ad

se

iş sağlığı ve güvenliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iş sağlığı ve güvenliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Temmuz 2015 Cuma

Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanı (TMGD) Bulundurma Zorunluluğu Getiriliyor

Tehlikeli madde taşıyan dolduran şirketlerin artık danışman bulundurması zorunlu. Bu da yeni bir iş alanı doğurdu.

İş güvenliği alanında birbiri ardına devrim gibi kararlar geliyor. Yeni uygulamalarla güvenlik artarken istihdam alanında da yeni ufuklar açıyor. Bugünden itibaren tehlikeli madde taşıyan, paketleyen, dolduran, boşaltan işletmelere Tehlikeli madde güvenlik danışmanı (TMGD) bulundurma zorunluluğu getiriliyor.
2.500 liraya bir hafta kursa giden ve sertifika alan danışmanlar aylık kazancı 25 bin TL’yi bulabilen bir işin sahibi olabilecekler.
Bu zorunluluğa uymayanlara cezai yaptırım uygulanacak. Yönetmeliğe göre her danışman en fazla 5 firmaya hizmet verebilecek. Ancak Türkiye’de şu an sadece yaklaşık 500 danışman bulunuyor.
İstasyonlar seneye başlıyor
Temmuz 2016 itibarıyla ise Türkiye genelindeki 15 bin akaryakıt istasyonuna aynı zorunluluk geliyor. Bu da güvenlik danışmanı alanında talebin patlamasına neden olacak.
Güvenbir OSGB Genel Müdürü ve İşyeri Hekimi Dr. Ali Çolak, “Türkiye’deki akaryakıt istasyonlarının ve tehlikeli madde taşımacılığı yapan firma sayısı çok fazla. Akaryakıt istasyonlarının da devreye girmesiyle talep daha da yükselecek” dedi.
Tehlikeli madde güvenlik danışmanı olmak için 7 gün, günde 8 saat süren bir kursu tamamlamak, ayrıca 1 tam gün süren özel yangın eğitimi almak gerekiyor. Eğitimin ücretiyse 2500 lira.
Beş şirketten fazla şirketle çalışılamaz
Uzmanlar verilecek ceza miktarları ve uygulama konusunda bazı soru işaretleri olduğunu belirtiyor. Bir danışmanın en fazla 5 şirkete hizmet verebileceğinin altını çizen Çolak, “Tehlikeli madde güvenlik danışmanı ya bir şirkete bağlı ya da bağımsız olarak hizmet verebilecek. 5 iş yerine hizmet verdiği düşünüldüğünde aylık kazancı 15-25 bin TL arasında değişebilir” ifadesini kullandı.
Kimler danışman olabilir?
4 yıllık lisans mezunu olmak; kaçakçılık, dolandırıcılık, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı, rüşvet suçlarından cezayla hükümlü bulunmamak gerekiyor.
Güvenlik danışmanı ne iş yapacak?
Güvenlik danışmanı, işletme içerisinde tehlikeli maddeyle ilgili yapılacak her türlü işlem ve prosedürü takip ederek, periyodik raporlar tutacak. Aynı zamanda çalışanlara da eğitim verecek. Tehlikeli maddelerin taşınması, yüklenmesi veya boşaltılması sırasında bir kaza veya güvenliği etkileyecek bir olay meydana gelmesi durumunda acil durum prosedürlerini uygulayacak.

NOT: Arkadaşlar bu bahsedilen 10000-15000 TL gibi gelir vaatlerine aldanmayın. İş Güvenliği kursları da bu kadar olmasa da uçuk maaşlar elde edileceğini söylüyordu. Piyasada kum gibi İSG uzmanı var. 1000 küsürlü maaşlara çalışanları da oldukça fazla. Onun için ilk aylarda biraz para kazandırır, sonrasında emekliler, paraya sıkışanlar yine işin içine girip donları aşağıya indirir. Bu tür saçmalıklara bakıp uzun vadeli kariyer planı yapmayın. Bunlar eğitim kurumlarına tepside sunulan ikramlardır. Dertleri bu işi yaptırmak olsa İSG kursunda zaten bu eğitimi de verirlerdi. Yine de karar sizin. 

6 Mayıs 2015 Çarşamba

6331 Sayılı İSG Kanununda 23 Nisan 2015 Kanun Değişikliği Sonrası Uygulanacak İdari Para Cezaları

6331 sayılı İSG Kanununun 6645 sayılı Kanunla değişiklik 26'ncı maddesine göre

23 Nisan 2015 Tarihinde Yürürlüğe Giren Kanun Değişikliği Sonrası  Uygulanacak Ceza Miktarı (TL)   uygulanacak idari para cezaları miktarları tablosu için Tıklayın.


6645 nolu kanun ise İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN başlığı olarak geçmektedir.
 
 
 

İş Güvenliği Uzmanlarının Sertifikalarının Geçerliliği Kaç Yıldır?

İş güvenliği uzmanı belgesi sahibi olan kişilerin, belgelerini aldıkları tarihten itibaren 5 yıllık aralıklarla eğitim kurumları tarafından düzenlenecek yenileme eğitim programlarına katılması zorunludur. 

Yenileme eğitim programlarının süresi 30 saatten az olamaz.

6 Şubat 2015 Cuma

ILO 167 Sayılı İnşaat ve Güvenlik Sözleşmesi İmzalandı



Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO), 1988 yılında kabul edilip, 1991 yılında yürürlüğe giren 167 sayılı inşaat işlerinde güvenlik ve sağlık sözleşmesi Türkiye tarafından da onaylandı.

Özellikle Torun Center faciasından sonra daha sık dile getirilen söz konusu ILO sözleşmesi Türkiye tarafından onaylandı. Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yer alan uluslararası sözleşme ile inşaat sektörü çalışanlarına iş güvenliği ve uluslararası standartlar kazandırılması amaçlanıyor.


