ad

se

sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Temmuz 2022 Cumartesi

Koranavirüs BA.5 Varyantı Hakkında Bilgiler ve Uzmanların Yaptığı Son Açıklamalar

Corona virüs evrile evrile yoluna devam ediyor. Omicron varyantından sonra BA5 olarak adlandırılan alt varyant son günlerde etkili olmaya başladı.

Zaten AB ve ABD'nin kurumları Omicron varyantların yayılması ve koronavirüsün gelişerek devam etmesi muhtemel göründüğünü belirtmiş ve bu açıklamalar WHO tarafından desteklenmiştir.


Resim fernando zhiminaicela tarafından Pixabay'a yüklendi 

BA.5 VARYANTI BELİRTİLERİ NELER?

BA 5 varyantının belirtileri arasında ateş, halsizlik,baş ağrısı,kas ağrıları, öksürük ve burun akıntısı gibi semptomlar bulunmaktadır. Uzmanlar bu varyantın daha hızlı yayıldığını, bağışıklık sitemini geçmekte daha başarılı olduğunu söylüyor.

Impact of the Coronavirus (COVID-19) Pandemic on Sleep- Increased Sleep Duration and Delayed Sleep Timing


BA.5 VARYANTI İLE İLGİLİ UZMANLARIN AÇIKLAMALARI

Emekli bir halk sağlığı danışmanı olan Peter English, varyantın yayılmasına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.

“Virüs hala çok yaygın bir şekilde bulaşıyor. Bunu yaparken mutasyona uğruyor. Bazı varyantlar önceki varyantlardan daha güçlü ,daha bulaşıcı ve / veya bağışıklık tepkilerinden daha iyi kaçabiliyor ”dedi. “Bağışıklık umduğumuzdan daha az sürüyor, bu yüzden insanlar birikimli hasarla tekrar tekrar enfekte olabilirler.”

CDC (ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri) Açıklaması:

Son zamanlarda yapılan laboratuar çalışmalarında, Covıd-19 enfeksiyonlarından aşılanmış veya iyileşmiş kişilerin kanından elde edilen antikorların , BA.5 ' e ne kadar iyi dayandıklarına bakıldı. Bu alt değişken onları yenebilir. Bu nedenle, kış ve hatta ilkbahara yakın zamanda Covıd geçiren insanlar yine virüse karşı savunmasız olabilirler.

CDC Direktörü Dr. Rochelle Walensky Salı günü Beyaz Saray Covıd-19 Müdahale Ekibi brifinginde yaptığı açıklamada "BA.4 ve 5'in diğer Omicron varyantlarına göre klinik ciddiyetini bilmiyoruz.

Ama bunun daha bulaşıcı ve bağışık sisteminden daha kolay kurtulduğunu olduğunu biliyoruz. Daha önceden hastalığı geçirenler hatta BA.1 BA2 enfeksiyonu olan insanlar bile hala BA.4 ve BA.5 'e yakalanma riski altındalar."

Mevcut aşılar, iki yıldan daha uzun bir süre önce Çin'in Wuhan kentinde ilk kez ortaya çıktığı koronavirüse göre modellenmiştir. Ciddi hastalıklara karşı yüksek düzeyde koruma sağlamaya devam ederler, ancak aşıların ilk turlarından itibaren daha fazla zaman geçtikçe ve virüs gelişmeye devam ettikçe etkinlikleri azalmaktadır.

DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ

Hükümetler, Omikron varyantı aşıları kullanıma sunulmadan önce normal aşıları nüfuslarının daha geniş kesimlerine ikinci aşıların yapılması konusunda alışılmadık bir adım attılar.

WHO Ryan, aşıların Covıd'e karşı sağladığı korumayı bir kaleyi koruyan bir duvarla karşılaştırdı. ”Zayıflıyor, çatlıyor, duvarda delikler var“ dedi ve immünolojik hafızanın "zamanla kaybolduğunu" ekledi.

__________________________________________________________________________________

İnsanlarda oluşan ben daha önce bu hastalığı geçirdim bana bir şey olmaz düşüncesinden bir an önce sıyrılmaları gerekiyor. Bayram, düğün gibi kapalı alan ziyaretlerinin artmasıyla vakalar artış göstereceğe benziyor. Kendi çevremden de daha önce Covid geçirenlerin ben gribim tekrar olmam deyip durum ağırlaşınca yaptırdıkları testlerin pozitif çıkması bu illetten kurtulamadığımızı gösteriyor.

CDC'nin çalışmalarına göre iyileştim dedikten sonra bile bazı hastalar 6 aya kadar  hala yorgunluk, nefes alma sorunları, kaygı ve eklem ağrıları gibi problemlerle karşılaşıyor.

Özellikle yaşlılarda durum daha tehlikeli, hastalığı atlatsalar bile çoğunda hasarlar bırakıyor. Onun için daha dikkatli olmak gerekiyor.

12 Temmuz 2022 Salı

Arı Alerjisinin Belirtileri Nedir? Arı AlerjisininTedavisi Nasıl Yapılır?



Yaz aylarının gelmesiyle, doğayla bütünleşmek isteyenler, mesleği gereği balcılık, tarım, geniş bahçeli otellerde çalışanlar, peyzaj gibi işlerle uğraşanlar ya da sokaktan geçtiği sırada arı sokmasına maruz kalanlar bunun sonucunda bayılma, sık görülmese de kalp krizi yaşadığını hatta ölümle sonuçlanan vakaların olduğunu geçmiş haberlerde görebilirsiniz.


Arı Alerjisi Nedir?

"Arı alerjisi, erişkinlerde ağır hayatı tehdit edici alerjik reaksiyonların (anafilaksinin) önemli bir nedenidir. Arı sokmasına bağlı alerjik reaksiyonların %0,4 ile %1 arasında değişebilen oranlarda olduğu bildirilmiştir.

Ülkemizde halk arasında bal arısı olarak bilinen Apis mellifera ve yaban arısı olarak bilinen Vespula vulgaris yaygın olarak tüm bölgelerde görülür.

                                         2 yıl önce Demet Evgar'ı dudağından arı sokmuştu.

Arı Alerjisinin Belirtileri Nedir? Tedavisi Nasıldır?

Arı sokması sonucunda, sokulan bölgede hafif kızarıklık ve kaşıntı ile birlikte şişlik olması beklenilen bir bulgudur. Genellikle tedavi gerektirmez ve kendiliğinden düzelir. Bazı durumlarda şişlik geniş boyutlara ulaşabilir, ağrı ve vücudun o bölgesinde belirgin rahatsızlık yaratabilir. Bu durumda ilaç tedavisi (alerji hap veya iğneleri ve kortizonlu hap veya iğnelerin kullanımı) gerektirebilir.

