ad

se

6 Temmuz 2012 Cuma

İş arkadaşlarınıza sorumluluk alabilmeleri için nasıl yardım edebilirsiniz ?


İyi çalışan bir ekibiniz var. Ancak aralarından birisi problem yaratıyor, üzerine aldığı işi zamanında bitirmiyor, sorulduğunda ekibin diğer üyelerini işaret ediyor …
Dolayısı ile kimse onunla birlikte çalışmak istemiyor … Bu tür birisi ile çalışmak zorunda olmak gerçektende sinir bozucudur. Zorunda değilseniz mesele yok ancak çözmeniz gereken bir sorun ise yapılabilecek bir şeyler olduğunu söyleyebilirim.
İnsanların sorumluluk almamasının sebebi nedir ?
İnsanlar tembellikten başlayan başaramama korkusuna uzanan bir gerekçe listesine sahiptir. Sebep ne olursa olsun sorumluluk almayan kişiler işlerini yapamaz, içinde bulunduğu takımı zor durumda bırakır ve kariyerlerinde ilerleyemezler. Dolayısı ile bu konu insanın iş ve özel hayatında önemlidir.
Göstergeleri neler 
- İşine ilgisiz olması
- Hatalar için başkalarını suçlama
- Söz verdiği tarihlere uymaması
- Zor işlerden uzak kalmaya çalışmak
- Düzenli olarak mızıldanmak, yönetici ve ekip arkadaşları hakkında söylenmek
- Kendi başına hareket etmek yerine kendisine “yap” denilmesini beklemek, “söylemediniz ki” bahanesini önceden hazırlamak
- Ekip arkadaşlarına güvenmemek
İzlenecek strateji
Ekip üyelerinden birisi sorumluluk almaktan kaçındığında bunun zamanla geçeceğini düşünmemelisiniz, onu ekipten ayırmak ise son seçeneğiniz olmalı, özellikle iş yapabilme kabiliyeti var ise.
Bunların yerine onları işlerini en iyi şekilde yapabilmeleri için donatmalı ve sorumluluk alabilecekleri ortamı yaratmalısınız.
Şimdi gelelim bunu nasıl yapabileceğinize …
İlk adım konuşmaktır
İlk yapmanız gereken bu kişi ile konuşmak, belki sebebi hemen anlayacak ve durumu çözmüş olacaksınız.
Bu konuşmada kendisine davranışının değişmesi gerektiği mesajını (geri besleme) mutlaka aktarmalısınız. Geri besleme mesajınızı aktarırken kolay anlaşılan örnek ve ifadeler kullanmalısınız. Eğer karşınızda bulunan kişi ne söylendiğini anlamaz ise “kurban edildiğini” düşünecektir.
Şimdi bu aşamada öğrendiklerinizi bir sonraki adımlarınız için kullanabilirsiniz.
Yeterli kaynağın ayrıldığına emin olun
Problemli olarak belirlenen kişinin işini yapabiliyor olması için yeterli kaynağa sahip olup olmadığı en başta kontol edilmesi gereken bir noktadır. Eğitim, araçlar, tecrübeli kişilere erişim, sorularına cevap alabilme imkanı gibi ayrıntılar olduğunu anlamalısınız.
Eğer bir kişi yeterli kaynağa ulaşamıyor ise işini yapamayacaktır, sakın bunu zamanında dile getirebileceğini ve koşulların ne olması gerektiğini size söyleyebileceğini varsaymayın. Bu boşluğu bırakır iseniz bahaneyi kendiniz yaratmış olursunuz.
Görev tanımını, sorumlulukları ve amaçları anlatın
İnsanlar görev tanımlarını, kendisinden ne beklendiğini açıkça bilmelidir. Görev tanımında kişinin yapacağı işin ve sorumluluklarının ne olduğunun açık olup olmadığına bakmalısınız.
Bazende insanlar kendi yaptıkları iş ile şirketin hedefini ilişkilendiremezler. Dolayısı ile yaptıklarının değersiz olduğunu düşünürler. Sorunun bu olup olmadığını bu aşamada keşfetmelisiniz.