Sözleşme, "inşaat alanındaki herhangi bir işlem, faaliyet veya nakliye dahil, alanın hazırlanmasından, projenin tamamlanmasına kadar olan tüm inşaat işlerine, yeni bina yapımına, inşaat mühendisliğine, montaj ve sökme işlerine" uygulanacak. Sözleşmede, inşaat işlerinin görüldüğü alanlar, inşaat işlerinde kullanılan araç, malzemelerde güvenlik ve sağlık, üye ülkelerin hükümetlerince konuya ilişkin önlemlerin alınması, işçi ve işverenlerin yükümlülüklerine ilişkin hükümler yer alıyor.[1]

167 sayılı sözleşmesini onaylayan kanun, inşaat sektörü çalı şanlarına uluslararası standartlarda yeni güvenceler kazandırmayı amaçlıyor. Sözleşmeyi onaylayan her üye, güvenlik ve sağlık için mevcut risklerin değerlendirilmesi konusunda, sözleşme hükümlerinin uygulanmasını sağlayacak yasal düzenlemeleri yürürlüğe koymayı taahhüt etmektedir. Kanunla onaylanan sözleşmeye göre, iskele ve merdivenler, ulusal mevzuata uygun olarak inşa edilecek, uygun olarak kullanılacak, yetkili kişi tarafından denetlenecektir. Her inşaat alanında veya çevresinde işçilerin sayısına ve işin süresine bağlı olarak, işçiler için tuvalet ve yıkanma tesisleri, işçilerin kıyafetlerini değiştirmek, kurutmak ve dolaba yerleştirmek için tesisler, olumsuz hava koşullarından dolayı iş kesintiye uğradığı sürelerde yemek ve barınmak için yerler sağlanacak. Her inşaat alanında veya çevresinde yeteri miktarda içme suyu bulundurulacak, işçiler, işyerlerinde maruz kalabilecekleri olası kazalara ve yakalanabilecekleri hastalıklara karşı bilgilendirilecek. Sözleşmeyi imzalayan her üye, sözleşme hükümlerinin fiilen uygulanmasını sağlamak için özellikle caydırıcı ceza ve önlemler dahil, gerekli bütün önlemleri alacaktır.[2]

İş Sağlığı ve Güvenliği sınavına girecekler çıkma ihtimali var, bir yere not alın.

U.S.Chemical Safety Board (CSB) Başkanı Rafael Moure-Eraso'nun DuPont La Porte İş Kazası Ön İncelemesi

15.11.2014 tarihinde Teksas eyaletine bağlı La Porte kentinde dünyanın ikinci en büyük kimya şirketi DuPont'ta doğalgazı kokulandırmak için kullanılan gazın sızması sonucu 4 işçi zehirlenerek hayatını kaybetti. Bir kişi de hastaneye kaldırıldı.

U.S.Chemical Safety Board (CSB) Bşk. Rafael Moure-Eraso'nun DuPont LaPorte kazası Ön İncelemesi ile ilgili bugün yapılan açıklaması:

Yazıyı okuyun, bu tür durumlarda firma ve devlet tarafından yönetilen bizim kriz yönetim sürecimizi kıyaslayın. Biz de yapılan açıklamalara bakınca aşağıdaki rapora göre ne kadar basit ve insan hayatının ucuz olduğunu göreceksiniz.

CSB - U.S. CHEMICAL SAFETY BOARD -- An independent federal agency investigating chemical accidents to protect workers, the public, and the environment
Statements on the US Chemical Safety Board's DuPont LaPorte Investigation
Chairperson Rafael Moure-Eraso
and Board Member Manuel "Manny" Ehrlich
U.S. Chemical Safety Board
February 5, 2015

