ad

se

ofis ilişkileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ofis ilişkileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Temmuz 2012 Cuma

İş arkadaşlarınıza sorumluluk alabilmeleri için nasıl yardım edebilirsiniz ?


İyi çalışan bir ekibiniz var. Ancak aralarından birisi problem yaratıyor, üzerine aldığı işi zamanında bitirmiyor, sorulduğunda ekibin diğer üyelerini işaret ediyor …
Dolayısı ile kimse onunla birlikte çalışmak istemiyor … Bu tür birisi ile çalışmak zorunda olmak gerçektende sinir bozucudur. Zorunda değilseniz mesele yok ancak çözmeniz gereken bir sorun ise yapılabilecek bir şeyler olduğunu söyleyebilirim.
İnsanların sorumluluk almamasının sebebi nedir ?
İnsanlar tembellikten başlayan başaramama korkusuna uzanan bir gerekçe listesine sahiptir. Sebep ne olursa olsun sorumluluk almayan kişiler işlerini yapamaz, içinde bulunduğu takımı zor durumda bırakır ve kariyerlerinde ilerleyemezler. Dolayısı ile bu konu insanın iş ve özel hayatında önemlidir.
Göstergeleri neler 
- İşine ilgisiz olması
- Hatalar için başkalarını suçlama
- Söz verdiği tarihlere uymaması
- Zor işlerden uzak kalmaya çalışmak
- Düzenli olarak mızıldanmak, yönetici ve ekip arkadaşları hakkında söylenmek
- Kendi başına hareket etmek yerine kendisine “yap” denilmesini beklemek, “söylemediniz ki” bahanesini önceden hazırlamak
- Ekip arkadaşlarına güvenmemek
İzlenecek strateji
Ekip üyelerinden birisi sorumluluk almaktan kaçındığında bunun zamanla geçeceğini düşünmemelisiniz, onu ekipten ayırmak ise son seçeneğiniz olmalı, özellikle iş yapabilme kabiliyeti var ise.
Bunların yerine onları işlerini en iyi şekilde yapabilmeleri için donatmalı ve sorumluluk alabilecekleri ortamı yaratmalısınız.
Şimdi gelelim bunu nasıl yapabileceğinize …
İlk adım konuşmaktır
İlk yapmanız gereken bu kişi ile konuşmak, belki sebebi hemen anlayacak ve durumu çözmüş olacaksınız.
Bu konuşmada kendisine davranışının değişmesi gerektiği mesajını (geri besleme) mutlaka aktarmalısınız. Geri besleme mesajınızı aktarırken kolay anlaşılan örnek ve ifadeler kullanmalısınız. Eğer karşınızda bulunan kişi ne söylendiğini anlamaz ise “kurban edildiğini” düşünecektir.
Şimdi bu aşamada öğrendiklerinizi bir sonraki adımlarınız için kullanabilirsiniz.
Yeterli kaynağın ayrıldığına emin olun
Problemli olarak belirlenen kişinin işini yapabiliyor olması için yeterli kaynağa sahip olup olmadığı en başta kontol edilmesi gereken bir noktadır. Eğitim, araçlar, tecrübeli kişilere erişim, sorularına cevap alabilme imkanı gibi ayrıntılar olduğunu anlamalısınız.
Eğer bir kişi yeterli kaynağa ulaşamıyor ise işini yapamayacaktır, sakın bunu zamanında dile getirebileceğini ve koşulların ne olması gerektiğini size söyleyebileceğini varsaymayın. Bu boşluğu bırakır iseniz bahaneyi kendiniz yaratmış olursunuz.
Görev tanımını, sorumlulukları ve amaçları anlatın
İnsanlar görev tanımlarını, kendisinden ne beklendiğini açıkça bilmelidir. Görev tanımında kişinin yapacağı işin ve sorumluluklarının ne olduğunun açık olup olmadığına bakmalısınız.
Bazende insanlar kendi yaptıkları iş ile şirketin hedefini ilişkilendiremezler. Dolayısı ile yaptıklarının değersiz olduğunu düşünürler. Sorunun bu olup olmadığını bu aşamada keşfetmelisiniz.