Konunun herkes için net olabilmesi için kişiler – sorumluklar tablosu hazırlamanız ve bunu paylaşmanız çok yararlı olacaktır.
Yeniden başlamasını sağlayın
İş hayatında boşluğa düşülebilir, şimdi ben ne yapacağım noktasında kararsız kalınabilir, yapılması gereken o kişinin koşullarını revize ederek yeniden başlayabilmesine olanak tanımaktır. Eğer kişi kendi değerleri ile şirketinin hedeflerini uzlaştırabilir ve yaptığı iş ile hem kariyer hem de şirket hedefini ilişkilendirebilir ise sorun çözülebilir.
Herkesi kendi yeteneklerine uygun biçimde görevlendirmelisiniz. Bunun için ise biraz beklemeniz gerekebilir, hatalı bir karar verdiğinizi düşünüyor iseniz geriye dönebilme cesaretini göstermelisiniz. Ortam koşullarını belirlemek için ise Herzberg’in motivasyon ve hijyen faktörleri hakkında olan çalışmasından faydalanabilirsiniz.
İş arkadaşlarınıza kontrolu ele alabilmeleri için yardımcı olun
Bazen insanlar kendi hayatlarının kontrolunu kaybettiklerini ve bir akıntının içinde savrulduklarını hisseder. Artık onlar için ne yaptıkları ve nasıl yaptıkları önemini yitirir, “nasıl olsa bir şeye yaramayacak” fikri yerleşir.
Düşünürseniz bu fikir herhangi bir ast – üst ilişkisinin bozulması veya kişinin kendi hedefine “bu koşullarda” ulaşamayacağına inanmaya başlaması ile hızla ortaya çıkabilir. Sonucunda yapmakta olduğu işin kalitesi bozulur, nasıl olsa fark etmemektedir !
Böyle bir durumu anlamak zor değildir. Örneğin “biz de olmaz”, “ben nasıl yaparım” gibi ifadeler veya “her şeye karşı çıkma” ve “negatif” tutum bu durumun birer göstergesidir. Sanki olaylar kendi kendilerine oluyor ve biz akışı etkileyemeyiz görüşüne karşı savunma yapabilmek için insanlara kısa dönemde başarabilecekleri işler vermek, pozitif düşünmelerini sağlamak için eğitim veya bire bir destek gerekir. Negatif tutumlarını sürdüren kişileri geçici veya kalıcı ortamdan uzaklaştırmak, tartışmalara almamak da birer çözümdür.
Projelerinizi küçük parçalara bölüp sorumluluğu buna göre dağıtmanız ve insanların başarı duygusunu yaşamalarını sağlamanız büyük oranda bu problemi çözecektir. Diğer yandan sorumluluk almaktan kaçınıp sonra da suçlama yolunu seçenleri ya durdurmalı ve sorunun çözümü için çalışmalarını sağlamalı ya da oradan uzaklaştırmalısınız.
Siz her detayı yönetmeye çalışan birisi olabilir misiniz ?
Peki siz nasıl bir yöneticisiniz ? Eğer işleri delege etmeyip her adımına karışmak isteyen, insanların verecekleri her kararın size danışılmasını isteyen, her detay için “niçin bunu böyle yaptın” diye soran, verdiğiniz işi ilk hatada geri alıp başkasına veren birisi iseniz sizinle çalışanlar sorumluluk almak için istekli olmayacaklardır.
Sizin öğrenmeniz gereken ise işlerinizi nasıl delege edeceğiniz. Bunun için sitede bulunan yazılarım size yardımcı olabilir.
Bol bol takdir edin
İşini iyi yapmış olanı, sorumluluk almaktan korkmayan ve yerine getirenleri zaman geçirmeden takdir edin, bunun için ayın sonunu veya yılın sonunu beklemeyin, o anda yapın.
Şimdi kendinizin ne yaptığını bir düşünün, bunları yapıyor musunuz ?