RAFAEL MOURE-ERASO

Good morning, and welcome to this U.S. Chemical Safety Board – or CSB – media briefing.
I am Rafael Moure-Eraso, Chairperson of the CSB. The purpose of today’s briefing is to provide an update on our ongoing investigation into the fatal methyl mercaptan release that took place at the DuPont facility in La Porte on November 15, 2014.  Four workers’ lives were lost, and I join their families and their coworkers in their grief.                                           
First, I would thank DuPont for their cooperation with our investigative team, as well as the International dupontlaporte_buildingChemical Workers Union local 900C. We appreciate their assistance during what is a difficult time for everyone involved.
Yesterday, Board Member Ehrlich and I visited the accident site along with the CSB Investigation Team, the site manager and workforce representatives.  I was encouraged by DuPont’s commitment, which was restated to me, to thoroughly investigate this tragedy, to learn from it, and to make all needed changes.
This is my fifth and final year serving as Chairperson of the U.S. Chemical Safety Board. During that time the CSB has investigated three major, fatal accidents at DuPont facilities around the U.S.  The frequency of these incidents is a concern for the Board as well as for DuPont, its workers, family members, and the communities nearby.
The first DuPont accident investigated by the CSB, in January 2010, at DuPont’s manufacturing plant in Belle, West Virginia resulted in the death of one worker when a braided steel hose ruptured, releasing highly toxic phosgene gas.  The CSB investigation found that DuPont had not used the safest materials of construction for the hose – had not replaced the hose on the required maintenance schedule – had not installed a properly ventilated and alarmed enclosure around the phosgene to prevent worker exposure – and finally, had not required workers to use respirators around the phosgene storage area.
The second DuPont accident investigated by the CSB occurred later in 2010 when hot sparks produced by welding ignited flammable vapors inside a tank that had not been effectively isolated from a hazardous process at the DuPont facility in Buffalo, New York, killing one worker.  DuPont had not used an adequate gas detection system to monitor the area for the hazardous vinyl fluoride gas, which exploded.
And finally, the accident we are discussing today – at the DuPont, La Porte facility here in Texas - was the most severe. Four workers were killed during the release of what DuPont says were more than 23,000 pounds of methyl mercaptan, a highly toxic, flammable, and volatile liquid.
Now let me say that DuPont has long been regarded as one of industry’s safety leaders.  In fact, DuPont has been viewed an industry leader in processing hazardous materials for most of the last two centuries.  After the Bhopal tragedy in 1984, the DuPont La Porte facility changed it’s production of methyl isocyanate – or MIC – the same chemical involved in the Bhopal accident, to an inherently safer method so that the highly hazardous chemical was no longer stored in large quantities but was used as it was produced. Such action has contributed to DuPont’s reputation as a leading light in safety, its slogan is: “Zero” safety incidents. The company markets its safety programs to the chemical industry.
But we have found that not only DuPont, but the industry as a whole must do much better.  Complex process-related accidents with tragic results are taking place across the country at companies of all sizes.  This problem includes major corporations such as DuPont, not just smaller companies that some refer to as outliers. It is clear that the current process safety regulatory system is in need of reform.
We have found common factors contributing to major accidents like the one at DuPont La Porte.  These include a chemical industry that lacks safe process designs and risk reduction targets, degraded process safety systems, weak or obsolete regulatory standards, inadequate regulatory resources and staffing, and overly permissive industry standards.
And the latest accident at DuPont is one of many incidents investigated by the CSB where we believe it will become clear that the process design was not as safe as possible.
Lead Investigator Dan Tillema will discuss these in more detail, but let me draw your attention to four design issues that our investigators have already identified in this accident.
  • First: The process included several interconnections between the methyl mercaptan supply line and a chemical vent system, which allowed a toxic leak into an unexpected location, where workers were exposed with fatal consequences.
  • Second: The chemical vent system - which was intended to safely remove harmful vapor from process vessels – had a design shortcoming that allowed liquid to accumulate inside.  This liquid regularly caused pressure buildups in the vent, and the liquid needed to be manually drained by operators to prevent safety issues from interconnected equipment, such as reactors.
  • Third: The vent drain that operators had to use was open to the atmosphere, meaning that workers were exposed to whatever chemicals were drained from the vent system.
  • Fourth: The building was designed in such a way that even had ventilation fans been working on the day of the accident, it could not necessarily protect workers from chemical exposure.  And we found that those vents were not, in fact, working at the time of the accident.
This accident, like many investigated by the CSB, demonstrates that regulators and companies should place greater emphasis on making designs as safe and possible and updating them on a constant basis.
I would now like to introduce Board Member Manuel Ehrlich who will update you on the investigative team’s activities so far:
MANNY EHRLICH:
The CSB made a decision to deploy just hours after learning of the DuPont incident on November 15, 2015.  The team of eight investigators arrived on November 16, 2014 and met with company officials.
Since then the CSB has conducted approximately 50 interviews and has spent hundreds of hours reviewing documents and evaluating the incident scene.
Investigators have been inside the manufacturing building on numerous occasions evaluating the process equipment, building layout, and safety systems.  These systems include building ventilation, toxic gas detection, availability of emergency breathing air, and exit routes for workers, to name a few.
At this point, the field phase of the investigation is approximately 50% complete.  In the coming weeks and months, testing of field equipment such as check valves, block valves, and interlock systems will take place as well as verification of critical instrumentation.
The team is here to investigate the incident and the board is here to support our team. The CSB is in a position to gather and disseminate data which will allow for  site management to reaffirm their commitment to process safety, emergency planning and response, and a strong safety culture.
This accident affected the LaPort community. The citizens of this and surrounding communities have a right to know what hazardous materials are processed and stored near them. That is supposed to be the case throughout the country.
Understanding what happened here will reaffirm the right and need to know how safely they are protected in the community and how such an incident can be prevented in the future.
In addition to the CSB investigation, OSHA, and DuPont are also conducting parallel investigations.
I believe that there will be many important and valuable lessons learned that will benefit local citizens, regulators, and the chemical community.

______________________________________
Audio of the breifing in its entirety can be downloaded at:
https://app.box.com/s/rpjnerih5legk1z3erpvon6dcgd2q58e
The CSB released photos that can be downloaded at:
https://app.box.com/s/dad2cftp8ceydh994vuct6l71emn9j2j

29 Ocak 2015 Perşembe

27 Aralık 2014 İş Güvenliği Uzmanlığı Ve İşyeri Hekimliği Sınavı Sorularının %10’u Ve İptal Olan Sorular

27 Aralık 2014 tarihinde yapılan İş Güvenliği Uzmanlığı ve İşyeri Hekimliği sınavında sorulan soruların %10’luk kısmı yayınlanmış olup ekte yer almaktadır.
C Sınıfı İş Güvenliği Uzmanlığı sınavında 15. soru iptal edilmiştir. (1 soru) İptal edilen soru aşağıda yer almaktadır.
15. İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği’ne göre, işverenin onaylı deftere ilişkin yükümlülükleriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) İşyerinin bağlı olduğu Çalışma ve İş Kurumu il müdürlükleri, Genel Müdürlük veya noterce her sayfası mühürlenmek suretiyle onaylanır.
B) Bu deftere yazılan tespit ve öneriler iş güvenliği uzmanına tebliğ edilmiş sayılır.
C) Asıl sureti, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı; diğer suretleri ise işveren tarafından saklanır.
D) Defterin imzalanması ve düzenli tutulmasından iş güvenliği uzmanı sorumludur.
E) Teftişe yetkili iş müfettişleri, işverenin uygun bulduğu zamanlarda defteri inceleyebilirler.

