART 40PF7070K
Vestel
SMART 40PF7070P
Vestel
3D SMART 42PF8175
Vestel
SMART 42PF7175
Vestel
SMART 42PF7175B
Vestel
SMART 48PF7175
Vestel
SMART 50PF7070
Vestel
SMART 50PF7070B
Vestel
3D SMART 50PF8175
Vestel
SMART 50 PF7175
Vestel
SMART 50 PF7175B
Global Partner
Staytech 3DHD
 Otomatik Yapamayanlar İçin

Diğer uydu alıcıları içinse, 11844 MHz frekansı, Dikey V-polarizasyon, 2222 Sembol Oranı, FEC ¾ veya 11747 MHz frekansı, Yatay H-polarizasyon, 27500 Sembol Oranı ve FEC 5/6 değerleri girilerek “Şebeke Taraması” yapılmalıdır.
Türksat 4A haberleşme uydusu, 42° Doğu yörüngesinde (Türksat 2A ve Türksat 3A uyduları ile birlikte) hizmet vereceğinden, uydu üzerindeki yayınları izlemek için ek bir antene ihtiyaç olmadığı gibi mevcut anten ayarlarında da herhangi bir değişiklik yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
Yeni uydularıyla bölgesindeki liderliğini güçlendiren Türksat, 42° yörüngesinde kullanıcılara daha fazla TV ve radyo kanalı izleme imkânı sunmaktadır.
Kanalları tek tek frekanslara ayarlamak zor olacağı için Türksat, kullanıcıların uydu alıcılarında standart kanal arama yöntemleriyle kanal listelerinin yeni frekanslara göre güncellenmesinde yaşayacakları zorlukları gidermek amacıyla, Türksat A.Ş. 2013 yılında hizmete sunduğu TKGS sistemini birçok uydu alıcısı üreten firmanın ürünlerine tanımlatıyor. Bu şekilde uydu alıcılarını satın alanların TV ve radyo kanallarında meydana gelecek değişiklikler otomatik olarak güncellenebiliyor.

TÜRKSAT 4A YENİ UYDU FREKANSLARI İÇİN TIKLAYINIZ
HABERİN DEVAMINDA TAM LİSTE BULUNMAKTADIR
Uydu Alıcılarınızı Nasıl  Ayarlayacaksınız?
Türksat Kanal Güncelleme Sistemi (TKGS) ile uyumlu uydu alıcıları yeni frekansları otomatik olarak güncelleyecektir. Yeni uydu alıcısı alacak kullanıcıların TKGS uyumlu uydu alıcılarını tercih etmeleri tavsiye edilmektedir.

ADIM ADIM UYDU ALICISI AYARLAMA

  1. ADIM 
Önce menü tuşuna basın. Açılan menüden, uydu alıcısının marka ve modeline göre; "Kanal Arama" - "Manuel Arama" - "Kanal Ekleme" - "El ile Arama" gibi menülerden hangisi belirliyor ise AŞAĞI - YUKARI OK TUŞU ile ona gelin.
  2. ADIM 
Açılan pencerede yine uydu alıcısının marka ve modeline göre: "TP Frekansı" - "Alış Frekansı" - "Frekans" - "Uydu Frekansı" seçeneklerinden biri belirecektir. AŞAĞI - YUKARI OK TUŞU ile o seçeneğin üstüne gelin. Uzaktan kumandanızın rakam tuşlarını kullanarak FOX HD için "12329"u, FOX SD için "12336" yı girin.   
  3. ADIM 
Yine aynı pencerede "Sembol Oranı" ya da "Sembol Rate" yazan bir seçenek bulunacaktır. Bu seçeneğin üstüne gelerek, oradaki boş alana kumandanın rakam tuşlarıyla FOX HD için "6666"u, FOX SD için "5520" yı girin.
  4. ADIM 
Yine aynı pencerede bulunan, "POLARİZASYON" ya da "Pol" şeklinde bir yazı göreceksiniz. Bunun üstüne gelerek, SAĞ-SOL OK TUŞLARI ile "Yatay" (Horizantal)'ı seçin. 
  5. ADIM 
Yine aynı menü penceresinde bulunan. "FEC Kodu" ayarını yapmak içinde kumandanın SAĞ-SOL OK TUŞLARINI kullanarak FOX HD için "2/3"ü, FOX SD için "3/4"ü seçin. Bazı uydu alıcısı (Receiver) modellerinde. FEC Kodu girmek için herhangi bir alan bulunmaz. Eğer sizin uydu alıcınızda da FEC Kodu girmek için bir seçenek yok ise bu kodu girmenize gerek yok demektir.
  6. ADIM  
Son olarak kumandanızın "OK" tuşuna basın. Böylece uydu alıcınızın FOX'un yayını alabilmesi için gerekli olan bilgileri kaydetmiş oluyorsunuz. Artık yapmanız gereken tek şey FOX'y arattırmak... Bunun için de uydu alıcınızın (Receiver) modeline göre "Aramayı başlat" ya da "TP Tara" tuşlarıyla aramayı başlatabilirsiniz. Arama işlemi bittikten sonra. Uydu alıcısı (Receiver) bulduğu kanalı listenin en sonuna kaydedecektir.