Arı alerjisi olan kişilerde ise arı zehrine karşı aşırı duyarlılık mevcuttur. Bu kişilerde arı sokması sonrasında genellikle dakikalar içerisinde tüm vücutta kaşıntı, kızarıklık, vücutta ve yüzde şişlik, nefes darlığı, hırıltı, öksürük, yutma güçlüğü, bulantı, kusma, ishal, tansiyon düşüklüğü ve bayılma ortaya çıkabilir. Bu durum vücutta genel bir alerjik reaksiyon olduğunun göstergesidir, anafilaksi olarak adlandırılır ve nadir de olsa ölümle sonuçlanabilir.

Arı alerjisi şüphesi olan olguların mutlaka alerji ve immünoloji kliniklerince değerlendirilmesi ve cilt testi veya kan testleriyle arı alerjisinin netleştirilmesi gerekir.

Arı alerjisi saptanan hastaların ağır alerjik reaksiyonlarda (anafilakside) hayat kurtarıcı olan epinefrin (adrenalin) isimli ilacı içeren otamatik enjektör formunda bir ilacı yanlarında taşımaları gerekir. Bu ilaç için uzmanınız tarafından test sonuçlarınıza göre rapor düzenlenir. 

Arı alerjisi, tedavisi yapılabilen bir  hastalıktır. Arı sokması alerjik reaksiyon gelişimi (immünoterapi) ile önlenebilir. İmmünoterapi alerji uzmanları tarafından 3-5 yıllığına planlana ve hastanın arı zehrine aşırı duyarlılığını ortadan kaldırmayı hedefleyen bir tedavidir. Tedavi başarı oranı %95'in üzerindedir. Bu nedenle arı alerjisi şüphesi olan her hastanın alerji ve immünoloji kliniklerince değerlendirilmesi gerekir."

arı alerjisi,arı alerjisi iğnesi,arı alerjisi ilacı,arı alerjisi testi,arı alerjisi tedavisi,arı alerjisine ne iyi gelir
arı alerjisi neden olur,arı alerjisi için iğne,arı alerjisi öldürür mu,arı alerjisi adrenalin,arı alerjisi aşı
,arı alerjisi belirtileri,arı alerji belirtisi,arı alerjisi epinefrin,arı alerjisi geçer mi,arı alerjisi nasıl geçer
,arı alerjisi ne iyi gelir,arı alerjisi hastalığı
Kaynak:medicana

6 Temmuz 2021 Salı

Türkiye'de Delta Plus Varyantı Tespit Edildi. Covid-19'un Delta, Delta Plus Varyantı Nedir?

Türkiye'de delta varyantının ardından mutasyona uğrayan 'Delta plus varyantı' da tespit edildi. 3 farklı ilde yaşayan 3 kişide 'delta plus varyantı' görüldü.

Açıklamayı dünkü kabine toplantısının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca yaptı.


Delta plus varyantı vakalarından birinin İstanbul'da olduğunu söyleyen Koca, "Bunlardan biri İstanbul. Ankara'da yok. Diğer iki ili söylemeyeyim" dedi.

Dünya Sağlık Örgütü, Delta varyantını 4 Nisan'da "İzlenmesi Gereken Varyant", 11 Mayıs'ta ise "Endişe Verici Varyant" kategorisine aldı. Bulaşıcılığı yüksek Delta varyantının dünya genelinde hakim tür haline gelmesi bekleniyor.


Yeni tip koronavirüsün ( Covid-19) ilk kez Hindistan'da ortaya çıkan bulaşıcılığı yüksek Delta varyantının dünya genelinde yayılmaya başlaması ve aşılara belirli ölçüde direnç geliştirmesi salgının gelecekteki seyrine dair kaygı yaratıyor.

Dünya genelinde tespit edilen her Covid-19 vakasının DNA sekansı çıkarılmadığı için Delta varyantının hangi ülkede kaç vakada görüldüğünü kesin olarak tespit etmek mümkün değil. Varyantın, ilk kez ortaya çıktığı Hindistan'da ve İngiltere'de Covid-19 vakalarının yüzde 90'ını oluşturduğu tahmin ediliyor.


ABD Hastalık Kontrol Merkezi, 5 Haziran'da toplanan Covid-19 numunelerinin yüzde 10'unun DNA'larının Delta varyantıyla eşleştiğini bildirdi. Ülkede Delta varyantın payının diğer varyantlara göre giderek arttığı gözleniyor.

Covid-19'un yabani tipine (doğal fenotipine) ve mutasyona uğramış diğer varyantlarına oranla bulaşıcılığı yüksek Delta varyantının dünya genelinde hakim tür haline gelmesi bekleniyor.

Her virüs gibi Covid-19 da zaman içinde değişimler geçiriyor. Söz konusu değişimlerin büyük bölümü virüsün temel özelliklerini değiştirmezken; "mutasyon" olarak adlandırılan bazı değişimler, virüsün temel özelliklerini ve dolayısıyla etkisini önemli ölçüde farklılaştırabiliyor.

Bilim insanları, Covid-19'un mutasyonlarının virüsün ne kadar kolay yayıldığını, hastalık tablosunu, aşıların bağışıklık sağlama düzeyini, teşhis, tedavi ve koruma tedbirlerinin başarısını etkilediğine işaret ediyor.





ENDİŞE VERİCİ VARYANT (VOC)

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Covid-19'un bugüne dek ortaya çıkan mutasyonları içinde 4'ünü "endişe verici", 8'ini "izlenmesi gereken" varyant olarak tanımladı.

Örgüt, "Endişe Verici Varyant" (VOC) olarak tanımladığı mutasyonların, "virüsün bulaşıcılığını ve yayılma riskini artırabildiği, öldürücülüğünü veya hastalık belirtilerini değiştirebildiği, önleme ve kontrol tedbirlerinin etkinliğini azaltabildiği" uyarısını yaptı.

Covid-19'un mutasyonlarını Ocak 2020'den bu yana takip eden DSÖ, 1 Mayıs'ta aldığı kararla harf ve rakamlarla belirtilen adları dışında, ilk kez ortaya çıktığı ülkelerle anılan varyantların Yunan alfabesindeki harflerle adlandırılmasına karar verdi.

"Endişe Verici Varyant" olarak belirlenen 4 varyanta Alfa, Beta, Gamma ve Delta; "İzlenmesi Gereken Varyant" olarak kategorize edilen 8 varyanta ise Epsilon (2 varyant), Zeta, Eta, Teta, Iota, Kappa ve Lambda adları verildi.