Konunun herkes için net olabilmesi için kişiler – sorumluklar tablosu hazırlamanız ve bunu paylaşmanız çok yararlı olacaktır.
Yeniden başlamasını sağlayın
İş hayatında boşluğa düşülebilir, şimdi ben ne yapacağım noktasında kararsız kalınabilir, yapılması gereken o kişinin koşullarını revize ederek yeniden başlayabilmesine olanak tanımaktır. Eğer kişi kendi değerleri ile şirketinin hedeflerini uzlaştırabilir ve yaptığı iş ile hem kariyer hem de şirket hedefini ilişkilendirebilir ise sorun çözülebilir.
Herkesi kendi yeteneklerine uygun biçimde görevlendirmelisiniz. Bunun için ise biraz beklemeniz gerekebilir, hatalı bir karar verdiğinizi düşünüyor iseniz geriye dönebilme cesaretini göstermelisiniz. Ortam koşullarını belirlemek için ise Herzberg’in motivasyon ve hijyen faktörleri hakkında olan çalışmasından faydalanabilirsiniz.
İş arkadaşlarınıza kontrolu ele alabilmeleri için yardımcı olun
Bazen insanlar kendi hayatlarının kontrolunu kaybettiklerini ve bir akıntının içinde savrulduklarını hisseder. Artık onlar için ne yaptıkları ve nasıl yaptıkları önemini yitirir, “nasıl olsa bir şeye yaramayacak” fikri yerleşir.
Düşünürseniz bu fikir herhangi bir ast – üst ilişkisinin bozulması veya kişinin kendi hedefine “bu koşullarda” ulaşamayacağına inanmaya başlaması ile hızla ortaya çıkabilir. Sonucunda yapmakta olduğu işin kalitesi bozulur, nasıl olsa fark etmemektedir !
Böyle bir durumu anlamak zor değildir. Örneğin “biz de olmaz”, “ben nasıl yaparım” gibi ifadeler veya “her şeye karşı çıkma” ve “negatif” tutum bu durumun birer göstergesidir. Sanki olaylar kendi kendilerine oluyor ve biz akışı etkileyemeyiz görüşüne karşı savunma yapabilmek için insanlara kısa dönemde başarabilecekleri işler vermek, pozitif düşünmelerini sağlamak için eğitim veya bire bir destek gerekir. Negatif tutumlarını sürdüren kişileri geçici veya kalıcı ortamdan uzaklaştırmak, tartışmalara almamak da birer çözümdür.
Projelerinizi küçük parçalara bölüp sorumluluğu buna göre dağıtmanız ve insanların başarı duygusunu yaşamalarını sağlamanız büyük oranda bu problemi çözecektir. Diğer yandan sorumluluk almaktan kaçınıp sonra da suçlama yolunu seçenleri ya durdurmalı ve sorunun çözümü için çalışmalarını sağlamalı ya da oradan uzaklaştırmalısınız.
Siz her detayı yönetmeye çalışan birisi olabilir misiniz ?
Peki siz nasıl bir yöneticisiniz ? Eğer işleri delege etmeyip her adımına karışmak isteyen, insanların verecekleri her kararın size danışılmasını isteyen, her detay için “niçin bunu böyle yaptın” diye soran, verdiğiniz işi ilk hatada geri alıp başkasına veren birisi iseniz sizinle çalışanlar sorumluluk almak için istekli olmayacaklardır.
Sizin öğrenmeniz gereken ise işlerinizi nasıl delege edeceğiniz. Bunun için sitede bulunan yazılarım size yardımcı olabilir.
Bol bol takdir edin
İşini iyi yapmış olanı, sorumluluk almaktan korkmayan ve yerine getirenleri zaman geçirmeden takdir edin, bunun için ayın sonunu veya yılın sonunu beklemeyin, o anda yapın.
Şimdi kendinizin ne yaptığını bir düşünün, bunları yapıyor musunuz ?

Patronunuzun sizden beklediği 3 şey nedir ?


Ofisteki kıskançlık şirketleri nasıl etkiliyor?