TÜRKSAT 4A YENİ UYDU FREKANSLARI İÇİN TIKLAYINIZ
Uydu Alıcılarınızı Nasıl  Ayarlayacaksınız?
Türksat Kanal Güncelleme Sistemi (TKGS) ile uyumlu uydu alıcıları yeni frekansları otomatik olarak güncelleyecektir. Yeni uydu alıcısı alacak kullanıcıların TKGS uyumlu uydu alıcılarını tercih etmeleri tavsiye edilmektedir.

Diğer uydu alıcıları, 11844 MHz frekansı, Dikey V - polarizasyon, 2222 Sembol Oranı, FEC ¾ veya 11747 MHz frekansı, Yatay H-polarizasyon, 27500 Sembol Oranı ve FEC 5/6 değerleri girilerek “Şebeke Taraması” yapılması gerekmektedir.
Türksat 4A Yeni Frekans Bilgileri için Tıklayınız

Kaynak:siirtajans.com

15 Eylül 2014 Pazartesi

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI YERLİ MALI TEBLİĞİ

13 Eylül 2014  CUMARTESİ
Resmî Gazete
Sayı : 29118
Amaç ve kapsam
MADDE 1  (1) Bu Tebliğin amacı, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında fiyat avantajı uygulanacak mal alımı ihalelerinde istekliler tarafından teklif edilen malın yerli malı olduğunun belirlenmesi ve belgelendirilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.
Dayanak
MADDE 2  (1) Bu Tebliğ, 4734 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar ve kısaltmalar
MADDE 3  (1) Bu Tebliğde geçen;
a) Bakanlık: Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığını,
b) Borsa: Ticaret borsalarını,
c) Eksper: Oda/borsa tarafından belirlenen konusunda uzman kişiyi veya Üniversitelerin ilgili bölümlerinden konularında uzman kişiyi,
çİdare: İhaleyi yapan 4734 sayılı Kanun kapsamındaki kurum ve kuruluşları,
d) İstekli: Mal alımı ihalelerine teklif veren tedarikçiyi,
e) Oda: Ticaret ve sanayi odası, ticaret odası, sanayi odası ve deniz ticaret odası, esnaf ve sanatkârlar odasını,
f) TESK: Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonunu,
g) TOBB: Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğini,
ğ) Yerli malı belgesi: 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa göre yapılacak mal alımı ihalelerinde istekliler tarafından teklif edilen malın yerli malı olduğunu gösteren belgeyi,
ifade eder.