Endişe Verici Varyantlardan ilk kez İngiltere'de tespit edilene "Alfa", Güney Afrika'da tespit edilene "Beta", Brezilya'da tespit edilene "Gamma" ve Hindistan'da tespit edilen "Delta" denildi.

DELTA VARYANTI: B.1.617.2

İlk kez Ekim 2020'de Hindistan'da tespit edilen "B.1.617.2", DSÖ'nün "Endişe Verici Varyant" (VOC) kategorisine aldığı Covid-19 mutasyonlarının sonuncusu oldu.

"B.1.617" adı verilen soyun bir alt türü olarak ortaya çıkan Delta varyantı, "B.1.167.1" koduyla anılan Kappa varyantı ile "P681R" ve "L452R" adı verilen iki mutasyonu paylaşıyor. Kappa'daki "E484Q" mutasyonu yerine Delta varyantında "T478K" mutasyonu bulunuyor.

Virüsün insan hücrelerine tutunmasını ve nüfuz etmesini sağlayan diken proteinine etki eden söz konusu mutasyonlar, bulaşıcılığı arttırırken vücudun antikor direncini azaltıyor.

HİNDİSTAN'DAKİ ANİ VAKA ARTIŞININ SORUMLUSU

Delta varyantı, Hindistan'da martta başlayan ve günlük vaka sayılarının 400 bine kadar çıktığı ikinci büyük salgın dalgasının sorumlusu olarak görülüyor.

Hindistan'da günlük vaka sayısı 24 Mart'ta 50 binin, 4 Nisan'da 100 binin, 15 Nisan'da 200 binin, 21 Nisan'da 300 binin, 30 Nisan'da 400 binin üzerine çıktı.

DSÖ, Delta varyantını 4 Nisan'da "İzlenmesi Gereken Varyant", 11 Mayıs'ta ise "Endişe Verici Varyant" kategorisine aldı.

İngiltere Halk Sağlığı Kurumu, mayısta yaptığı değerlendirmede, Delta varyantının yayılma hızının ilk kez İngiltere'de ortaya çıkan Covid-19'un Alfa varyantına göre yüzde 51 ila 67 fazla olduğu uyarısında bulundu.


HASTALIK TABLOSU FARKLILAŞIYOR, AŞILARIN BAĞIŞIKLIK DİRENCİNİ DÜŞÜRÜYOR

Baş ağrısı, boğazda kuruluk, burun akıntısı ve ateş gibi grip benzeri hastalık belirtilerine yol açan Delta varyantı, Covid-19'un önceki tiplerinde görülen öksürük, solunum stresi, sırt ağrıları gibi zatürre, soğuk algınlığı benzeri hastalık tablosundan farklılaşıyor.

Delta varyantının ayrıca aşılara karşı da belirli düzeyde direnç geliştirdiği saptandı.

Hindistan Tıbbi Araştırma Konseyi (ICMR), Bharat Biotech şirketinin Covid-19'un yabani tipi ile geliştirdiği inaktif aşının varyantlara karşı etkisine dair yayımladığı araştırmada, aşının B.1.617 ailesindeki mutasyonları etkisiz hale getirmekte başarılı olduğunu fakat bunu daha düşük etkinlikle yapabildiğini ortaya koydu.

İngiltere Halk Sağlığı Kurumu da yaptığı araştırmada, Pfizer-BioNTech ve AstraZeneca-Oxford aşılarının her ikisinin de ilk dozda Delta varyantına karşı yüzde 33, ikinci dozdan sonra da Pfizer-Biontech'in yüzde 88, AstraZeneca-Oxford'un ise yüzde 60 etkili olduğunu belirledi.

Daha önce yapılan klinik denemelerde, her iki aşı da Covid-19 yabani tipine karşı ikinci dozun ardından yüzde 90'ın üzerinde başarı sağlamıştı. İki aşının varyantın bulaştığı kişilerde hastaneye yatışları ise sırasıyla yüzde 96 ve yüzde 92 engellediği kaydedildi.

DÜNYA GENELİNDE BASKIN TÜR HALİNE GELMESİ BEKLENİYOR

DSÖ, 19 Haziran'da yaptığı açıklamada, bulaşıcı özelliği yüksek Delta varyantının dünya genelinde baskın tür haline gelmesinin beklendiğini bildirdi.

DSÖ'nün Haftalık Salgın Güncellemesi raporuna göre, Delta varyantı 29 Haziran itibarıyla dünyada 96 ülkede görüldü. 7 ülkede ise Delta varyantının dahil olduğu "B.1.617" soyundan örneklerin tespit edildiği bildirilirken örneklerin hangi varyanta ait olduğu belirtilmedi.

"Adı Konulmuş Küresel Salgın Soylarının Türoluşsal Saptanması" (PANGOLIN) adlı uluslararası veri tabanına göre, 29 Haziran itibarıyla 71 bin 829 Covid-19 numunenin DNA'sının Delta varyantıyla eşleştiği İngiltere en fazla doğrulanmış vakanın görüldüğü ülke konumunda bulunuyor.

İngiltere'yi 6 bin 724 doğrulanmış vaka ile Hindistan, 4 bin 260 ile ABD ve 1392 ile Almanya izliyor.

Ülkelerin DNA dizisi belirleme kapasitesi arttıkça tespit edilen Delta varyantı örneklerinin artması, varyantın dünya çapında giderek yayıldığının işareti olarak yorumlanıyor.

"DELTA PLUS" VARYANTI

Hindistan Sağlık Bakanlığı, Delta varyantının ilk kez nisanda Nepal'de ortaya çıkan bir türev mutasyonunun "endişe verici varyant" olarak sınıflandırıldığını duyurdu.

"AY.1" ve "AY.2" olarak adlandırılan ilave mutasyon çizgilerinin virüsün daha kolay yayılmasına, akciğer hücrelerine daha kolay bağlanmasına yol açtığı ve antikor tedavisine direnci artırdığı belirtildi.

"Delta plus (artı)" adı verilen varyant, Hindistan’ın 3 eyaletinde yaklaşık 40 kişide tespit edilirken ABD, İngiltere, Portekiz, İsviçre, Japonya, Polonya, Rusya, Nepal ve Çin'in olduğu 9 ülkeye daha yayıldı.

Bilim insanları, yeni mutasyonun "Endişe Verici Varyant" olarak değerlendirilmesi için henüz yeterli verinin bulunmadığının altını çiziyor.