Kaynak: ÖSYM ve isgyasam

27 Aralık 2014 İşyeri Hekimliği ve İş Güvenliği Uzmanlığı Sınavında Başarılı Olanların Dikkatine

27 ARALIK 2014 TARİHİNDE YAPILAN İŞYERİ HEKİMLİĞİ VE İŞ GÜVENLİĞİ UZMANLIĞI SINAVINDA BAŞARILI OLANLARIN DİKKATİNE
Bilindiği üzere 27 Aralık 2014 tarihinde yapılan işyeri hekimliği ve iş güvenliği uzmanlığı sınavı sonuçları ÖSYM tarafından ilan edilmiştir. Söz konusu sınavı kazanan adayların belgelendirme işlemlerinin tamamlanması için aşağıda yer alan hususlara dikkat edilmesi ve bu hususlara göre işlemlerin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
B sınıfı İş Güvenliği Uzmanlığı sınavında başarılı olan adaylardan;
  • İş sağlığı ve güvenliği veya iş güvenliği programında yüksek lisans yapmış olmaları sebebiyle sınava başvuran ve başarılı olanların kimlik bilgileri Ziraat Bankası kurumsal tahsilat hesabına bildirilmiştir. 413 TL belge bedelini yatırmaları neticesinde işlemleri sonuçlandırılacaktır.
  • (C) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesiyle en az üç yıl fiilen görev yaptığını iş güvenliği uzmanlığı sözleşmesi ile belgelemek üzere sınava başvuran ve başarılı olanların iş güvenliği uzmanı olarak en az üç yıllık çalışmalarını gösteren sözleşme ve belgeler ile Genel Müdürlüğe başvurmaları ve uygunluklarının tespiti neticesinde kimlik bilgileri Ziraat Bankası kurumsal tahsilat hesabına bildirilecek olup, 413 TL belge bedelini yatırmaları neticesinde işlemleri sonuçlandırılacaktır.
C sınıfı İş Güvenliği Uzmanlığı ve İşyeri Hekimliği sınavında başarılı olan adaylardan;
  • Eğitim kurumlarında devam etmekte olan belge denetimi neticesinde uygunlukları tespit olunanların kimlik bilgileri Ziraat Bankası kurumsal tahsilat hesabına bildirilecek olup, 413 TL belge bedelini yatırmaları neticesinde işlemleri sonuçlandırılacaktır.
  • Yapılan denetimde uygunluklarının tespiti mümkün olmayan adayları
    • Onaylı diploma sureti
    • Eğitim katılım belgesi
    • Uygulamalı eğitim formu (eğitim kurumu sorumlu müdür tarafından onaylanmış hali)
ile Genel Müdürlüğe başvurmaları ve uygunluklarının tespiti neticesinde kimlik bilgileri Ziraat Bankası kurumsal tahsilat hesabına bildirilecek olup, 413 TL belge bedelini yatırmaları neticesinde işlemleri sonuçlandırılacaktır.
YUKARIDA BELİRTİLEN DURUMDAKİ TÜM ADAYLARIN YETKİLENDİRME İŞLEMLERİ YAPILACAK İNCELEMELERİ MÜTEAKİBEN, BİR HAFTA İÇERİSİNDE TAMAMLANACAKTIR. ADAYLAR BELGE BEDELİNİ YATIRDIKTAN SONRA HERHANGİ BİR İŞLEM YAPMALARINA YA DA GENEL MÜDÜRLÜĞÜMÜZE BAŞVURMALARINA GEREK YOKTUR.
KİŞİSEL DURUMUNUZ HTTPS://İSGKATİP.CSGB.GOV.TR/LOGOUT.ASPX ADRESİNDE YER ALAN ”SINAV DURUMU SORGULA” SEKMESİ KULLANILARAK ÖĞRENİLECEK OLUP DURUMUNUZA UYGUN SÜRECİN TAKİP EDİLMESİ NETİCESİNDE YETKİLENDİRME İŞLEMLERİNİN GERÇEKLEŞTİRİLECEKTİR.
Kaynak: İSGGM

2 Ocak 2015 Cuma

2014 Yılında En Az 1886 İşçi İş Kazasından Yaşamını Yitirdi...

Soma, Torunlar, Ermenek, Yalvaç, Yığılca, Şırnak, Mersin ve nice iş cinayetleri...
2014 yılında en az 1886 işçi yaşamını yitirdi...
İşçi sınıfı geçtiğimiz yıl fabrikalarda, organize sanayi bölgelerinde, tarlalarda çalışırken; işe gidip gelirken çok can verdi... 2014 Yılı İş Cinayetleri Raporu’nu 17 Ocak Cumartesi günü saat 12.00’da Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şube’de yapacağımız basın toplantısında ayrıntılı olarak açıklayacağız... Ancak tespit ettiğimiz bazı satırbaşlarını şimdiden paylaşıyoruz...
                                                                                                  @aktifhaber.com
                                                                               