Yerli malı
MADDE 4  (1) Sanayi ürünlerinin yerli malı olarak kabul edilebilmesi için aşağıdaki şartlar aranır:
a) Bakanlık tarafından düzenlenen Sanayi Sicil Belgesine sahip sanayi işletmeleri tarafından üretilmesi ve Sanayi Sicil Belgesindeki  “Üretim Konusu içeriğinde yer alması.
b) Tamamen Türkiyede üretilen veya elde edilen ürünler ile üretim sürecinin önemli aşamalarının ve ekonomik yönden gerekli görülen en son esaslı işçilik ve eylemin Türkiyede yapılmış olması.
c) Ürünün yerli katkı oranının en az %51 olması.
(2) Gıda ve tarımsal ürünlerin yerli malı olarak kabul edilebilmesi için aşağıdaki şartlar aranır:
a) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca düzenlenen İşletme Kayıt veya Onay Belgesine sahip işletmeciler tarafından üretilmesi.
b) Tamamen Türkiyede üretilen/yetiştirilen veya elde edilen ürünler ile üretim sürecinin önemli aşamalarının ve ekonomik yönden gerekli görülen en son esaslı işçilik ve eylemin Türkiyede yapılmış olması.
c) Tarıürünleri için Çiftçi Kayıt Sistemi Belgesi veya Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının ilgili Kayıt Belgesine (Örtüaltı Kayıt Sistemi ve benzeri) sahip firmalar tarafından üretilmesi.
(3) Türkiyede toplanan bitkisel ürünler, Türkiyede doğan ve yetiştirilen canlı hayvanlar ve bunlardan elde edilen ürünler, Türkiyede yetiştirilen ve avlanan su ürünleri yerli malı kabul edilir. Bunların dışındaki ham tarım, hayvancılık ve su ürünleri, tamamen Türkiyede üretilmesi veya üretim sürecinin önemli aşamalarının ve ekonomik yönden gerekli görülen en son esaslı işçilik ve eylemin Türkiyede yapılmış olması şartıyla yerli malı kabul edilir.
(4) Türkiyede çıkarılan madenler ve madencilik ürünleri ile birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarda belirtilenürünler dışında kalan veya bu kategorilerin hiçbirine girmeyen diğer ürünler; tamamen Türkiyede üretilmesi veyaüretim sürecinin önemli aşamalarının ve ekonomik yönden gerekli görülen en son esaslı işçilik ve eylemin Türkiyede yapılmış olması şartıyla yerli malı kabul edilir.
(5) İkinci, üçüncü, dördüncü fıkralarda sayılan ürünlerden sanayi ürünü olarak değerlendirilenlerin yerli malıkabul edilebilmesi için ayrıca birinci fıkranın (a) ve (c) bentlerinde sayılan şartlar da aranır.
(6) Serbest bölgeler mevzuatı ile gümrük mevzuatı göönünde bulundurularak, yerli malı kriterlerine ilişkin bu Tebliğde yer alan gerekli şartların sağlanması kaydıyla serbest bölgede faaliyet gösteren işletmelerin ürettikleriürünler yerli malı kabul edilir.

Yerli katkı oranı
MADDE 5  (1) Yerli katkı oranı, aşağıdaki formüle uygun olarak üretici tarafından hesaplanır. Yerli katkıoranı hesabını içeren evrak, teknik yönden eksper tarafından, mali yönden ise serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir ya da yeminli mali müşavir tarafından tetkik edilerek, hesaplamanın doğruluğu ve resmi kayıtlara uygunluğu açısından teyit edilir ve imzalanır. İmzalanan yerli katkı oranı hesabını içeren evrak, aksi yönde bir tespitin bulunması halinde her türlü idari, hukuki ve cezai sorumluluğu kabul ettiklerine dair üretici veya üreticiyi temsil ve ilzama yetkili kişi/kişiler tarafından imzalı bir taahhütname ekinde yerli malı belgesini düzenleyecek ilgili odaya/borsaya teslim edilir.
             Nihai Ürün Maliyet Tutarı(TL)Nihai Ürüİçindeki İthal Girdi Maliyet Tutarı (TL)
Yerli Katkı Oranı = —————————————————————————————————— x100
             Nihai Ürün Maliyet Tutarı (TL)
(2) Nihai ürünü teşkil eden yerli ve ithal girdi maliyetlerinin hesaplanmasında aşağıdaki kalemler dikkate alınır:
a) Kullanılan doğrudan ve dolaylı malzeme giderleri.
b) Doğrudan ve dolaylı işçilik giderleri.
c) Ürünle ilgili genel giderler.
(3)  Yurt içinden temin edilen girdilerin ithal olup olmadığı hakkında menşe kontrolü yapılır, girdi ithal ise ithal girdi hesaplamasına dahil edilir.
(4) İthal girdi tutarının hesaplamasında, ithal girdinin fabrikaya teslim fiyatı ve teslim tarihindeki Merkez Bankası döviz satış kuru dikkate alınır.
(5) İlgili oda/borsa tarafından kontrol edilerek onaylanan yerli katkı oranı, yerli malı belgesine dercedilir.
(6) Yerli katkı oranı hesabında üretici tarafından oda/borsaya sunulan ticari sır niteliğindeki bilgiler, kanunen yetkili mercilerden başkasına açıklanamaz, verilemez ve kendileri veya başkalarına menfaat sağlamak veya zarar vermek amacıyla kullanılamaz. Bu kapsamda oda/borsa, ticari sırlarla ilgili bilgi ve belgelerin korunmasını sağlamak amacıyla her türlü tedbiri almakla yükümlüdür.