TÜRKİYE'DE 26 İLDE 224 VAKADA DELTA VARYANTI TESPİT EDİLDİ

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 29 Haziran'da yaptığı açıklamada, Türkiye'de genetik sekansı belirlenmiş 224 Delta varyantı vakası tespit edildiğini bildirdi. Bakan Koca, "Delta plus (artı) daha yok ama delta varyantı artıyor. 138 sekansı belirlenmiş hastadan bahsetmiştim, şu an 224'e çıktı. Bunun 134'ü İstanbul'da. 16 ilde görülen delta varyantı, şu an 26 ilde görüldü." ifadelerini kullandı.

Kaynak: AA

22 Mayıs 2019 Çarşamba

Hangi Hastalıklara Hangi Bölüm Bakar

Hastanenin doğru biriminden randevu almamız bizi zaman,para ve gücümüzü boşa harcamaktan ve başkalarını da mağdur etmekten kurtaracaktır.
 
 
Dahiliye (İç Hastalıkları) >> Ağrı,  Alerji, İshal,Anemi, Baş Dönmesi, Şeker, Diabet, Gastrit, Guatr, Hemofili, Hepatit, Kabızlık, Kalınbağırsak, Kanser, Karaciğer Kanseri, Kist, Lösemi, Şişmanlık, Obezite, Romatizma, Sindirim Sistemi, Terleme, Ülser,Akdeniz Anemisi
 
Dermatoloji(Deri Hatalıkları)>> Akne,Sivilce,Dermatit, Egzama,Vitiligo,Bel soğukluğu, Deri kanseri,  Mantar Enfeksiyonları,Aşırı terleme (Hiperhidroz),Doğum Lekeleri,Güneş Lekeleri,Cilt Tümörleri, Nasır, Saç Dökülmesi, Sedef Hastalığı, Psoriasis, Siğil, Uçuk, Uyuz, , Zona Hastalığına  

Çocuk Hastalıkları >> Çocuk,Bronşit, Alerji, Apandisit, Astım, Ateş, Boğmaca, Çocuk felci, Egzama, Ergenlik, Havale (Nöbet), İdrar kaçırma, Akdeniz Anemisi – Talasemi, Kabakulak, Kızamık, Lösemi, Nezle, Öksürük, Zatürre, Pnömoni 

Nöroloji >> Ağrı, Uyku Hastalıkları, Epilepsi,Amyotrofik lateral skleroz-ALS, Tourette Sendromu,Multipl Skleroz-MS,Alzheimer, Baş ağrısı, Fıtık, Beyin, İnme, Felç, Nevralji, Menenjit, Migren, Parkinson, Sinir Sistemi, Vertigo, Baş Dönmesi
 
Kadın Hastalıkları (Jinekoloji) >> Kadın, Gebelik, Hamilelik,Meme kanseri,Aybaşı, Adet, Rahim kanseri, Bel soğukluğu, Menapoz, Frengi, Düşük, Anne Sütü, Doğum, Kürtaj
 
Kulak Burun Boğaz (KBB) >> Boğaz ağrısı,Kulak iltihabı,Anjin, Bademcik iltihabı , Burun, Farenjit, Gırtlak, Horlama,Saman nezlesi, Sinüzit, Tükürük Bezi, Uçuk, Vertigo, Baş dönmesi
 
Kalp Damar >> Kalp, Damar, Yüksek tansiyon,Aort, Damar sertliği, Hipertansiyon,  Hipotansiyon, Düşük tansiyon, Kalp krizi, Kalp yetmezliği, Taşikardi, Çarpıntı
 
Enfeksiyon Hastalıkları >> Enfeksiyon, Bağışıklık, İmmünite, Dizanteri, Çiçek hastalığına, Kuşpalazı, Difteri, Grip, Sarılık, İshal, Kabakulak, Kuduz, Mantar, Şarbon, Tenya, Tifo, Tetanoz, Uyuz, Veba, Zona
 
Ortopedi>>Artrit, Ayak bileği, Bacak, Bel, Boyun, Fıtık, Kalça Ağrılarına, Kas, Kemik, Kırıklar, Omurga, Omuz, Romatizma, Siyatik, Topuk.
Cerrahi >> Apandisit, Hemoroid,Fıtık, Gangren, Basur,  İnce bağırsak, Kalın bağırsak, Karaciğer, Mide, Safra kesesi
 

8 Temmuz 2015 Çarşamba

Kamboçya'da Kansızlığa İlaçsız Çözüm Demir Balık Tedavisi

Kan ilaçlarının bulunamadığı ve kansızlığın yüksek olduğu Kamboçya'da, Kanadalı bir bilim insanı soruna çözüm olarak "demir balık" tedavisini geliştirdi.


Kanadalı bilim adamı Christopher Charles altı yıl önce Kamboçya'yı ziyaret etti. Ziyareti sırasında anemi hastalığının Kamboçya için büyük bir halk sağlığı sorunu olduğunu farketti. Dr. Charles küçük çocukların zihinsel gelişimlerinin yavaş, kadınlarda ise yorgunluk, baş ağrısı, hamile kadınların doğum sonrası ciddi bir komplikasyonla karşı karşıya geldiğini gördü. 
                                                                 @kadinvekadin.net

Günlük demir ihtiyacının %75'i karşılanıyor

Kan ilaçlarının pahalı olmasından dolayı ülkenin büyük çoğunluğunun ilaca erişme şansı yok. Dr. Charles bu durumu saplantı haline getirdi. Kadınların ve çocukların %50'sinin kansızlık yaşadığı ülkede, soruna çözüm geliştirmeye çalışan Charles, demir tencerelerde yapılan yemeklerin yiyecekteki demir miktarını arttırmasını temel alarak "demir balık" tedavisini geliştirdi. 
Balık Kamboçya'da şans simgesi anlamına geldiğinden Charles Balık şeklinden esinlendi. Çorbaya ya da suya bu balığı koyup 10 dakika pişiriyorsunuz, sonra da emilimi kolaylaşsın diye limon ekliyorsunuz. Bu yöntemi deneyenlerin yarısının bir yıl sonunda kansızlık sorunu ortadan kalkmış! Hem basit, hem ucuz, hem de yıllarca kullanılabiliyor. Bu şekilde bir öğünde günlük demir ihtiyacının %75'i karşılanmış oluyor.

31 Mart 2015 Salı

Havanın Mikrobiyal Yükü ve Ortam Havası Dezenfeksiyonu Nedir? Nasıl Ölçülür?