* 2014 yılında iş cinayetlerinde en az 1886 işçi can verdi...
* Mayıs ayında 427 işçi, Ekim ayında 171 işçi ve Ağustos ayında 160 işçi can verdi...
* Yaşamını yitiren 1886 işçiden 29’u meslek hastalığı nedeniyle can verdi...
* İnşaat işkolunda 423 işçi, maden işkolunda 386 işçi ve tarım işkolunda 309 işçi can verdi...
* Trafik/servis kazası nedeniyle 421 işçi, zehirlenme/boğulma nedeniyle 395 işçi ve düşme nedeniyle 298 işçi can verdi...
* 54 çocuk işçi can verdi...
* 132 kadın işçi can verdi...
* 53 göçmen işçi can verdi...
* 331 emekli ya da emeklilik çağında çalışan işçi can verdi...
* Manisa’da 343 işçi, İstanbul’da 198 işçi ve Kocaeli’nde 67 işçi can verdi...
2014 / Aralık ayında en az 127 işçi yaşamını yitirdi...
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi işçiler, kamu çalışanları, işçi aileleri, doktorlar, mühendisler, akademisyenler, gazeteciler... ve onların örgütlenmelerinin oluşturduğu; devletten ve sermayeden bağımsız; sağlıklı ve güvenli çalışma mücadelesini yürüten bir koordinasyon, bir emek örgütüdür... Yazılı, görsel, dijital basından takip edebildiğimiz, emek-meslek örgütlerinden gelen bilgiler ve işçiler, işçi yakınlarının bildirimleri ışığında tespit edebildiğimiz ve her gün güncellenen bilgiler ışığında Aralık ayında en az 127 işçi yaşamını yitirdi…
İnşaat, belediye, ticaret/eğitim/büro, tarım ve gemi/tersane işkollarında işçi ölümleri yoğunlaşıyor...İnşaat, Yol işkolunda 32 işçi;
Belediye, Genel İşler işkolunda 13 işçi;
Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 11 işçi;
Tarım, Orman işkolunda 9 emekçi;
Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 8 işçi;
Metal işkolunda 7 işçi;
Çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz/öğrenemediğimiz 6 işçi;
Madencilik işkolunda 5 işçi;
Çimento, Toprak, Cam işkolunda 5 işçi;
Savunma, Güvenlik işkolunda 5 işçi;
Taşımacılık işkolunda 4 işçi;
Petro-Kimya, Lastik işkolunda 3 işçi;
Tekstil, Deri işkolunda 3 işçi;
Ağaç, Kağıt işkolunda 3 işçi;
Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 3 işçi;
Gıda, Şeker işkolunda 2 işçi;
Banka, Finans, Sigorta işkolunda 2 işçi;
Enerji işkolunda 2 işçi;
Konaklama, Eğlence işkolunda 2 işçi;
İletişim işkolunda 1 işçi;
Basın, Gazetecilik işkolunda 1 işçi can verdi...
Aralık ayında yaşamını yitiren 127 emekçinin 121’i işçi, memur statüsünde çalışan ücretlilerden, 3’ü çiftçilerden/küçük toprak sahiplerinden ve 3’ü de esnaflardan olmak üzere, 6'sı da kendi nam ve hesabına çalışanlardan oluşuyor...
İşçiler en çok trafik/servis kazaları, düşme, ezilme/göçük ve diğer nedenlerden dolayı can verdi...
Trafik, Servis Kazası nedeniyle 36 işçi;
Ezilme, Göçük nedeniyle 31 işçi;
Diğer nedenlerden dolayı (kalp krizi, slikozis, intihar, saldırı vb.) 23 işçi;
Düşme nedeniyle 17 işçi;
Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 10 işçi;
Elektrik Çarpması nedeniyle 5 işçi;
Nesne Düşmesi, Çarpması nedeniyle 3 işçi;
Patlama, Yanma nedeniyle 1 işçi;
Kesilme, Kopma nedeniyle 1 işçi can verdi...
Aralık ayında iş cinayetlerinde 15 kadın işçi can verdi...
Tarım işçisi Medine Çelepkolu...
Gıda işçisi Emine Uslu...
ANKA basın emekçileri Emine Aydın ve Sevilay Kahraman...
Öğretmen Özden Çolak ve Feride Şensoy...
Kocasinan Eğitim ve Araştırma Hastanesi kayıt memuru Rukiye Solmaz...
Kasiyer Canan Göktaşı...
Acil Tıp Teknisyeni Duygu Duman...
Belediye taşeron işçileri Sonay Demircan ve Emine Onur...
Atık kağıt ve hurda işçileri İkbal Uygaş ve Suna Nar...
Ev işçisi Özlem Taştan...
Fabrika işçisi Gülten Özdemir...
Aralık ayında iş cinayetlerinde 3 çocuk işçi can verdi...
15 yaşındaki Emin Kök garsonluk yaptığı Edirne Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde iş çıkışı servis aracını kaçırınca bisikletiyle evine doğru yola çıktı. Otomobil çarptı...
15 yaşındaki Ramazan Gürcan Isparta Yalvaç’ta servis elemanı olduğu restoranda iş çıkışı motosikletle köyüne dönerken minibüsle çarpıştı...
17 yaşındaki Hacı Ölgen Kocaeli Gebze’de Yeni Adliye Binası’nda babasına ait eşyaları toplamak için gitti. 6.kattan asansör boşluğuna düştü...
Yine vurgulamamız gereken bir konu da tarım, gıda, maden, kimya, eğitim/ticaret, metal, inşaat, taşımacılık, liman, savunma ve belediye işkollarında emekli /emeklilik çağında çalışan 24 işçinin can vermesi...
Aralık ayında iş cinayetlerinde 1 göçmen işçi can verdi...
Suriye’deki savaştan kaçıp Hatay Belen’e gelen 24 yaşındaki Suriyeli işçi Abdül Kadim Alkador çalıştığı inşaatın 6.katından düşerek yaşamını yitirdi. bölgede inşaatlar denetimsiz ve çok sayıda Suriyeli çalışıyor...
İş cinayetleri en çok İstanbul, Adana ve Zonguldak’ta can aldı...
20 ölüm İstanbul’da;
6’şar ölüm Adana, Zonguldak ve İtalya’da;
5’er ölüm Antalya ve Kayseri’de;
4’er ölüm İzmir ve Kocaeli’nde;
3’er ölüm Ankara, Aydın, Bursa, Kahramanmaraş, Konya, Manisa, Niğde, Tekirdağ ve Irak’ta;
2’şer ölüm Amasya, Balıkesir, Bilecik, Çanakkale, Denizli, Hatay, Iğdır, Isparta, Mersin, Ordu, Osmaniye, Sakarya, Şanlıurfa ve Uşak’ta;
1’er ölüm ise Batman, Çorum, Diyarbakır, Edirne, Eskişehir, Gaziantep, Giresun, Hakkari, Kastamonu, Kırıkkale, Muğla, Samsun, Sivas, Şırnak, Van ve Yalova’da yaşandı...
İşçilerin sendika seçme özgürlüğü ve iş güvencesi sağlansın...
Başta taşeronlaştırma olmak üzere her türlü güvencesiz çalıştırma biçimi yasaklansın...
Yaşamak için Direnİşçi...
2014 / Aralık ayında iş cinayetlerinde yaşamını yitiren Hüseyin Çakıroğlu, Medine Çelepkolu, Kenan Akbaş, Hüseyin Aysal, Recep Pozukçu, İrfan Erdem, Özgür Filik, Halil Cen, Adem Gökmen, Mehmet Tekin, Emine Uslu, Hasan Hüseyin Geleş, Fahrettin Karamusaoğlu, Selami Yalçın, Volkan Kurtoğlu, Cumali Kodaş, Hüseyin Başar, Yılmaz Şapoğlu, Latif Doğan, Eyüp Yılmaz, Önder Zor, Erol Tekin, Ahmet Temel, Musa Akkuş, Erhan Çubukçu, Kamuran Güneş, Çetin Aydın, Emine Aydın, Sevilay Kahraman, Hasan Cullaz, Mehmet Doğanay, Yusuf Mantaş, Özden Çolak, Canan Göktaşı, Armağan Aytaç, Haydar Yılmaz, Talat Halman, Mehmet Beşen, Feride Şensoy, Ahmet Cevizci, Cemalettin Şahan, Süleyman Göze, Atacan Alptekin, Gürkan Kavdır, Halil Uzun, Ali Astan, Mustafa Ferdi Yener, Mustafa Taştan, İbrahim Paşa, Recep Bozkaya, İsmail Erciş, Halil Kılıçoğlu, İlhan Karakaş, Ş.G., Mustafa Yaşar, Celal Bilmen, Ahmet Şahin, Mehmet Şahin, Recep Kavak, Osman Dehşet, Gökhan Akçin, Ali Demirci, Ali Kesmez, Hasan Kıpçak, Tahsin Bağatur, Veli Yaren, Berat Yozcu, Cuma Kayataş, Kadir Karamuk, Osman Hamurkoparan, Birol Çelik, Hasan Bozdoğan, T.Ç., Ahmet Yurdakul, Nurullah Yıldız, Bahattin Kaya, Bilal Dikmen, Mehmet Demir, Ahmet Buluş, Osman Dursun, Abdül Kadim Alkador, Hacı Ölgen, Aydın Kümet, Ömer Şahan, Tayfun Hellaç, Vedat Varlıklar, Bekir Dil, Uğur Ay, Abdülkadir Kan, Emrah Karataş, Kamil Murat Kantoğlu, Melih Erek, Yiğit Küçükbıyık, Zeynel Üstün, Bayram Aslan, Selahattin Kayış, İbrahim Şahin, Rukiye Solmaz, Duygu Duman, Enis Kök, Haydar Demiröz, Ramazan Gürcan, Berkay Özüç, İlhan Çiftçi, Samet Keleş, Mehmet Topalcan, İrfan Karadaş, Nurullah Ateş, Eyüp Balcı, Sonay Demircan, Ali Rıza Kurtoğlu, Mehmet Adil Çetin, Necdet Turan, Ömer Acar, Emine Onur, Sedat Hanedar, İkbal Uygaş, Suna Nar, Barış Çetiner, Özlem Taştan, Gülten Özdemir, A.İ., Osman Demir, Salih Çavdaroğlu, Metin Öz, Zeydin Korkut ve ismini öğrenemediğimiz bir işçiyi saygıyla anıyoruz!