Patronunuzun sizden beklediği 3 şey nedir ?


Lojistik:En İyi Dağıtım Ağı Hangi Şirkette


En iyi kim dağıtıyor
Ulaştıkları nokta sayısı 100 binleri geçiyor...

Coca-Cola Türkiye'de 310 bin, Yıldız Holding ise 200 bin noktaya dağıtım yapıyor. ÖMudo, 29 bin ürün çeşidini tüketiciyle buluşturuyor. Migros da dağıtım ağıyla 16 bin ürün çeşidini marketlere ulaştırıyor. Özellikle hızlı tüketim malları, gıda ve perakende alanındaki dev şirketler, dağıtım ağlarının gücüyle dikkat çekiyor. Pazarda rakiplerine bu özellikleriyle fark atıyorlar. Dağıtım ağı büyüdükçe bu işin bütçesi de artıyor. Örneğin, Pınar markalı ürünlerin dağıtımını gerçekleştiren Yaşar Birleşik Dağıtım, 1,3 milyar TL ciro ile çalışıyor. Aynı şekilde yayın dağıtımda lider Yaysat'ın da 2010 yılı cirosu 681 milyon TL'ye ulaşmış durumda.Günümüzde rekabet avantajı, sadece fiyat ve ürün kalitesiyle değil, müşteriye ulaşma hızı, ulaşma maliyeti ve ürünün ilk seferde istenen şartlarda doğru tedariğiyle sağlanabiliyor." Bu sözler, Türkiye'de beyaz eşya alanının en büyük oyuncularından Vestel'in genel müdür yardımcısı Filiz Künüralp'e ait. Gerçekten de artık dağıtım, şirketler için hayati fonksiyonlardan biri... Mal ve hizmetin lojistiğinin doğru yönetilmesi şirketin sağlıklı büyümesi ve müşteri memnuniyeti için giderek daha çok önem kazanıyor. Hatta güçlü ve kârlı bir dağıtım ağı ile çalışan şirketler rekabette bir adım öne geçiyor. Teknosa Lojistik ve Müşteri Hizmetleri Grup Müdürü Nezih Alten de aynı düşüncede: "Ancak bu şekilde şirketinizin lider olarak kalmasına katkıda bulunabilirsiniz" diyor. Türkiye'de dağıtımda şirketler, direkt dağıtım kanallarını tercih ediyor. Direkt dağıtım kanallarını İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası Lojistik ve Taşımacılık Bölümü Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Ruhet Genç şöyle açıklıyor: "Bir şirket dağıtımı kendi çatısı altında ayrı bir departmanla yapabilir. Ana faaliyet dalı dağıtım olan bir şirket kurabilir. Ya da lojistik firmaları aracılığıyla dağıtımını outsource edebilir." Türkiye'deki lider şirketler de bu üç yolla dağıtım yapıyor. Yıldız Holding, Yaşar Holding gibi büyükler, kendi dağıtım ağlarını kurarak, aynı holding çatısı altında farklı bir şirket kanalıyla satış noktalarına ulaşıyor. Hedef Alliance, İpragaz ve Yaysat gibi zaten dağıtımı ana faaliyet alanları arasında görenler içinse tüm lojistik ve nakliye işleri şirket çatısı altında gerçekleştiriliyor. Vestel, Turkcell, Mudo, Migros, Efes, BSH ve JTI gibi şirketler ise dağıtımı outsource etmeyi tercih ediyor.

100 BİNİN ÜZERİNDE NOKTA
Farklı dağıtım kanallarıyla çalışan şirketlerin ortak özelliği, çoğunluğunun Türkiye genelinde 100 binin üzerinde noktaya ulaşması. Örneğin Coca-Cola, 310 bin noktayla bu alanda rekor bir sayıya ulaşmış durumda. Aynı şekilde gıda alanında çalışan Yıldız Holding ve Yaşar Holding'in dağıtım şirketi Yaşar Birleşik Pazarlama da dağıtımda öne çıkanlardan. Yıldız Holding, 200 bin noktaya dağıtım yaparken, Yaşar Birleşik Pazarlama da 150 bin noktaya ürün gönderiyor. Yıldız Holding Perakende Grup Başkanı Mustafa Yaşar Serdengeçti, holding çatısı altında 6 ayrı şirketle toplam 900 kişilik istihdamla toplam bin 850 çeşit ürünün dağıtımını yaptıklarını söylüyor. Yaşar Birleşik Pazarlama Genel Müdürü Suat Özyiğit de Pınar markalı 16 ürün grubunun 600'e yakın çeşidin yurtiçi satış ve dağıtımını gerçekleştirdiklerini belirtiyor. Hızlı tüketim malları alanının öncülerinden PepsiCo da 170 bin noktaya ulaşan önemli bir dağıtım ağına sahip. 

Kaynak Capital: Araştırmanın Diğer 3 sayfasını okumak için tıklayın.

Ofisteki kıskançlık şirketleri nasıl etkiliyor?



Kıskançlık, evrensel bir duygu. Ancak bazen şirketler için öldürücü olabiliyor. Uzmanlar, yüzlerce yönetici ve organizasyon üzerinde çalışarak bu ölümcül günahın, işte oynadığı rolü yıllardır keşfetmeye çalışıyor. Bunlara göre adaletsiz yönetim, aşırı rekabet ve aşırı hırslı çalışanlar iş yerinde kıskançlığı artırıyor. Çalışanlar, en çok iş arkadaşlarının ücretini, aldığı terfiyi veya makamını kıskanıyor. Şirketler ise kıskançlık yaratacak ortamları iyileştirmeye çalışıyor. Çünkü işte kıskançlık, ciddi bir maliyet yaratıyor, verimlilik ve çalışan kaybına neden oluyor. Terfi almış iş arkadaşınızın ofisine girdiğinizde, masasında ailesiyle yeni tatil evinde çekilmiş güzel bir fotoğrafını görüyorsunuz. Konuşma sırasında arkadaşınız kravatını düzeltirken Davos'ta yapacağı konuşmanın hazırlıklarından bahsediyor. Bir taraftan onun için gerçekten mutlu oluyor ve başarısını tebrik ediyorsunuz. Ancak bir taraftan da Alpler'de ayağının kayıp bir buzul çukuruna düşmesini umuyorsunuz... Kıskançlık, yani insanların kendi istedikleri şeyleri başkalarında gördüklerinde hissettikleri sıkıntı, evrensel bir duygu. Dünyanın dört bir yanında çalışanlar, kimi zaman gıpta ederek kimi zaman kendilerini yıpratarak bu duyguyu yaşıyor. Geçtiğimiz 10 yılda birçok uzman, yüzlerce yönetici ve organizasyon üzerinde çalışarak bu ölümcül günahın iş yerinde nasıl bir rolü olduğunu keşfetmeye çalıştı. Araştırmalara göre işte kıskançlık, verimlilik ve çalışan kaybına neden oluyor. Universty of Chicago'dan Prof. Tanya Menon ile Profesör Leig Thompson, kıskançlığın hem çalışanlar hem işverenler açısından kritik bir problem olduğunu belirtiyor. Bu sorun nedeniyle ekiplerin dağıldığını, insanların iş yerindeki odağını ve motivasyonunu yitirdiklerini söylüyorlar. İş yerinde kıskançlık üzerine uzmanlaşan University of Notre Dame'da yönetim profesörü Robert P. Cecchio, "En çok kıskanılan insanlar, genellikle en gözde işleri yapanlar ve terfi alanlar oluyor" diyor.