Yeryüzündeki canlıların hayatlarını devam ettirebilmeleri için gereken en önemli iki etken hava ve sudur. Hava, içerisinde, nefes alabilmemiz ve hayatta kalabilmemiz için gerekli bir takım maddeleri barındırırken, aynı zamanda, irili ufaklı partiküller halinde yabancı maddeleri ve mikroorganizmaları da içermektedir. Hava içerisinde serbest halde veya maddelere bağlı şekilde bulunan bu mikroorganizmalar, Bioaerosol olarak da adlandırılırlar. Havanın, her yerde bulunduğu düşünüldüğünde, havadan meydana gelebilecek mikrobiyal kontaminasyon da gıda işletmesi, ürünler, çalışanlar ve söz konusu gıdaları tüketecek kişiler için risk oluşturmaktadır. Bu mikroorganizmaların çeşitlerine ve yoğunluğuna bağlı olarak, ortamda mevcut gıdalarda bozulmalar, üretim personeli veya tüketicilerde ise gıda zehirlenmeleri ve çeşitli enfeksiyöz hastalıklar oluşabilir. Bu nedenle, özellikle gıda üretim ve depolama alanlarında ortam havasının kontrolü çok önemlidir. 
 
@http://secondwindairpurifier.com/volatileorganiccompounds.htm

Gıdaların üretildiği veya depolandığı alanlara dışarıdan hava girişi çeşitli yollarla azaltılabilir veya içeriye temiz hava girmesini sağlayacak önlemler alınabilir. Bu arada içeride varolan havanın da mikrobiyal yükünü düşürebilmek için yapılabilecek çalışmalar vardır. Ortam havasının mikrobiyel kontrolü manuel olarak veya cihaz yardımı ile yapılabilir. Cihaz yardımı ile yapılan mikrobiyolojik ölçümler, cihazdan her seferinde geçen hava miktarı standart olacağından, daha doğru sonuçlar verecektir.
 
Havada bulunan mikrobiyal kaynaklı kontaminantlar bakteriler, mantarlar (küf-maya), virüsler, mite bv canlılardır. Hepsinin içerisinde en büyük çoğunluğu bakteriler ve mantarlar oluşturur. Özellikle fungal etkenler; yani mayalar ve küf sporları, hava kontaminasyonu açısından çok önemlidir. Bu etmenler iç ve dış ortamlarda, özellikle nemli ortamlarda rahatlıkla yaşar ve çoğalırlar. Yaşamaları ve üremeleri için gereki pH ve su aktivitesi aralığı da oldukça geniştir. Genel yaşam alanlarında oda sıcaklığı olarak kabul edilen 18-25°C’lik ısı, fungal etmenlerin gelişimi için oldukça uygun sıcaklıklardır. Bu durumda, gıda üretimi ve depolaması yapılan pek çok alan gerek sıcaklık, gerekse rutubet açısından fungal etmenlerin ve bakterilerin gelişebilmeleri için ideal ortamları oluştururlar. İç ortamda bulunan küfler; sinir, solunum, bağışıklık, hematolojik ve dermatolojik sistemlerini etkilemekte, birden fazla organ üzerinde insan sağlığı açısından ters etki yaratmakta ve bağışıklık sistemi baskı altında olan insanlarda hayati tehlike içeren sistemik enfeksiyonlara yol açmaktadır.

İç ortam havasında bulunan küf konsantrasyonu için bir standart olmamakla birlikte, 150-1000 kob/m miktarında koloni tespit edilmesi, insan sağlığı için zararlı olabilir. Yine ortamda yoğun olarak bulunan küflerin sporları, gıdalar üzerine salgıladıkları sindirici enzimler ve mikotoksinler yoluyla gıda bozulmalarına yol açabilirler. Mikotoksin olarak bilinen bu toksik metabolitler, solunum veya ağız yoluyla yüksek dozda alındıklarında, akut toksik etki sonucunda, kısa sürede ölümle sonuçlanabilecek rahatsızlıklar gelişebilir. Düşük dozda uzun süre mikotoksinlere maruz kalındığında ise, iç organlarda kronik hastalıklar görülebilmektedir.
Havanın mikrobiyal yoğunluğunu ölçmek için kullanılan çeşitli sistemler mevcuttur. Test cihazları ile mikrobiyel yükün kob/m olarak ölçülmesi, açık petri yöntemi ile mikrobiyel yükün kob/m olarak ölçülmesi, mikroorganizma hücrelerinin kimyasal bileşenlerini (ATP, DNA, enzim) m hacimde ölçme ve mikroskop altında sayım yapmak gibi yöntemler kulanılmaktadır.
 
Havanın yük ölçümleri yapıldıktan sonra, kullanılan her yöntemin gerektirdiği şekilde sayımlar yapılır ve m hacimdeki yoğunluk belirlenir. Daha sonra bu yoğunluğu düşürmek ve havanın kalitesini yükseltmek için gerekli uygulamalar yapılmalıdır. Her uygulama sonrasında tekrar hava örneklemesi yapılması önerilmektedir.

26 Şubat 2015 Perşembe

Gıdada Sahtecilik Yapan 26 Firma Açıklandı

Taklit ve tağşiş yaptığı belirlenen işletmeler ve ürünlerinin parti numaraları, Bakanlığın internet sitesinde açıklandı.

Açıklamaya göre, Gıda Güvenliği Bilgi Sistemi'nin kurulması, riske dayalı denetim sistemine geçilmesi gibi çalışmalar sonucunda 2015 yılı ocak ayı sonu itibarıyla yaklaşık 45 bin denetim gerçekleştirildi. Denetimler sonucu 79 parti üründe taklit-tağşiş yapıldığı, 16 parti üründe ise içerisinde bulunmaması gereken ilaç etken maddesi bulunduğu tespit edildi.
Taklit ve tağşiş edilmiş ürünleri üreten firmalar hakkında 13 bin 304 lira idari para cezası uygulanarak, bu ürünlerin mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verildi.
İçeriğinde ilaç etken maddesi tespit edilen ürünlerin de piyasadan toplatılması kararlaştırıldı.
Söz konusu ürünleri üreten veya piyasaya arz edenler hakkında cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunuldu.
Buna göre taklit ve tağşiş yaptığı belirlenen gıda işletmeleri ile ürünlerinin parti/seri numaraları şöyle:
Not: Bilmediğiniz yerde kıyma içeren yemekler yememek gerekiyor. Devir çok kötü artık beslenme çantasıyla,sefer tasıyla gezeceğiz. Baklavalar şurup baklavası, bebek bisküvisinin bile içinde var. Devlet izin veriyor. Yağ desen her şeyin içinde Palm Yağ var. Çoğu ürün yanlış kurutulduğundan aflatoksin içeriyor. Karaciğer kanserine sebep oluyor. Kuruyemiş, baharat, aktarlardaki otlar,... hepsinde bu risk var. 
Tüm liste için Tıklayın!