11 Kasım 2014 Salı

SGK'dan Kayıtdışı İstihdama Dolaylı Teşvik

2013 yılında SGK tarafından çıkarılan 2013/26 sayılı genelge ile ölüm gelir/aylığı almak isteyen hak sahiplerinin gelir tespiti yaptırmaları zorunlu hale getirilmiştir.

Hak sahipleri tarafından yaptırılması gereken gelir tespitleri ile hak sahiplerinin her türlü kazanç ve irat toplamının 16 yaşından büyükler için belirlenen asgari ücretin net/brüt tutarının altında olup olmadığı belirlenerek, ölüm gelir/aylığı bağlanması bu kıstasa göre değerlendirilip karara bağlanacaktır. 

Peki hak sahiplerinin gelir tespiti kim tarafından tespit edilerek, değerlendirilecek ve karara bağlanacaktır?
SGK 2013/26 sayılı genelge ile bu araştırmayı asli görevi kayıt dışı istihdamla mücadele olan sosyal güvenlik denetmenlerine vermiştir. Kurumun taşra teşkilatında görev yapan, çalışma hayatının denetiminde aktif rol oynayan, vatandaşlardan gelen tüm ihbar ve şikayetlerle ilgili vakit kaybetmeksizin iş yerlerinde denetim yapan sosyal güvenlik denetmenleri 2013/26 sayılı genelge ile bir nevi çalışma hayatından el çektirilmiş, çalışma hayatı başıboş bırakılmıştır.

2013/26 sayılı genelgenin 8,3 maddesinde "hak sahibi kız çocukları veya anne /babanın sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışıp çalışmadıkları ve buralardan aylık alıp almadığı ile tapu kayıtları da araştırılarak varsa gayrimenkullerinden ve diğer gelirlerinden elde ettiği aylık tutarının İş Kanununa göre 16 yaşından büyük sanayi kesiminde çalışan işçiler için tespit edilen asgari ücret (brüt asgari ücret) tutarının altında olup olmadığı
hususları sosyal güvenlik denetmenlerince tespit edilecektir.” hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm işleri daha da arap saçına çevirmektedir. Yapılacak gelir tespitleri ölüm gelir/aylığı talebinde bulunan hak sahibi kız çocukları  ve anne/babalar için yapılma zorunluluğu getirilerek denetmenlerin iş yoğunluğu iki katına çıkarılmıştır. 

SGK bununla da yetinmeyerek 26 Mayıs 2014 tarihinde 2014/1 sayılı E-Bağımsız tahsis yazısında “gelir tespitinin aylık başlangıç tarihi itibarıyla yapılması gerektiğinden bunların gelir tespitinin aylık başlangıç tarihinden itibaren her yıl yapılmak suretiyle durumları değerlendirilecektir.” ibaresi ile denetçiler üzerindeki yükü her yıl yenileme amacı gütmüştür.