ÇALIŞMA ORTAMI ÖNEMLİ
Kıskançlık neredeyse hemen her ofiste kendini gösteriyor. Capital'in Yenibiris.com üzerinden 2 bin 365 kişiyle yaptığı anket de iş yerinde kıskançlığın net bir resmini çekiyor. Ankete katılanların yüzde 91,2'si iş yerinde kıskançlık yaşandığını düşünüyor. Her ne kadar kıskançlık, çok fazla önü alınabilen bir duygu olmasa da bazı ortamlar kıskançlığın oluşmasını kolaylaştırıyor. Örneğin adil yönetimin olmadığı, bireysel rekabetin yoğun olduğu, başarı ve kariyer hırsının normal standartları aştığı ortamlarda kıskançlık ihtimali artıyor. Uzmanlar da bu noktanın altını çiziyor. Msearch INAC Kurucu Başkanı Ali Midillili, iş gücü ne kadar kalifiye olursa rekabetin yaratacağı dolaylı kıskançlığın da ortaya o kadar hızlı çıktığını söylüyor. Egon Zehnder International Danışmanı Tankut R. Şensürücü de ortak misyon bilincinin yok olması ve egoların büyümesiyle kıskançlıkların körüklendiğini dile getiriyor. Fortune Danışmanlık Yönetici Ortağı Ayşen Arıduru, bireysel ve yaşamsal kalite, kişisel prezentasyon ve özel hayat zenginliği gibi konuların da kıskançlığa neden olabildiğini ifade ediyor.

5 Temmuz 2012 Perşembe

İLERİYE VE GERİYE DOĞRU ÇİZELGELEME


Çizelgeleme yapılırken,İleriye ve geriye doğru çizelgeleme olmak üzere  iki farklı yöntem söz konusudur. İleriye doğru çizelgeleme için üretime başlangıcın belli bir kabul tarihi vardır. Bu
tarihte üretime başlanır ve standart zamanlar eklenerek diğer operasyonların ve ambara
teslimin tarihi belirlenir. Bu yöntem çoğunlukla müşterilerin siparişlerinin mümkün olduğu
kadar kısa sürede almak durumunda oldukları atölyelerde uygulanır.

Geriye doğru çizelgelemede ise ürünün ambara teslim tarihi bilinmektedir. Buna göre
standart zamanlar dikkate alınarak geriye gidilir ve üretime başlama tarihi bulunur.

İleriye doğu çizelgelemede siparişin bitiş tarihi teslim tarihini geçebileceği gibi
geriye doğru çizelgelemede de başlangıç tarihi, içinde bulunulan tarihin öncesinde çıkabilir.
Bu tür durumlarda herhangi bir değişiklik yapılmazsa sipariş gecikecektir. Çizelgeleme
yapılırken bu iki yaklaşımın karışımı da kullanılabilir. Ürün için kritik bir operasyon esas
alınarak, bu operasyondan geriye ve ileriye gidilerek de çizelgeleme yapılabilir.