Firma AdıÜrün AdıMarkaParti/Seri No
Sütkon Gıda Tar. Ürn. ve Day. Tük.
Malz. San. Tic. Ltd. Şti./KONYA
Yağlı Eritme Peyniri (Bitkisel yağ)Demircizade01.10.2014/06.09.2014
Sütkon Gıda Tar. Ürn. ve Day. Tük.
Malz. San. Tic. Ltd. Şti./KONYA
Yağlı Eritme Peyniri (Bitkisel yağ)Güleç28.06.2014
Hikmet Kaya Gıda İnş. Tur. Ltd.
Şti./KONYA
Eritme Tulum Peyniri (Bitkisel yağ)HK Çilkonya25.12.2014
AGP Toptan Gıda Maddeleri Alım Satım
Muhammet Ali Güler/KONYA
Tulum Peyniri (Bitkisel yağ)Büyük Oba22814
Beydamla Gıda Boya Kim.Tarım ve
Hayv. Oto. San. Tic. Ltd. Şti./KONYA
Eritme Peyniri (Bitkisel yağ)Dr. Tullum11,2014
Beydamla Gıda Boya Kim.Tarım ve
Hayv. Oto. San. Tic. Ltd. Şti./KONYA
Tulum Peyniri Eritme (Bitkisel yağ)ETKA20.09.2014
Fuat Özer Teks. Pet. Tar. GıdaHayv.
Ürün. San. Tic. Ltd. Şti./İZMİR
Tam Yağlı İzmir Tulum Peyniri (Bitkisel yağ)Fuat Özer106
Mutlu Tolga Gıda İnş. Nak. Petrol Tur.
Tar. Hayv. Orman Ürün. San.
ve Tic. Ltd. Şti. /AFYONKARAHİSAR
Tam Yağlı Tulum Peyniri (Bitkisel yağ)Lazz Bakkal0309
Gürler Süt ve Gıda Ürün. Paz. Tic.
Ltd. Şti./İZMİR
Tam Yağlı Homojenize Yoğurt
(Bitkisel Yağ ve Jelatin)
Güryaşam06.10.2014
Emre Sevilay Sev-Kar Ticaret/KAYSERİ%3 Yağlı Yoğurt (Bitkisel Yağ)Sütçübey18.12.2014
Emek Süt Ürünleri - Rıfat SARIKAYA/ İZMİRYoğurt (Bitkisel Yağ ve Jelatin)Emek Süt Ürünleri18.09.2014
Dermanbey Grup Gıda İmal. Paz. San.
İç ve Dış Tic. Ltd. Şti./ANKARA
Pastörize Kahvaltılık Tereyağı (Bitkisel Yağ)Bukra0.3
Diyar Et ve Et Ürünleri Vet. Hiz. Hay.
Tarım Gıda İht Mad. Yem Tes.
Tur. Taş San. Tic. Ltd. Şti. /AFYONKARAHİSAR
Afyon Kaymağı (İnek sütü tespiti)Diyarcan11.11.2014
Keyf-i Nefs - Cantuğ Müh. Dnş. Gıda ve Tmz.
Paz. - Özcan TOGUÇ
Nilüfer/BURSA
Kuşbaşılı Pide Harcı (Kırmızı Et Karışımı) (At Eti Tespiti)-19.01.2015
Soğuk Hava DeposuKasap - Ali VURUCU
Yıldırım/BURSA
Karkas (At Eti Tespiti)-18.01.2015
Özfırat Gıda Tuhafiye Nalbur İnşaat Taahüt
ve Yemek San. Tic.
Ltd. Şti. Sultanbeyli/İSTANBUL
Kır Pidesi Harcı (Kırmızı Et Karışımı)
(Tek Tırnaklı Eti Tespiti)
-11.11.2014
Özfırat Gıda Tuhafiye Nalbur İnşaat
Taahüt ve Yemek San. Tic. Ltd.
Şti. Sultanbeyli/İSTANBUL
Pide Harcı (Kırmızı Et Karışımı) (Sakadat Tespiti)-09.09.2014
Dalgıç Tem.Hiz.Sağ.Taş. Tem.Ürn.İtr.
İnş.Taah.İnş. Malz.Oto.Akr.Güv.
Hizm. Yem.İth.İhr. Tic.San.Ltd.Şti./ SİVAS
Sivas Kaşarlı Köfte (Kanatlı Eti Tespiti)-28.04.2014
Nurdal Izgara Salonu - Mevlüt
VURAL Çivril/DENİZLİ
Pide Harcı (Kırmızı Et Karışımı) (Sakadat Tespiti)-28.09.2014
Nuh'un Yeri-Semih ÇINAR/ Altındağ/ANKARAKöfte (Dana Eti) (Kanatlı Eti Tespiti)-12.09.2014
Altan Kardeşler GıdaHaydar
ALTAN Altındağ/ANKARA
Köfte Harcı (Dana Eti) (Kanatlı Eti Tespiti)-11.09.2014
Site Piknik- Okan KURT Altındağ/ANKARAKöfte Harcı (Dana Eti) (Kanatlı Eti Tespiti)-12.09.2014

18 Kasım 2014 Salı

Anti-bakteriyellerde Kullanılan Triclosan'ın Kanseri Tetiklediği Ortaya Çıktı

The Independent Gazetesi anti-bakteriyellerde kullanılan Triclosan'ın, insan sağlığı için ne kadar güvenli olduğunun tartışıldığını yazdı.
                                                                                 @bilim.org
Büyük risk
The Independent, biliminsanlarının, anti- bakteriyellerde kullanılan Triclosan'ın kanser ve karaciğer rahatsızlıklarını tetiklediğini ortaya koyan bir araştırmasına yer verdi. Fareler üzerinde yapılan araştırmanın sonuçları hakkında bilgi veren California Üniversitesi'nden Prof. Robert Tukey, geniş kullanım alanı olan Triclosan maddesinin karaciğer toksinlenmesi üzerinde büyük risk oluşturduğunu ifade etti. Triclosan'ın, kanı temizleyen protein hücrelerine zarar vererek, karaciğere etki ettiği bu etkiyi en aza indirmek için karaciğerin fazla hücre yapımına gitmesinin ise kanseri tetiklediği ifade edildi. 
"Yeterli delil yok"
Triclosan'ın etkileri konusundaki yoğun endişeler ABD'de bu ürünün denetimini yapan US Food and Drug Administration'ı ( ABD Gıda ve İlaç İaderesi) ürünün etkileri konusunda bir araştırma yapmak üzere harekete geçirdi. FDA yetkilileri, yapılan araştırmalar sonunda Triclosan'ın kullanımı konusunda herhangi bir değişikliğe gidilmesi için gerekli delilerin olmadığı açıklamasında bulundu.

