ad

se

iş arama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iş arama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Kasım 2013 Cumartesi

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ SINAVINA KAÇ KERE GİRİLEBİLİR?

Adaylar, en son katıldıkları eğitimin tarihinden itibaren üç yıl içinde en fazla iki defa ilgili sınavlara katılabilir. Bu sınavlarda başarılı olamayan veya eğitimin tarihinden üç yıl içinde sınava katılmayan adaylar yeniden eğitim programına katılmak zorundadır.

Diğer sorular ve ÇSGB linki için tıklayın


Not: Bu bilgiyi ÇSGB'yi arayarak öğrenin. En son 2014 yılında kurslara gidip eğitim alanlar 3 yıl boyunca tüm sınavlara girebilme hakkına sahipti.

2 Kasım 2013 Cumartesi

İş Ararken Yapılması Gerekenler ve İş Arama Yöntemleri


Küresel krizin baş göstermesinden sonra ülkemizde de işsiz sayısı gün geçtikçe artıyor. İşini kaybeden insanlar büyük bir gelecek endişesine kapılı ve geçim derdine düşmekteler. Fakat işini kaybeden insanlar, özgüvenlerini tekrar kazanıp içindeki yetenekleri keşfedebilecekleri fırsatını unutmamaları gerekir. İşsizlikle birlikte daha çok boş zaman ve hobilere daha çok eğilim olacaktır.
Ariane de Bonvoisin, yazdığı “İlk 30 Gün: Kolayca Değişiklik Yapma Rehberiniz” adlı kitapta işini kaybeden insanların bu sorunla nasıl baş edebilecekleri konusunda bazı öneriler sunuyor.
1- Öncelikle kendinize biraz zaman vermelisiniz. Bu süre de 3 gün 5 gün belki de haftalar olmalı. İşinizden ayrılınca biraz şaşkınlık yaşayacaksınız. Bu şaşkınlığı attıktan sonra seçeneklerinizi gözden geçirin. Çok yapmak istediğiniz bir şeyi yapmak için iyi bir fırsat olabilir.
2- Daha sonra gireceğiniz iş kalıcı olmayabilir. Tam gün de olsa yarım gün de olsa, işi sevmeye bakın. Hayattaki bütün tecrübeler değerlidir. Hangisinin sizi nasıl yönlendireceğini bilemeyebilirsiniz. Kalıcı bir işiniz olana kadar, geçiminizi sağlamak amacıyla serbest bir işte ya da yarım gün bir işte çalışmak iyi olabilir.
3- İşlere başvururken değişik şekiller deneyin. Özellikle belli bir işe odaklanmayın ve şirketlere göre seçiminizi yapın. Şirkete olan hayranlığınız işverenin gözünde değerlidir. Özgeçmişinizi yazarken kendinizi iyi pazarlamaya çalışın. Çünkü bir pozisyon için çok fazla aday olacaktır. Sadece özgeçmişte değil diğer internet profillerinizde vs. kendinizi aranan bir insan haline getirmeye çalışın.
4- İşinizden ayrıldıktan sonra tatile gitmek sizin için yararlı olabilir. Çalışırken tatil imkânınız olmamıştır pek. Hayata farklı açılardan bakmak için işsizlik bir fırsat olabilir. Yeni bir işe girmeden evvel boş zamanınızı iyi değerlendirin. İşe girdiğiniz zaman kitap okumak, uyumak ve yapmadığınız şeyler yapmak için fırsatınız olmayabilir. Bunları yapın.
5- Fırsatınız ve boş zamanınız varken, tam bir sağlık kontrolünden geçmek iyi olabilir. Aynı zamanda bu süre zarfı içerisinde iyi beslenin ve spor yapmayı da ihmal etmeyin.
6- İşinizi kaybettiğinizde yapmaya fırsat bulduğunuz kısacası bu iş kaybınızın olumlu yönlerini de keşfedin ve bunları not edin. İşinizi kaybetmenin çok da kötü bir şey olmadığını anlayabilirsiniz.
7- İşiniz kaybetmekten sıkça yakınmayın. Bunu bir suçlusunu aramayın ve kimseye bunları anlatmaya çaba göstermeyin. Birilerini suçlamak başarı sağlamaz. En başarılı kişiler de işlerini kaybedebilmektedir. İşinizi kaybettiğiniz için utanmayın, gurur yapmayın çünkü bu kayıp sizin için başka kazançlar sağlayıp sizi daha güçlü biri yapabilir.
8- Sürekli pozitif düşünmeye, olaylara olumlu yönden bakmaya çalışın. İyimser olmak, bu işin üstesinden daha kolay gelebilmenizi sağlar.
9- Sürekli işinizi neden kaybettiğinizi düşünmeyin. Vaktinizi buna harcamayın. Daima olgun davranmaya çalışın. İçinizden gelene kulak verin. Sakinleşince daha iyi fikirler oluşacaktır.
10- Artık yapacağınız şey yeni bir iş aramak. İş bulmak tahmin ettiğinizden daha fazla vakit alabilir. Kimi insan 6 ayda ya da bundan daha fazla sürede anca iş bulabiliyor. Fakat siz kısa sürede bulabileceğinizi düşünün. Ekonomik şartların en kötü zamanlarında bile pozitif düşünen ve güçlü insanlar iş bulabilir. Bunu hiç unutmayın.
İş ararken işinize yarayacak bazı tavsiyeler;
1- İşiniz gereği ilişki kurduğunuz bütün insanları bir yerlere not edin. Bütün kartvizitleri toparlayın ve tüm bu kişilere birer e-mail yollayın. Sonucunu tahmin edemeyebilirsiniz ama denemekte yarar vardır.
2- İnternet üzerindeki bütün iş sitelerine bilgilerinizi girerek kaydolun (adınız, mail adresiniz ve iletişim adresiniz vs.).
3- İşsiz iken yararlanabileceğiniz avantajları gözden geçirin. Herhangi bir işe yeterli özellikleri taşımayan bir sürü insan işe alınabiliyor.
4- Meslektaşını olan kişilere ve işvereninize onlarla çalışmaktan keyif aldığınızı ifade eden notlar gönderin. Bu sayede işinizi kaybettiğinizde bir başka yere aranan ilk kişi olabilirsiniz.
5- Aradığınız işin ne olduğunu, isteğinizin ne yönde olduğunu not edip, bir liste oluşturun. Her gün bu notları okuyun.