3 Temmuz 2012 Salı

Hayal Kırıklığı Yaratan Cep Telefonları


Akıllı telefon sektörü müthiş bir hızla değişiyor. Bu değişim sürecinde çok başarılı cihazlar ortaya çıktığı gibi hem üreticisi hem de tüketicisi için hayal kırıklığı olmaktan öteye gidememiş cihazlar da zaman içindeki yerini aldı. Yazımızda son iki yılda hayal kırıklığı yaratmış akıllı telefonları listeledik.
Özellikle son iki yıllık ölçekte mobil dünyada çok ciddi değişimlerin yaşadığına tanık olduk. Bu süreçte fazlasıyla sivrilen isimler olduğu gibi, bir zamanların dev markaları da rekabette yenik düştü hatta mağlubiyeti kabullenerek tamamen kayboldu.
Son iki yılda belki megapiksel savaşları yaşanmadı akıllı telefon sektöründe ancak işletim sistemleri, donanımsal teknolojiler ve artan ekran boyutları üç ana başlık olarak dikkat çekmeyi başardı. Bu dengeyi iyi bir şekilde sağlayan isimler sivrileler hanesine adını yazdırırken, demode kalmış işlerde ısrar edenler mağluplar olarak anıldı.
Geçtiğimiz günlerde sizler için burada yer alan yazımızda son iki yılda akıllı telefon pazarında en çok dikkat çeken cihazları listelemiştik. Bugünkü yazımızdaysa son iki yılın hayal kırıklığı yaratmış telefonları derledik.
Şimdi sözü daha fazla uzatmayalım ve sizleri galerimizdeki o telefonlar ile baş başa bırakalım:
Kaynak:itadvisor,

1 Temmuz 2012 Pazar

Apartmanlara on binlerce tl ceza gelecek!



Yeni çıkan bir yasa ile; apartmanlara hekim ve iş güvenliği uzmanı çalıştırma mecburiyeti getiriliyor. Buna uymayanlara, onbinlerce hatta yüzbinlerce lira ceza kesilecek.

 
Hürriyet Gazetesi yazarı Şükrü Kızılot'un konuyla ilgili yazısı:

30 Haziran tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6331 sayılı “İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu” ile işverenlere, yeni yükümlülükler getirildi.Bunlardan biri de apartmanlarla ilgili.“Kapıcı” çalıştıran apartmanlar ile işçi statüsünde “yönetici” çalıştıran apartmanlara, yeni bir yükümlülük geldi.
 Buna göre, apartman yönetimi kat malikleri kurulunun;

- İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin sunulması için “iş güvenliği uzmanı” ile “işyeri hekimi” çalıştırmaları

- Bu hizmetin tamamını veya bir kısmını, “ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden” hizmet olarak almaları gerekiyor. Konuyla ilgili ayrıntılar, yakında bir yönetmelikle açıklanacak.
HER AY İÇİN 10 BİN TL 

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu indirmek için tıklayın

 
Yukarıda belirtilen işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanını görevlendirmeyen veya bu hizmeti almayan apartman yönetimine kat maliklerine, görevlendirmediği uzman ve hekim için her ay 5+5=10 bin lira “idari para cezası” uygulanacak.


 Örnek: Kapıcı çalıştıran bir apartmanda, yönetimin iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini satın alma yoluna gitmediği veya bu nitelikleri taşıyan kişileri çalıştırmadığı tesit edilmiştir.Bu durumda, her ay işyeri hekimi için 5 bin, iş güvenliği uzmanı için 5 bin lira olmak üzere, tolam 10 bin lira “idari para cezası” kesilecek. Cezanın tutarı yıllık bazda (yani bir yıl boyunca olayın devam etmesi halinde) 120 bin lira olacak. Ceza 120 bin lira ile de sınırlı değil. Daha da artabilecek (6331 sayılı Kanun Md.26b). Bu cezaları, Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü uygulayacak. Ceza tutarı, işyerindeki işçi sayısı ile orantılı değil. Örneğin bir işçi çalıştıran apartmana da 100 işçi çalıştıran işyerine de her ay 5 + 5 = 10 bin lira idari ara cezası kesilebilecek.
UYGULAMA NE ZAMAN?

Yukarıda açıklanan idari para cezalarının, hangi tarihten itibaren uygulanacağı, apartmanların tehlike sınıf ve derecesinin belirlenmesine bağlı.Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, öncelikle apartmanlar için “tehlike sınıf ve derecesi” belirleyen bir tebliğ yayınlayacak. Buna göre, tehlike sınıfları itibariyle; - Apartmanlar “az tehlikeli” sınıfında yer alırsa, 30 Haziran 2014 tarihinden itibaren, - Apartmanlar “tehlikeli” veya “çok tehlikeli” sınıfta yer alırsa, 30 Haziran 2013 tarihinden itibaren,yükümlülükler yerine getirilecek. Apartmanların, dışarıdan satın alacağı iş sağlığı ve güvenliği hizmetinin bedeli, Bakanlar Kurulu’nun karar vermesi halinde, Sosyal Güvenlik Kurumu’nca ödenebilecek.Bu uygulamanın, özellikle her ay kesilecek 10 bin liralık ceza yönüyle, gözden geçirilmesinde yarar var.