İsterseniz konunun vahametini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sn. Faruk ÇELİK'in 2014 yılı bütçe görüşmelerinde T.B.M.M'ye sunduğu rakamlarla açıklayalım. Kurumda görev yapan yaklaşık 850 denetmen ve yetkili denetmen yardımcısı 2013 yılında yaklaşık 40.000 adet iş yerinde  fiili denetim yapmış ve kayıt dışı istihdamın %37 seviyesine inmesinde başrol oynamıştır. Lakin 2013 yılı Haziran ayında çıkarılan 2013/26 sayılı genelge ile 2013/Haziran 2014/Eylül arası dönemde Türkiye geneli tahminen yaklaşık 100.000* adet gelir tespiti talebinin sonuçlandırılması denetçilerden talep edilmektedir. 
İşte durum bu kadar vahimdir. 

40.000 adet işyerinin denetiminden ve işyerlerine yapılan rehberlik faaliyetinden dolaylı olarak vazgeçmeye karar veren SGK yöneticileri, yılda yaklaşık 100.000 adet gelir tespitini denetmenlerden beklemekte ve bu tespitlerin her yıl tekrarlanmasını emretmektedir.

Dilekçe yoluyla veya ALO 170 ihbar hattına yapılan ihbar  şikayetler, 20 m2'lik bürolardan bildirilen yüzlerce sahte sigortalı denetimleri, eşinden boşanan fakat fiilen birlikte yaşayarak SGK'dan haksız yere maaş alanlara yönelik tapılan araştırmalar çığ gibi artarak büyümekte ve maalesef bekletilmektedir. 
Umalım ki SGK yetkilileri tez zamanda bu hatalarından vazgeçerler ve kayıt dışı istihdamı, sigortasız çalıştırmayı dolaylıda olsa teşvik etmezler.

Kaynak: http://www.sgkrehberi.com/haber/51344/ 

7 Kasım 2014 Cuma

OSTİM Davası’nda Tutuklu Sanıklar Tahliye Edildi

2 Ekim 2014
OSTİM’de 20 işçinin yaşamını yitirdiği patlamayla ilgili davada tutuklu 3 sanık “makul süreyi yattıkları” gerekçesiyle tahliye edildi. Davada tutuklu sanık kalmadı

                                                                   @www.olay.com.tr
İş cinayetleri olanca yoğunluğuyla sürerken cinayetlerin sorumluları hakkında verilen aklama kararlarına da yenileri ekleniyor. Ankara OSTİM Organize Sanayi Bölgesi’nde 3 Şubat 2011 tarihinde 20 işçinin yaşamını yitirdiği patlamalarla ilgili davada da sorumlular aklandı, iş cinayetinin üzeri örtüldü.

Davanın tutuklu sanıkları Bahadır Esendik, Burhan Koç ve Kasım Ersoy’un avukatları, Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin “tutukluluğun devamı” kararına itiraz etti. İtirazı değerlendiren Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, itirazı kabul ederek sanıkların tutukluluk hallerinin kaldırılmasına karar verdi. Mahkemenin tek kısıtı yurtdışı yasağı oldu.
Mahkeme, 20 işçinin ölümünden sorumlu olan 3 kişinin 3 Şubat 2011’den bu yana tutuklu olmasını “makul süre” olarak değerlendirdi. Dava ile ilgili toplanacak ya da karartılacak yeni bir delil olmadığını da söyleyen mahkeme, böylece tutuklu sanık bırakmamış oldu.
Kararın ardından Ostim ve İvedik cinayetlerinde yakınlarını kaybeden aileler Twitter hesaplarından “3,5 senedir davayı sonuçlandıramayan ADALET(!!!) sistemimiz çözümüzü 20 canın katillerini serbest bırakmakta buldu” açıklamasında bulundu.

Kaynak:Sendika.Org/ Ankara

3 Kasım 2014 Pazartesi

Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan Maden Kazası Nedeniyle İlgili Açıklama

Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığı, Ermenek'teki maden kazasıyla ilgili, düzenlenen ön raporda; kazanın, eski imalat bölgesine yıllar içerisinde birikmiş olan suların zaman içinde basınç eşik değerini aşarak, zayıflayan topuktan çalışma alanlarında aniden su baskınına neden olmasından kaynaklandığının ifade edildiğini bildirdi.


Başsavcılıktan yapılan yazılı açıklamada, 28 Ekim 2014 tarihinde Pamuklu köyü Cenne mevkisinde Has Şekerler isimle özel şirkete ait maden ocağında su baskını sonucu 18 işçinin mahsur kalması olayıyla ilgili Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın aşaması ve yapılan işlemlerin, 31Ekim'de  kamuoyunun bilgisine sunulduğu anımsatıldı.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:
   
"Yapılan bu basın açıklamasına ek olarak; 1 Kasım 2014 günü kurtarma faaliyetlerinin halen devam etmesi nedeniyle AFAD'ın izni ve refakatimize verdiği görevli kontrolünde 3 kişilik bilirkişi heyetiyle kazanın olduğu galeriye ulaşabilen en yakın yer olan 775 kotunda gidilerek inceleme yapılmış, dosya üzerinde ve kaza yerinde yapılan incelemeler sonucu bilirkişilerce ön rapor düzenlenmiştir.
   
Düzenlenen ön raporda kazanın eski imalat bölgesine yıllar içerisinde birikmiş olan suların zaman içinde basınç eşik değerini aşarak, zayıflayan topuktan çalışma alanlarında aniden su baskınına neden olmasından kaynaklı olduğu belirtilmiştir. Ayrıca soruşturma kapsamında kusuru olabileceği değerlendirilen diğer yetkili kişiler hakkında, daha önceki basın açıklamamızda belirtilen gerekçelerle CMK 109. maddesi uyarınca adli kontrol kararı talep edilmiş ve mahkemece talebimiz uygun görülmüştür. Bilirkişilerce düzenlenen rapor, ön rapordur. Olayın meydana gelmesiyle ilgili maddi gerçek, kurtarma işlemlerinin tamamen sonuçlanması sonrasında başsavcılığımızca bilirkişi refakatinde madende yapılacak incelemeler neticesinde tespit edilecektir."