Yerli malı belgesi
MADDE 6  (1) Yerli malı belgesi, üreticinin kayıtlı olduğu TOBB veya TESKe bağlı oda/borsa tarafından düzenlenir.
(2) Yerli malı belgesi için standart form kullanılır. Yerli malı belgesi standart formunda en az aşağıdaki bilgiler bulunur:
a) Belgenin veriliş ve geçerlilik tarihi,  numarası.
b) Üreticinin unvanı, iletişim bilgileri (işyeri adresi, telefon, faks numaraları, e-posta adresi).
c) Üreticinin Vergi Kimlik Numarası, TC Kimlik Numarası, Merkezi Sicil Kayıt Sistemi Numarası.
ç) Sanayi Sicil Numarası, Ticaret Sicil Numarası/Esnaf Sicil Numarası ve oda/borsa Sicil Numarası.
d) Kapasite raporu tarihi, numarası ve geçerlilik tarihi.
e) Ürün adıürünüözelliğine göre varsa marka adı, modeli, seri numarası, cinsi, Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu Numarası.
f) 4 üncü maddenin  ikinci fıkrasında sayılan belgelere ilişkin tarih, sayı ve geçerlilik tarihi bilgileri.
g) Yerli katkı oranı.
ğÜrünün teknoloji düzeyi (düşük/orta-düşük/orta-yüksek/yüksek).
h) Müstahsil makbuzu veya faturanın seri numarası/örneği ve maden ruhsatının adı, tarihi, cinsi, grubu ve numarası.
ı) Belgeyi düzenleyen oda/borsanın adı ve mührü, imzalayanın adı ve soyadı.
i) Belgelendirme kriterlerine ilişkin diğer bilgi ve belgeler.
(3) Yerli malı belgesi standart formu ile taahhütname TOBB ve TESK tarafından Bakanlığın uygun görüşüalınarak belirlenir.
(4) Yerli malı belgesinin geçerlilik süresi düzenlenme tarihinden itibaren bir yıldır.
(5) Yerli malı belgelerine ilişkin bilgiler, TOBB ve TESK tarafından hazırlanan ve web üzerinden erişim sağlanabilen bir veri tabanında tutulur.
(6) Yerli malı belgelerine ilişkin bilgiler TOBB ve TESK tarafından altı ayda bir Bakanlığa sunulur.
Belgelendirme
MADDE 7  (1) Bu Tebliğe uygun olarak yapılacak belgelendirme işlemlerine ilişkin uygulama esasları, TOBB ve TESK tarafından Bakanlığın görüşü alınarak belirlenir. Yerli katkı oranının hesaplanmasında hangi belgelerin dikkate alınacağı bu uygulama esaslarında belirtilir.
(2) Üretici dışındaki istekliler tarafından teklif edilen mallar için kullanılmak üzere; üretici yerli malı belgesini orijinaline uygun olarak çoğaltarak ürün ile birlikte piyasaya sunabilir. Ancak üretici tarafından çoğaltılarak ürünle birlikte piyasaya sunulan belgenin tanzim edildiği ilgili oda/borsa tarafından geçerliliğinin tasdik edilmesi gerekir.
(3) Bir üreticinin yurtdışında üretim yapması/yaptırması durumunda yerli malı belgesi düzenlenmez.  Ancak yurtiçinde kendi adına ve markasıyla bir başkasına üretim yaptırması durumunda ürünü üretene yerli malı belgesi düzenlenir.
(4) Yerli malı belgesi talep edilen ürünün 4 üncü maddede sayılan yerli malı koşullarını taşıyıp taşımadığıkonusunda tereddüt olması halinde ilgili oda/borsa tarafından görevlendirilen eksper marifetiyle tespit yapılır.
(5) Her ürün için ayrı ayrı belge verilebileceği gibi, birden fazla ürün için tek yerli malı belgesi düzenlenebilir. Bu durumda her bir ürün ile ilgili bilgiler yerli malı belgesinde yer alır.
(6) İlgili oda/borsa tarafından; yerli malı belgesinin düzenlenmesinden sonra kriterlerin korunup korunmadığına yönelik üretici bazında ara kontrol yapılabilir. Yerli malına ilişkin kriterlerin korunmadığı tespit edilirse yerli malı belgesi iptal edilir.
(7) Yurt dışından parça olarak ithal edilen ve yurtiçinde basit birleştirme ile oluşturulan ürünler için yerli malıbelgesi düzenlenmez. 