23 Haziran 2012 Cumartesi

Üniversitelerin Proficiency Sınav Soruları

Proficiency (Yeterlilik) Sınavı Nedir? 
Proficiency (Yeterlik) sınavı, üniversitelerin kendi ihtiyaçları doğrultusunda kendi bünyelerinde hazırladıkları yabancı dil seviye tespit sınavıdır. Bazı üniversiteler (Boğaziçi gibi), dinleme yetisini test ederken bazı üniversiteler (İTÜ gibi) bu bölümü sınavlarına dâhil etmeyebiliyorlar.

Üniversitelerin Proficiency sınavlarını BURADAN indirebilirsiniz!!! 

Bazı üniversiteler (Boğaziçi gibi), dinleme yetisini test ederken bazı üniversiteler (İTÜ gibi) bu bölümü sınavlarına dâhil etmeyebiliyorlar.

Yapılacak en akıllıca işlerden birisi, başvurulan üniversitenin Proficiency sınav örneklerini önceden edinip sınav öncesinde EN AZ 10 deneme sınavı çözmektir.

Proficiency, TOEFL gibi standardize edilmiş bir sınav değil; aksine, kurumsal bir sınav olduğundan her üniversite kendine göre bir yeterlik ister. İTÜ Yeterlik sınavına hazırlanmak Boğaziçi'nin sınavına hazırlanmakla eş değildir ya da YTÜ' ye hazırlandığınız tekniklerle İTÜ'ye hazırlanamazsınız. Yani, hazırlanırsınız da, sonuç sizi memnun etmeyebilir!!!
Mesela Atılım ve Bilkent  Üniversitesi için orta seviye bir temelle kendi kendine çalışmak yetersiz olabiliyor.Ciddi bir kursa yazılmak şart oluyor. Hatta bazıları bu kadar uğraşacağıma diğer sınavlara hazırlanıp Mesela Atılım için biraz speaking çalışıp TOEFL sınavından 71(IBT), 173 (CBT), IELTS sınavından 6.0, FCE sınavında C ve KPDS 76 veya ÜDS’den 76 alan öğrenciler Yeterlik Sınavına alınmaksızın bağlı oldukları fakültelere geçerler.Çünkü kendi sınavı ciddi derecede zordur.


Şu anda yapılmakta olan yeterlik sınavlarının önemli bir ortak özelliği bulunmaktadır: YÜKSEK SEVİYEDE OKUMA YETİSİ ve KELİME BİLGİSİ gerektiren sorular!

Çoğu insan lisansüstü eğitime kabul edildiğini öğrendiğinde yeterlik sınavına çalışmak için yeterli zamanlarının olmadığını görüyor!

İPUÇLARI

Yeterlik Sınavına Hazırlanırken YAPMANIZ GEREKENLER:

- Sınav tekniği çalışmak!
- Sınavı tanıyan bir rehberle çalışmak!
- Eksiklerinizi giderecek size özel hazırlanmış materyalle çalışmak!
- Size ödev verilsin verilmesin HER DERSE mutlaka o güne kadar gördüğünüz konuları ve kelimeleri kullanarak hazırlamış olduğunuz bir sayfalık yazı çalışması yapmak!
- Akademik sınavlarda verilen okuma parçalarına yakın konular hakkında hazırlanmış materyallerle çalışmak!


Yeterlik Sınavına Hazırlanırken YAPMAMANIZ GEREKENLER:


- Öğrenilen kelimelerin, dilbilgisi yapılarının ve test tekniklerinin iyice yerleşmesi için kişinin bunları kendi süzgecinden geçirmesi gerekmektedir. Ancak, lisansüstü eğitim için yeterlik sınavına hazırlanan arkadaşlarımız genelde aynı zamanda düzenli bir işte çalışmakta olduklarından bu çalışmayı yapamamaktadırlar. Yapılan en ölümcül (!) hata da kendilerine self-study yapacak zaman bırakmayan, haftanın 5-6 akşamını kapsayan kurslara gitmeleridir.

MUTLAKA KENDİ BAŞINIZA ÇALIŞACAK ZAMANINIZ OLSUN!

- Kursta okutulan kitabın dışında malzeme  bir rehberle çalışmak!

Merhaba arkadaşlar daha önce hazırladığım proficiency araştırması için birçok bu tür sınavlara hazırlanan arkadaşlardan olumlu mesaj aldım ve birçok sitede benim hazırladığım dosya referans kaynak olarak paylaşıldı.Ancak bazı linklerin süresi dolması ve üniversitelerin verdiğim link sayfalarını kapatması sebebiyle mesajlar aldım.Bozuk linkleri düzelttim ve son sınavları da ekleyip bu dosyayı güncelledim.Umarım işinizi görür ve hepiniz sınavlarınızda başarılı olursunuz.

Yurtdışından Telefon Getiren 100 TL Ödeyecek!