Kıskançlık, evrensel bir duygu. Ancak bazen şirketler için öldürücü olabiliyor. Uzmanlar, yüzlerce yönetici ve organizasyon üzerinde çalışarak bu ölümcül günahın, işte oynadığı rolü yıllardır keşfetmeye çalışıyor. Bunlara göre adaletsiz yönetim, aşırı rekabet ve aşırı hırslı çalışanlar iş yerinde kıskançlığı artırıyor. Çalışanlar, en çok iş arkadaşlarının ücretini, aldığı terfiyi veya makamını kıskanıyor. Şirketler ise kıskançlık yaratacak ortamları iyileştirmeye çalışıyor. Çünkü işte kıskançlık, ciddi bir maliyet yaratıyor, verimlilik ve çalışan kaybına neden oluyor. Terfi almış iş arkadaşınızın ofisine girdiğinizde, masasında ailesiyle yeni tatil evinde çekilmiş güzel bir fotoğrafını görüyorsunuz. Konuşma sırasında arkadaşınız kravatını düzeltirken Davos'ta yapacağı konuşmanın hazırlıklarından bahsediyor. Bir taraftan onun için gerçekten mutlu oluyor ve başarısını tebrik ediyorsunuz. Ancak bir taraftan da Alpler'de ayağının kayıp bir buzul çukuruna düşmesini umuyorsunuz... Kıskançlık, yani insanların kendi istedikleri şeyleri başkalarında gördüklerinde hissettikleri sıkıntı, evrensel bir duygu. Dünyanın dört bir yanında çalışanlar, kimi zaman gıpta ederek kimi zaman kendilerini yıpratarak bu duyguyu yaşıyor. Geçtiğimiz 10 yılda birçok uzman, yüzlerce yönetici ve organizasyon üzerinde çalışarak bu ölümcül günahın iş yerinde nasıl bir rolü olduğunu keşfetmeye çalıştı. Araştırmalara göre işte kıskançlık, verimlilik ve çalışan kaybına neden oluyor. Universty of Chicago'dan Prof. Tanya Menon ile Profesör Leig Thompson, kıskançlığın hem çalışanlar hem işverenler açısından kritik bir problem olduğunu belirtiyor. Bu sorun nedeniyle ekiplerin dağıldığını, insanların iş yerindeki odağını ve motivasyonunu yitirdiklerini söylüyorlar. İş yerinde kıskançlık üzerine uzmanlaşan University of Notre Dame'da yönetim profesörü Robert P. Cecchio, "En çok kıskanılan insanlar, genellikle en gözde işleri yapanlar ve terfi alanlar oluyor" diyor.

ÇALIŞMA ORTAMI ÖNEMLİ
Kıskançlık neredeyse hemen her ofiste kendini gösteriyor. Capital'in Yenibiris.com üzerinden 2 bin 365 kişiyle yaptığı anket de iş yerinde kıskançlığın net bir resmini çekiyor. Ankete katılanların yüzde 91,2'si iş yerinde kıskançlık yaşandığını düşünüyor. Her ne kadar kıskançlık, çok fazla önü alınabilen bir duygu olmasa da bazı ortamlar kıskançlığın oluşmasını kolaylaştırıyor. Örneğin adil yönetimin olmadığı, bireysel rekabetin yoğun olduğu, başarı ve kariyer hırsının normal standartları aştığı ortamlarda kıskançlık ihtimali artıyor. Uzmanlar da bu noktanın altını çiziyor. Msearch INAC Kurucu Başkanı Ali Midillili, iş gücü ne kadar kalifiye olursa rekabetin yaratacağı dolaylı kıskançlığın da ortaya o kadar hızlı çıktığını söylüyor. Egon Zehnder International Danışmanı Tankut R. Şensürücü de ortak misyon bilincinin yok olması ve egoların büyümesiyle kıskançlıkların körüklendiğini dile getiriyor. Fortune Danışmanlık Yönetici Ortağı Ayşen Arıduru, bireysel ve yaşamsal kalite, kişisel prezentasyon ve özel hayat zenginliği gibi konuların da kıskançlığa neden olabildiğini ifade ediyor.