Araçların Azami Ağırlık ve Azami Boyut Ölçüleri



Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığından:

ARAÇLARIN YÜKLENMESİNE İLİŞKİN ÖLÇÜ VE USULLER İLE TARTI VE

BOYUT ÖLÇÜM TOLERANSLARI HAKKINDA YÖNETMELİK

Tanımlar:

MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) Azami ağırlık: Aracın güvenle taşıyabileceği azami yükle birlikte ağırlığını,
b) Azami dingil ağırlığı: Araçların karayolu yapılarından güvenle ve yapıya zarar vermeden geçebilmeleri için saptanan dingil ağırlığını,
c) Azami genişlik: Aracın boylamasına düzlemine paralel ve bu düzlemin her iki tarafında araca teğet olan ve aracın geri görüş aynası (aynaları) hariç olmak üzere aracın yan taraflara doğru çıkan bütün sabit aksamı kapsayan iki düzlem arasındaki azami mesafeyi,
ç) Azami uzunluk: Aracın boylamasına düzlemine dik ve aracın sırasıyla önüne ve arkasına teğet olan ve aracın bütün aksamı ve özellikle aracın önünden ve arkasından dışarı doğru çıkan bütün sabit aksamını (tamponlar, çamurluklar ve benzeri) kapsayan iki düşey düzlem arasındaki azami mesafeyi,
d) Azami yükseklik: Aracın üzerinde bulunduğu düzlem ile buna paralel aracın en uç üst kesimine teğet düzlem arasındaki azami mesafeyi,
e) Bakanlık: Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığını,
f) Boyut ölçüm toleransı: Boyut ölçümü yapan alet ve cihazların gerçek boyutlara nazaran ölçüm esnasında santimetre cinsinden gösterdiği sapma miktarını,
g) Dingil ağırlığı: Araçlarda aynı dingile bağlı tekerleklerden karayolu yapısına aktarılan ağırlığı,
ğ) Gabari: Araçların, yüklü veya yüksüz olarak karayolunda güvenli seyirlerini temin amacı ile uzunluk, genişlik ve yüksekliklerini belirleyen ölçüleri,
h) Gönderen: Eşyayı bir yerden başka bir yere nakletmek amacıyla taşımacıya teslim eden gerçek veya tüzel kişiyi,
ı) İşleten: Denetlenen araç 11/6/2009 tarihli ve 27255 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolu Taşıma Yönetmeliği kapsamında bir yetki belgesine kayıtlı ise yetki belgesi sahibi olan; kayıtlı değilse araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veyarehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan gerçek veya tüzel kişiyi veya başka bir kişinin aracını kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat eden kişiyi,
i) Tartı toleransı: Tartı yapan alet ve cihazların gerçek ağırlığa nazaran tartım esnasında kilogram cinsinden gösterdiği sapma miktarını,
j) Taşıma sınırı: Bir aracın güvenle taşıyabileceği, en çok yük ağırlığı veya yolcu ve hizmetli sayısını,ifade eder.

Araçların Yüklenmesine İlişkin Ölçü ve Usuller

Araçların ağırlık ve boyut ölçüleri
MADDE 5 – (1) Karayollarında seyreden araçların yüklü ve yüksüz olarak uyacakları boyutların ve bu araçların karayolu yapısına zarar vermeden güvenle seyredebilecekleri ağırlıkların aşağıda belirtilen şartlara uygun olması zorunludur.a) Azami genişlik 