21 Ekim 2012 Pazar

Mezun Olunca Ne İş Yapacağım?


“Ne iş olursa yaparım abi,”
“Hele bir mezun olalım, gerisi Allah kerim,”
“Askere gitcem herhal ”
“Valla bilmiyorum abi, bu gidişle İstiklal’in ortasında tezgâh kurup, orijinal kitap satcam”
“Mezun olduktan sonra öğreneceğiz kısmetse!”


Bunlar artık klişeleşmiş “Mezun olunca ne iş yapacağım?” sorusuna Ekşi Sözlükte gençlerin kendi jargonu ile verdikleri cevaplar. Bu cevaplardan bile bu sorunun toplumdaki önem derecesi ve gençlerin kötümserliği hemen ortaya çıkıyor. Gerçekten de Bilişim Sektöründe mühendis, yönetici ve şirket sahibi olarak çalıştığım 30 yıldır gençlerin bana en çok sordukları sorulardan biridir bu! “Mezun olunca ne iş yapacağım?” Global ekonomik kriz nedeniyle işsizliğin arttığı bu dönemde, mevcut tabloya her yıl üniversitelerden mezun olan binlerce yeni mezun çalışan adayı eklendiğini düşünürsek gençlere hak vermiyor da değilim. Gençlerin mezun olunca ne iş yapacağı, hangi şirkette ve hangi mevkide çalışacağı gibi konularda tereddüt etmeleri çok doğal. Bu makalede gençlere mezun olunca daha donanımlı olabilmeleri için öğütler ve çeşitli ipuçları verecek onlara bir anlamda yol haritası çizmeye çalışacağım. Eğer gerçekten faydalı olmasını istiyorsanız sonuna kadar okuyun! Sonuna kadar okumayı göze almayan bir gence yardım etmek çok zor. Toplumdaki “okumamak” salgın hastalığı gençliğin çoğunluğunu karamsarlığa itmekte ve bu aynı zamanda onlarda “bilgi sahibi olmadan” fikir sahibi olma kötü alışkanlığını yaygınlaştırmaktadır.