4 Ağustos 2014 Pazartesi

İş Güvenliği Uzmanlığı Sınavı (Aralık Dönemi) Başvuru ve Sınav Tarihi

İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü İşyeri Hekimliği ve İş Güvenliği Uzmanlığı Sınavı (Aralık Dönemi)



2014-İSG Aralık Dönemi Sınavı, 27.12.2014 tarihinde yapılacaktır.


Sınava başvurular, 3-12 Kasım 2014 tarihleri arasında yapılacaktır
Mayıs Dönemi Soru ve Cevapları için Tıklayın

10 Temmuz 2014 Perşembe

Ak Parti'den Yaşam Odası'na Ret Geldi


[1] ANKARA - TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda "Torba Kanun Tasarı"nın görüşmeleri sürüyor. 

Soma'da 301 madencinin hayatını kaybettiği maden kazası sonrası gündeme gelen yaşam odalarının zorunlu hale getirilmesi konusu görüşmelere de taşındı. CHP'li vekiller, torba yasa görüşmeleri sırasında, madenlerde yaşam odasının zorunlu hale getirilmesinin de yasaya dahil edilmesi için önerge verdi. CHP'nin önergesi, AK Parti tarafında kabul görmedi.

"Spesifik düzenlemelerin yasayla yapılması doğru değil"

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, muhalefetin, maden ocaklarında yaşam odaları yapılmasıyla ilgili önergesi üzerine, böyle spesifik düzenlemelerin yasayla yapılmasının doğru olmayacağını belirtti. 

Çelik, maden ocaklarından kısa sürede tahliyeleri sağlayacak bir düzenlemenin, "Torba Yasa Tasarısı" Genel Kurul'dan çıkmadan yönetmeliğe konulacağının sözünü verdiğini kaydetti. 

Faruk Çelik, gerek Soma'da gerekse Suriye'deki olaylardan dolayı Güneydoğu'da bazı ilçelerde sorunlar bulunduğunu belirterek, buna ilişkin borçların ertelenmesi ve faizsiz kredi konusunda çalışma olduğunu bildirdi.

[2]YAŞAM ODASI 530 BİN TL
Türkiye'deki yasal mevzuat, madenlerde yaşam odası kurulmasını zorunlu kılmıyor.
Oysa Avrupa Birliği mevzuatında, madenlerde yaşam odası kurulmasına ilişkin yasal zorunluluk var.
Türkiye, yine yaşam odasını zorunlu kılan Uluslarası Çalışma Örgütü'nün (ILO) ilgili sözleşmesini de 19 yıldır imzalamıyor.
Türkiye'de, yasal olarak zorunlu olmadığı için pekçok madende bulunmayan yaşam odaları yaklaşık 40 kişi kapasiteli. Bu odaların kurulmasının yaklaşık fiyatı ise 250 bin ABD Doları (530 bin TL)
Kaynak:
[1] http://www.dunya.com/yasam-odasi-yasaya-girmedi-233124h.htm
[2] http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/26781555.asp 

20 Haziran 2014 Cuma

5x5 MATRİS YÖNTEMİ RİSK ANALİZİ RİSK DERECELERİ


OLUŞABİLECEK ZARARIN ŞİDDETİ
OLASILIK
1
ÇOK HAFİF
2
HAFİF
3
ORTA
4
CİDDİ
5
ÇOK CİDDİ
1
ÇOK AZ
1
İHMAL
EDİLEBİLİR
2
DÜŞÜK
3
DÜŞÜK
4
DÜŞÜK
5
DÜŞÜK
2
AZ
2
DÜŞÜK
4
DÜŞÜK
6
DÜŞÜK
8
ORTA
10
ORTA
3
ORTA
3
DÜŞÜK

6
DÜŞÜK
9
ORTA
12
ORTA
15
YÜKSEK
4
YÜKSEK
4
DÜŞÜK

8
ORTA
12
ORTA
16
YÜKSEK
20
YÜKSEK
5
ÇOK YÜKSEK
5
DÜŞÜK

10
ORTA
15
YÜKSEK
20
YÜKSEK
25
TOLERE EDİLEMEZ
5x5 MATRİS YÖNTEMİ RİSK ANALİZİ
RİSK DERECELERİ

OLUŞAN RİSKLERE KARŞI GERÇEKLEŞTİRİLECEK EYLEMLER
RİSK DERECELERİ
GERÇEKLEŞTİRİLECEK EYLEMLER

Önemsiz Riskler
(1)

Belirlenen riskleri ortadan kaldırmak için kontrol prosesleri planlamaya ve gerçekleştirilecek faaliyetlerin kayıtlarını saklamaya gerek olmayabilir.

Katlanılabilir Riskler
( 2, 3, 4, 5, 6 )

Belirlenen riskleri ortadan kaldırmak için ilave kontrol proseslerine ihtiyaç olmayabilir. Ancak mevcut kontroller sürdürülmeli ve bu kontrollerin sürdürüldüğü denetlenmelidir.

Orta Düzey Riskler
( 8, 9, 10, 12 )
Belirlenen riskleri düşürmek için faaliyetler başlatılmalıdır. Bu faaliyetler yapılacak plana göre gerçekleştirilmelidir.

Önemli Riskler
( 15, 16, 20 )
Belirlenen risk azaltılıncaya kadar iş başlatılmamalı, eğer devam eden bir iş varsa derhal durdurulmalıdır.  Risk, işin devam etmesi ile ilgiliyse acil önlem alınmalı ve bu önlemler sonucunda işin devamına karar verilmelidir.

Katlanılamaz Riskler
(25)
Belirlenen risk, kabul edilebilir bir seviyeye düşürülünceye kadar iş başlatılmamalı, eğer devam eden bir iş varsa derhal durdurulmalıdır.Gerçekleştirilen faaliyetlere rağmen riski düşürmek mümkün olmuyorsa iş engellenmelidir.