Araçların azami genişliği
2,55 metre
Frigorifik taşıtların yalnız frigorifik yapılarında                                                             
2,60 metre
Belediyelere ait troleybüsler
2,65 metre

b) Azami yükseklik                                                                                                           
Araçların azami yüksekliği
4,00 metre

c) Azami uzunluk

Otobüs dışındaki motorlu araçlarda                                                                            
12,00 metre
Römorklarda
12,00 metre
İki dingilli otobüslerde  
13,50 metre
İkiden çok dingilli otobüslerde                                                                                    
15,00 metre
Yarı römorklu araçlarda                                                                                    
16,50 metre
Mafsallı (Körüklü) otobüslerde                                                                                   
18,75 metre
Römorklu otobüslerde                                                                                                  
18,75 metre
İki römorklu katarlarda                                    
22,00 metre

ç) Azami ağırlıklar
1) Dingil ve dingil grubu ağırlıkları

Dingil ağırlığı en çok;
Tahriksiz tek dingilde                                                                                             
10 ton
Tahrikli tek dingilde                                                                                                 
11,5 ton

İki dingilli motorlu araçlarda aks grubu ağırlığı en çok;
Dingiller arası mesafe 1m’den az ise (d<1m)                                                              
11,5 ton
Dingiller arası mesafe 1 m ile 1.3 m arası ise  (1 m ≤ d< 1.3 m)                                 
16 ton
Dingiller arası mesafe 1.3 ile 1.8m arası ise (1.3 m ≤ d< 1.8 m)                                 
18 ton
Dingiller arası mesafe 1.3 m ile 1.8 m arası ise (1.3 m ≤ d< 1.8 m) (Motorlu Araçlar ve Römorkları Tip Onay Yönetmeliği veya Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğinde belirtilen şartlarla) 
19 ton
İki dingilli römork ve yarı römorklarda aks grubu ağırlığı en çok;
Dingiller arası mesafe 1m’den az ise (d<1m)                                                     
11 ton
Dingiller arası mesafe 1 m ile 1.3 m arası ise  (1 m ≤ d< 1.3 m)                                 
16 ton
Dingiller arası mesafe 1.3 ile 1.8m arası ise (1.3 m ≤ d< 1.8 m)                                 
18 ton
Dingiller arası mesafe 1.8 m  veya daha büyük ise (1.8 m ≤ d)                                
20 ton
Üç dingilli aks grubu ağırlığı en çok;

Dingiller arası mesafe  1.3 m veya daha az ise ( d ≤ 1.3 m)                                       
21 ton
Dingiller arası mesafe  1.3 m ile 1.4 m arası ise (1.3 m < d ≤ 1.4 m)                          
24 ton

2) Toplam ağırlıklar

İki dingilli motorlu araçlar ve römorklarda                                                                 
18 ton
Üç dingilli motorlu araçlarda (Tahrikli dingilin, çift lastikle ve havalı süspansiyon sistemi ile veya 97/27/AT Yönetmeliğinde tanımlandığı gibi eşdeğer kabul edilen bir süspansiyon sistemi ile donatılmış olduğu veya her bir tahrikli dingilin çift lastikli olduğu ve her bir dingilin azami ağırlığının 9,5 tonu aşmadığı durumlarda 26 tondur.*)   
25 ton
(26 ton*)
Üç dingilli yarı römorklu araçlarla mafsallı otobüslerde                                             
28 ton
Dört dingilli motorlu araçlarda                                                                             
32 ton
Dört dingilli römorklu ve yarı römorklu araçlarda                                                      
36 ton
Dört dingilli yarı römorklu araçlarda yarı römork dingil grubu ağırlığı 20 ton olan araçlarda 
38 ton
Beş veya daha çok dingilli yarı römorklu veya römorklu katarlarda                         
40 ton
40 ftboyutunda ISO Konteyner taşıyan iki veya üç dingilli yarı-römorka sahip üç dingilli motorlu araçlarda                            
44 ton

(2) Araçların imal tarihine bakılmaksızın yukarıda belirtilen boyutlar ve ağırlıklar uygulanır.
(3) Karayolundan başka bir ulaşım imkânının olmadığı, zorunlu ve istisnai hallerde; bölünemeyen özel yüklerin Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirtilen şartlarla taşınması zorunludur.
(4) Uluslararası yük ve yolcu taşımacılığına ilişkin konulardaki ikili ve çok taraflı anlaşma hükümleri ile savaş hali, sıkıyönetim, olağanüstü hal ve doğal afet durumlarında uygulanacak hükümler saklıdır.