Meslekler ve Meslek Seçimi

Birey için meslek bir ömür boyunca süren bir ders ve ilerleme olduğu gibi aynı zamanda maddi kazanç sağladığı iş ve pozisyonlardır. İyi düşünerek ve kendinizi tartarak, sevdiğiniz ve sizin için doğru mesleği seçmek iş hayatında başarılı olmayı garantileyen en önemli etkendir. Bir meslek seçerken kişiliğinizi, kendinize ait değerleri, ilgi sahalarınızı ve becerilerinizi göz önüne almalısınız. Kariyerinizi belirlemeye çalıştığınız bu sürece öz değerlendirme (kendini keşfetme) denir.
Hemen şunu belirtmeliyim ki, çeşitlenen ve bir o kadar da iç içe girmiş disiplinlerin egemen olduğu günümüz teknolojik dünyasında üniversite mezunu bile olsanız aslında o mesleğe sadece adım atmış sayılırsınız. Meslek sahibi olabilmek için belirli bir meslek dalında temel eğitim almış bir kişinin kazandığı bilgi ve becerilerin, pratik deneyim, mesleki yeterliliklere göre pratik bilgi ve yetenek kazanması ve staj süreci, arkasından başarı ile tamamlanmış bir deneme süreci ile kanıtlanmış olması gerekir. Mesleğin öğrenilmesi, hem üniversite düzeyinde bir akademik kurumda eğitim, hem de iş yeri koşullarında belirlenmiş, denetlenen ve değerlendirmeye tabi tutulan deneyimi kapsar. Belirli mesleki uygulamaları yapabilmek için gereken öğrenme düzeyleri, “farkında olmak” “kavramak”, “yetenek sahibi olmak” arasında değişebilmektedir. Bazı konular genellikle üniversite çevresinde öğrenilirken, diğer bazı konular daha çok işyerinde öğrenilmektedir.

Bilgi ve becerinin değerlendirilmesinin değişik yöntemleri vardır. Üniversitede alınan derslerde başarı; proje çalışmalarının kritiğe tabi tutulması, yazılı sınavlar, çoktan seçmeli veya metne dayalı sınavlar veya diğer yöntemlerle değerlendirilebilir. Meslek pratiğinin çeşitli yönlerine ilişkin deneyim ise; örnek vakaların değerlendirilmesi, staj kayıt defterine geçirilmiş çalışmaların incelenmesi, yazılı ve tasarım sınavları ve/veya meslekte deneyimli üyelerin adaylarla yapacağı mülakatlar yoluyla sınanabilir. (Mesleki Bilgi ve Becerinin Kanıtlanması, Mimarlar Odası Yayınları, Nisan 1998)
Gençlerin meslek seçerken kanımca ilk olarak kendi maddi imkânlarını ve eğitim durumunu göz önüne almaları gerekir. Eğer maddi imkânlarınız sınırlı olduğundan kendinize üniversite aşaması sonuna kadar, daha uzun süreli bir eğitim planlayamıyorsanız, temel eğitim süreçlerinden sonra doğrudan bir meslek sahibi olabileceğiniz dalları seçin. Örneğin bir meslek lisesi tercih edebiliyor ve herhangi bir başka sınırlamanız yoksa (meselâ kan tutmuyorsa J) “Hemşirelik “ mesleğini sizlere önerebilirim. Böylece mezun olduğunuzda çerçevesi kolayca tanımlanmış bir mesleğe sahip olursunuz. Bunun yerine “Bilgisayar Meslek Lisesi” ise daha geçerli gibi gözüktüğü halde rekabetçi bir pozisyon olduğundan ve aynı zamanda ülkemizde çerçevesi tam çizilmemiş bir “meslek” dalı olarak geliştiğinden, bu eğitim düzeyinde tavsiye edemem. Toplumdaki kanının aksine Meslek Yüksek Okulları mezunlarının doğrudan çalışma hayatına atılabildiklerini de şahsen izlemekteyim.