Yurtdışından getirtilen elektronik kimlik bilgisine (IMEI) sahip cihazları (telefon, tablet, 3G'li dizüstü bilgisayar) kayıt ettirirken 100 TL harç bedeli yatırılmasına başlandı. İşte detaylar. Daha önce de gündeme gelen ancak Maliye Bakanlığı tarafından harç işleminin yatırılmasına ilişkin tebliğ yayımlanmadığı için durdurulan, yurtdışından yolcu beraberinde getirtilen elektronik kimlik bilgisine (IMEI) sahip cihazlar için 100 TL ödeme işlemi, bugünden itibaren başladı. Hangi ürünler? Buna göre, telefon ve SIM kart yuvası bulunan tablet ve dizüstü bilgisayarları kayıt altına almak istediğinizde vergi dairelerine 100 TL harç bedeli yatırmak zorunda kalacaksınız. Belli bir sürede kayıt altına alınmayan cihazlara takılan SIM kartlar ise çalışmayacak. Resmi açıklamaya ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz. Ne yapmak gerekecek? Bu kapsamda Abone Kayıt Merkezleri tarafından gerçekleştirilecek kayıt işlemleri esnasında, diğer gerekli belgeler ile birlikte 100 TL'lik harcın yatırıldığına dair, üzerinde pasaport sahibinin TC Kimlik Numarası veya Pasaport Seri Numarası ile isim, soy isim ve kayıt yapılacak olan cihazın IMEI numarası yazılmış olan, vergi dairelerinden alınmış belgenin (makbuzun) aslının da bugünden itibaren başvuru sahibi tarafından Abone Kayıt Merkezi'ne ibraz edilmesi gerekiyor. Yazan: Hakkı Alkan SDN - ShiftDelete.Net

21 Haziran 2012 Perşembe

Android 4.1 Jelly Bean Yeni Tüm Özellikleri



Android jelly bean özellikleri
 Haziran’da yapılan Google I/O etkinliğinde yeniAndroid 4.1 Jelly Bean sürümü, Nexus 7 tablet, Nexus Q ve daha birçok yenilik tanıtıldı. Peki Android 4.1 Jelly Bean ile birlikte hangi yenilikler gelecek?
Bu yazımızda Jelly Bean’in Android cihazlara getirdiği; akıllı klavye özelliği, daha iyi fotoğraf çekme deneyimi,Voice Search ve diğer tüm yeni özelliklerden bahsedeceğiz…

Performans (Project Buffer)

Android 4.1 Jelly Bean (Jelibon)’un en dikkat çeken özelliği tabi ki hızı olacak. Android 4.0 Ice Cream Sandwich ile donanımsal olarak hızlandırmayı sağlayan Google, Android 4.1 ile daha hızlı bir kullanım sunarken, animasyonları 60fps(fps= kare/saniye) ile işleyecek ve pürüzsüz bir kullanım sunacak. Bu da daha iyi bir pil ömrü sağlayacak gibi görünüyor.
Android Jelly Bean 4.1
Bu daha önce iOS cihazlarda 30fps olarak kullanılan bir yöntemdi. Ancak 30fps’nin hızlı geçişlerde yetmediği ve sabit hızla geçişlere devam etmesi Android kullanıcılarının alışık olduğu hızlı geçişleri sunamıyordu ne yazık ki. Google, 4.1 Jelibon sürümü ile 60fps’lik animasyonları tarayıcıda, sayfa geçişlerinde, menülerde yani hareket olan her yerde kullanmayı hedefliyor.

Akıllı Ana Ekran Yönetimi

Jelly Bean’in arayüz konusunda önemli sayılabilecek yeniliği; ikonların artık kullanıcının tercihine göre yeniden boyutlandırılabilme özelliğine sahip olması. Bazı Android kullanıcıların bir hayli önemsedikleri ikonlar konusu 4.1 ile daha esnek ve bir başka arayüz uygulamasına gerek kalmadan iyileştirilmiş görünüyor. Ayrıca uygulama ikonlarının ve widget’ları düzenlemek de oldukça kolay hale getirilmiş.
Android 4.1 Jelly Bean ekran

Sesli Metin Yazdırma

Google; Android’teki Voice Input yani sesli metin yazdırma özelliğinin artık internet bağlantısı olmadan çevrımdışı kullanılabileceğini açıkladı. İnternet bağlantısı olmayan ve bulmakta zorlananlar için oldukça güzel düşünülmüş bir özellik diyebiliriz.
Offline Voice Search ile ilgili videoyu izleyebilirsiniz:
Yeni sesli metin yazdırma özelliğinde; kullanıcıların söylediği kelimeleri tamamlayan bir öngörü sistemi bulunuyor. Böylelikle söyleyeceğiniz kelimeler daha doğru bir şekilde tamamlanıyor.