Bununla birlikte California Üniversitesi'nden Prof. Bruce Hammock, son bulguların tüketicilere verilen bilgileri değiştireceğini ve bu konuda tüketicilerin daha da bilinçlendirileceğini ifade etti. 
Kaynak: (DHA)

9 Eylül 2014 Salı

Reflüye Sebep Olan 10 Yiyecek

Ofislerde çalışanların çoğunda olan bu lanet hastalığı ayaklandırmamak için aşağıdaki gıdaların alımına dikkat etmenizde büyük fayda var.Bir reflü hastası her zaman için bu konuda kendi uzmanı olmalı ve kendisini en çok etkileyen gıdaları belirleyip bu gıdaları mümkün olduğunca diyetinden çıkarmalıdır. Her gıda her kişide aynı etkiyi yapmayacaktır. Yediğimiz gıdanın ne olduğunun yanı sıra yediğimiz miktar, yediğimiz zaman ve yanında tükettiklerimiz, bu gıdaların etkisini değiştirecektir.
Narenciye ve reflü
Portakal, greyfurt ve ekşi mandalina ile limon klasik olarak relüyü tetiklerler. Çok asitli olduklarından bu gıdaların tüketilmesi mide ve göğüste yanmaya neden olabilir. Özellikle aç karnına yenmemelidirler. Miktar sınırlandırıldığı ve tok tüketildiği sürece çok sorun yaratmayabilirler. 
Domates ve reflü
Likopen içermesi nedeni ile özellikle son yıllarda çok sağlıklı bir sebze olarak nitelendirilen domates asidik yapıda olduğundan özellikle yatkınlığı olan kişilerde reflüye neden olabilir. Aç karnına  tüketilmesi reflüyü daha da artıracaktır. Pişmiş domatesin böyle bir etkisi yoktur.
Baharatlar ve reflü
Acı yeşil biber, kırmızı biber ve karabiber içeren gıdalar reflünün en büyük tetikleyicilerindendir. Baharatlar aşırı tüketildiklerinde reflüsü olmayan kişilerde dahi midenin savunma mekanizması olan alkali örtüye zarar verebilirler. Reflü hastalığı olan kişilerde ise asit salınımını artırarak göğüste yanmayı tetiklerler. Bu nedenle çoğu kez yanma hem mide hem de göğüste algılanabilir. 
Nane ve reflü
Çoğu kez mide barsak hastalıklarında rahatlama ve tedavi amaçlı kullanılan nane aslında bir reflü tetikleyicidir. Yemek borusu ve mide arasındaki kapak düzeneğinde gevşemeye yol açtığından mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçışını artırır ve reflüyü başlatır. Özellikle mide içi basıncının arttığı yemek sonrası dönemde tüketilmemelidir.
Eski kaşar, fıstık, yağlı pirzola ve reflü
Bu gıdaların ortak paydası hepsinin çok yağlı olmasıdır. Yağlı gıdalar mide boşalımını geciktirir. Mide boşalımı geciktiğinde basınç yüksek kalacağından mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçışı hızlanacak ve kolaylaşacaktır. Özellikle de akşam yemeklerinde yağlı gıdalardan kaçınılmalıdır. 
Alkol ve reflü
Özellikle fermente edilmiş alkoller (kırmızı şarap, viski, konyak ve bira) reflüyü arttırır. Özellikle yağlı bir yemeğe eşlik ettiklerinde bu etki çok daha fazla görülecektir. Reflüyü arttırmalarındaki en önemli etken nanede olduğu gibi mide ve yemek borusu arasında çalışan ve reflüye engel olan mide kapak düzeneğinin basıncını düşürmeleri ve reflüyü kolaylaştırmalarıdır. 
Kafein ve reflü
Kahve, çay, tatlandırılmış gazlı içecekler, buzlu çay gibi kafein içeren içecekler çoğu reflü hastasının yakından bildiği gibi reflüyü çok hızlı şekilde tetiklerler. Kahve severlerin sabah kahvesi sonrasında gün sonunda kahve ve kafein içeren diğer içecekleri tüketmemeleri gerekir.
Çikolata ve reflü


Çikolata iki nedenle reflüye yol açar. Birincisi özellikle de aç karnına ve çok miktarda tüketildiğinde yemek borusu ve mide arasındaki kapak düzeneğini gevşetmesi, ikincisi ise kendisi tek başına reflü nedeni olan bol kafein içermesidir.
Gazlı içecekler ve reflü
Gazlı içecekler yemekle birlikte tüketildiğinde zaten artmış olan mide içi basıncını, içerdikleri basınçlı gazın midede serbest hale dönüşmesi ile çok daha fazla arttırırlar. Artmış olan bu basınç ise mide içeriğinin yemek borusuna kaçışını çok kolaylaştırır.

6 Ağustos 2014 Çarşamba

Ebola Salgınından Ölenlerin Sayısı 887’ye Çıktı

DAKAR
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Ebola salgını nedeniyle ölenlerin sayısının 887’ye çıktığını bildirdi.

WHO'nun açıklamasında, virüsün tehlikeli bir şekilde yayıldığı kaydedildi. Ebola salgınının başlamasından itibaren Gine’de bin 600 vaka tespit edildiği, Nijerya’dan da ölüm haberinin gelmeye başladığı bildirildi.

                                                                                 @http://www.aa.com.tr/

Bugüne kadar Gine'de 358, Liberya’da 255, Sierra Leone’de 273 ve Nijerya'da da 1 kişi olmak üzere 887 kişinin Ebola’dan hayatını kaybettiği açıklandı.

-İkinci Amerikalı için gönderilen uçak Liberya’ya indi-

Bu arada, Ebola ile mücadele için Liberya’da gönüllü olarak görev yapan Amerikalı doktor Kent Brantly’in ülkesine ulaşmasının ardından ikinci ABD’linin de tahliye işlemi başladı.

Liberya havaalanı yetkilileri, Ebola’ya yakalanan ikinci ABD vatandaşı Nancy Writebol için gönderilen uçağın pazartesi öğleden sonra Monrovia’ya ulaştığını bildirdi.

Uzun süredir Liberya’da misyonerlik yaptığı belirtilen Writebol’u alacak uçağın salı sabahı erken saatlerde ABD’ye dönüş için havalanacağı ifade edildi.

Saf Meyve Sularına Şeker Eklenemeyecek


06.08.2014
Türk Gıda Kodeksi Meyve Suyu ve Benzeri Ürünler Tebliğine göre, yüzde 100 meyve sularına asitlik düzenleyici veya tatlandırma amacıyla şeker ilave edilemeyecek

ANKARA - Türk Gıda Kodeksi Meyve Suyu ve Benzeri Ürünler Tebliğine göre, yüzde 100 meyve sularına asitlik düzenleyici veya tatlandırma amacıyla şeker ilave edilemeyecek.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 30 Aralık 2006'da yürürlüğe giren Türk Gıda Kodeksi Meyve Suyu ve Benzeri Ürünler Tebliği, ilgili AB direktifinde yer alan yeni düzenlemeler esas alınarak yeniden düzenlendi. Bu bağlamda Resmi Gazetenin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe giren yeni tebliğle saf meyve suyu ile diğer içeceklerin ayrımı yapıldı.

Buna göre, "konsantreden üretilen meyve suyu; meyve suyu konsantresine, konsantrasyon sırasında uzaklaştırılan miktarda su ve gerektiğinde işleme sırasında ayrılan aromanın, pulpun ve meyve keseciklerinin tekrar kazandırılmasıyla elde edilen ürün", "meyve nektarı; meyve suyuna, konsantreden üretilen meyve suyuna, meyve suyu konsantresine, su ile ekstrakte edilen meyve suyuna, meyve suyu tozuna, meyve püresine ve/veya meyve püresi konsantresine ve/veya bunların karışımına, şekerlerin ve/veya balın ilave edilmesiyle veya ilave edilmeksizin su ilave edilmesiyle elde edilen, belirtilen özelliklere uygun, fermente olmamış ancak fermente olabilen ürün", "meyve suyu; sağlam, olgun, taze veya soğukta ya da dondurularak muhafaza edilmiş, tek meyvenin veya daha fazla meyve karışımının yenilebilir kısımlarından elde edilen, elde edildiği meyve ve meyvelerin karakteristik renk, aroma ve tadına sahip, fermente olmamış ancak fermente olabilen ürün", "meyve suyu konsantresi, bir veya daha fazla sayıda meyve türünden elde edilen meyve suyundan, fiziksel yollarla suyun belirli oranlarda uzaklaştırılmasıyla elde edilen ürün" olarak tanımlandı.

Eski düzenlemede saf meyve sularına asitlik düzenleyici veya tatlandırma amacıyla şeker ilave edilebilmekteyken, tebliğle bu ürünlere şeker eklenmesi yasaklandı. Ayrıca domates suyu ve konsantreden üretilen domates suyu meyve suyu kategorisine alınarak, bu ürünlere tuz, baharat ve aromatik bitkiler katılabilmesine yönelik düzenlemeye gidildi.

"Konsantreden Seyreltilen Meyve Suyu ve Püresi İçin Minimum Briks (suda çözünür kuru madde) Derecesi Tablosunda" belirtilen briks değerlerini de yeniden düzenleyen tebliğe göre, meyve suyu, konsantreden üretilen meyve suyu, meyve suyu konsantresi, meyve suyu tozu ve meyve nektarı üretiminde asitliği düzenlemek amacıyla limon suyu ve limon suyu konsantresine ilave olarak susuz sitrik asit cinsinden en fazla "3 gram/litre misket limonu suyu" ve/veya misket limonu suyu konsantresi de ilave edilebilecek.

Bu tebliğin yayımı tarihinden önce faaliyet gösteren gıda işletmecileri 31 Aralık 2014 tarihine kadar geçiş sürecini tamamlayacak, yürürlükten kaldırılan tebliğ hükümlerine uygun üretilerek 31 Aralık 2014 tarihinden önce piyasaya arz edilen ürünlerse 31 Aralık 2015'e kadar piyasada bulunabilecek.

Öte yandan yeni tebliğin yürürlüğe girmesiyle Türk Gıda Kodeksi Meyve Suyu ve Benzeri Ürünler Tebliği yürürlükten kaldırıldı.

"150 gram şeker 600 kalori"
Bakanlığın konuya ilişkin yazılı açıklamasında da temel hedefi gıda güvenilirliğini tarladan sofraya etkin bir şekilde sağlayarak tüketici sağlığını en üst düzeyde korumak olan Bakanlığın çalışmalarına devam ettiği ifade edildi.

Son dönemde Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından ekmekteki tuzun azaltılması, kepek miktarının artırılması, kırmızı ve kanatlı etinin karıştırılarak et ürünleri üretilmesinin yasaklanması, temel gıda maddesi ekmekte ve bazı geleneksel ürünlerde katkı maddelerinin kullanılmasının yasaklanması gibi devrim niteliğinde yasal düzenlemeler yapıldığı belirtilerek, bu düzenlemelerin özellikle küresel boyutta tüm dünyada önemli bir halk sağlığı sorunu olan obezite, diyabet ve hipertansiyon gibi hastalıkların azalmasına ve özellikle çocukların daha sağlıklı bireyler olmasında katkı sağlayacağı kaydedildi. Gıdalardaki tuzun azaltılması çalışmalarına devam eden Genel Müdürlük tarafından bugün yayımlanarak yürürlüğe giren Meyve Suyu ve Benzeri Ürünler Tebliği ile gıdaların üretiminde kullanılan şekerin azaltılması çalışmaları ve obezite ile mücadelede önemli bir adım daha atıldığına dikkat çekildi.

Yürürlükten kaldırılan tebliğle meyve sularına 150 gram/litre ilave şeker katılmasına izin verilirken, yeni düzenlemeyle meyve sularında ilave şeker kullanılmasının yasaklandığı ifade edilerek, 150 gram şekerin yaklaşık 600 kalori olduğu düşünüldüğünde bu miktarın günlük diyetten çıkarılmasının tüketicilerin sağlıklı beslenmeleri adına önem arz ettiğine işaret edildi.

Açıklamada, özellikle içerdikleri meyve miktarı bakımından meyveli içeceklerle aromalı içeceklerden farklı ürünler olan meyve suyu ve meyve nektarlarını tüketicilerin bilerek tüketmesi adına yeni düzenlemeler getirildiği de belirtilerek, bu kapsamda meyve suyu etiketlerinde "yüzde 100 meyve suyu" ve "meyve suları ilave şeker içermez" ifadelerinin yer alabileceği bildirildi.

meyve suları sağlıklı mı?, hangi meyve suyu iyidir,meyve suyu sağlığa zararlı mı?

Kaynak: http://www.dunya.com/saf-meyve-suyuna-seker-eklemeye-son-235252h.htm