Google Voice Search ve Google Now

Apple’ın Siri’ne Android cephesinden bir hayli kafa yorulmuş gibi görünüyor. Yeni Jelly Bean sürümünde gelişmiş bir şekilde yer alacak olan sesli arama özelliği “Google Voice Search” bazı uygulamalar, e-postalar, metinler ve internet ağı üzerinden sonuçlar getirebilecek. Maç sonuçları ve hava durumu gibi anlık sonuçları da getirebilen sesli arama hizmeti, gittikçe kişisel yardımcı profiline bürünüyor.
Google Now ile ilgili tanıtım videosunu izleyerek ayrıntılı bilgi alabilirsiniz:
Google’ın Majel adlı ses tanıma teknolojisi çıkacak mı bilmiyoruz fakat Google Now bu konuda oldukça başarılı. Örneğin; Eiffel Kule’sinin uzunluğunu sorduğunuzda size direk olarak cevap verebiliyor. Google Now’ın en önemli özelliği size yakın olan ve anlık sorularınıza da başarılı bir şekilde cevap verebiliyor olması. Çevrenizdeki otobüs duraklarını, bu otobüslerin kaçta hangi duraktan geçtiğini, size yakın olan kafeleri, uçakların kalkış saatlerini vb. şeyleri bulabiliyor.

Daha İyi Fotoğraf Çekme Deneyimi

Kamera ile ilgili küçük ama işe yarar geliştirmelerin olduğunu söyleyebiliriz. Oldukça hızlı bir şekilde resim çekebilir, birkaç dokunuş ile düzenlemeler yapabilirsiniz. Ayrıca çektiğiniz resimlere anlık olarak vizörün tersi yönünde parmağını kaydırarak bakabileceksiniz. Bunların dışında rehberinizdeki kişilere atadığınız fotoğrafları yüksek çözünürlüklü (720x720 piksele kadar) olarak kaydedebiliyorsunuz.

Yenilenen Bildirim Ekranı


28 Mayıs 2012 Pazartesi

Sahte Peynir, Sosis ve Sucuk Üreten Markalar


Sahte Peynir, Sosis ve Sucuk Üreten Markalar



Sahte peynir üretenleri mi dersin, sahte sucuk yapanlarımı dersin yoksa sahte sosis satanlarımı? Sağlık skandalında ne ararsan var. Sağlık Bakanlığı bu zararlı peynir sosis ve sucuk markalarını en sonunda açıkladı. Aslında geç bile kaldı. Üç kuruş fazladan kazanmak için insanların hayatlarıyla dalga geçenlerin gerekli cezayı bulması ve insan sağlığı ile oynamanın bedelinin çok ağır olacağını bu ve bunun gibi hilekar firmaların öğrenmesi gerekir.

Sağlık Bakanlığı Gıda Ürünlerinde Hile Yapan Firmaları Açıkladı.. 
Gıda ve Tarım Bakanlığı sucuk, kavurmave tulum peynirinde 6 firma ile ilgili olarak taklit ve hile tespit ettiğini açıkladı.
Bakanlık yaptığı incelemeler neticesinde yüzde 100 dana eti olarak tanıtılan sucukta kanatlı eti, pişmiş dana kavurmada ise tek tırnaklı eti tespit etti.
İşte Gıda Ürünlerinde Hile Yapan Firmalar 
Bakanlıktan yapılan açıklamada, laboratuvar sonucu ile taklit ve tağşiş yapıldığı kesinleşen 6 firmanın adları ile tağşiş yapılan ürünlerin isimleri açıklandı.
Buna göre, Konya merkezli Akgökseller Gıda ve Süt Mam. Tar. Ürn. Canlı Hay. Oto. Taş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin Hasan Dede markalı yağlı tulum peynirinde “nişasta ve bitkisel yağ” tespit edildi. Kayseri merkezli Birsen Güven Gıda San. ve Tic. A.Ş.’nin Yalçıntepe markalı tam yağlı tulum peynirinde (bitkisel yağ), Konya merkezli Güldemce Gıda İnş. Otomotiv San. Tic. Ltd.’nin Güldemce markalı tam yağlı tulum peynirinde (bitkisel yağ), İzmit’te Efraim Usta Lokantası Nazım Çakmak Çınarlı Mh. N. Erim Cd. Kayacı Sk. No:2’de bulunan lokantanın pişmiş dana kavurma yemeğinde “tek tırnaklı eti”, İstanbul’da kurulu Etsan Gıda Sanayi A.Ş’nin Apikoğlu markalı acılı kangal sucuk yüzde 100 dana eti olarak tanıtılan sucukta “kanatlı eti” ve İstanbul’da kurulu Karizma Beşler Et tesislerinde üretilen Uludağ markalı soyulmuş sosiste “yabancı doku ve iç organ” tespit edildi.
Kaynak milliyet