Düzenli maddi bir gelir mi istiyorsunuz yoksa kendi işinizin sahibi mi? Seçeceğiniz meslek size ne kadar ekonomik bir kazanç sağlayacak? Ek gelirleri olacak mı?  Mesleğiniz size nasıl bir yaşam tarzı getirecek? Ofis ortamında mı çalışmak istiyorsunuz yoksa Dünyayı gezip başka kültürler mi tanımak?   Mesleğiniz dışında kendinize ait daha fazla zaman kalmasını mı istiyorsunuz, yoksa kişisel gelişim mi sizin için daha önemli? Başkalarına yardım etmek mi sizi mutlu kılıyor, yoksa kalıcı bir şeyler yapabilmek ve takdir edilmek mi?  Bunlara benzer yüzlerce soru ile kendinizi tartabilirsiniz.

Daha önce söylediğimiz gibi meslek seçimi bireylerin kendilerini tanımaları, ne istediklerini doğru biçimde algılamaları, karakterleri, değerleri, maddi imkânları, ilgi sahaları,  bilgi ve becerileri yanında meslek tanımlarını da doğru biçimde incelemeleriyle yapılmalıdır. Bu makalede meslek tanımlarına daha detaylı değinmeyeceğim ancak http://www.osstercihrehberi.com/meslekler.php adresinde özellikle üniversite mezunları için meslek tanımları bulunmaktadır. http://www.khake.com/page51.html adresinde ise benzer ancak İngilizce sayfalar var.

Ekonomik konjonktür de meslek seçiminde göz ardı edilmeyecek bir argümandır. Birçok yazar ve kariyer destek merkezi günümüzde enerji sektörünün, bilgi teknolojileri ve telekomünikasyonun, sağlık ve eğitim sektörlerinin, lojistik sektörünün, turizmin, danışmanlık hizmetlerinin yeni mezun alımlarında öne çıkarmakta, bu iş kollarının çiçeği burnunda bu mezunlara en azından bir önceki yılki kadar istihdam yaratmasını beklemektedir. Bunun yanında bugün olduğu gibi ekonomik kriz dönemlerinde kamu sektörüne ilgi artmaktadır.

Meslek seçiminde çok faydalı olacak bir yöntem de size literatürde “Mentoring” denilen “Rehberlik” hizmetleri verecek güvenilir ve saygın kişilere danışmanızdır. Bırakın, deneyimli ve şuan sizden daha eğitimli bu akıl hocaları sizi izlesinler. Birçok insan yıllar içinde elde ettikleri deneyimleri kariyerinize yardımcı olmak amacıyla size iletmekten mutluluk duyacaktır.  Akıl hocalarınızın bazı fikirlerinizi desteklediğini ve sizin adınıza olumlu bulduklarını gördüğünüzde kariyer seçiminizde ve hedeflerinize varmak için çabalarınızda daha kararlı olacaksınız. Rehberlik hizmetlerinin meslekte ilerlerken de şaşırtıcı etkilerini, sizin adınıza çabuk ve verimli gelişmeleri hissedeceksiniz.

Meslek Seçimine Yönelik Eğitim Sürecinde Yapılması Gerekenler

Tüm gençlere daha üniversitede okurken mesleklerinin belirlenmesine yönelik çalışmalarla da bir yandan ilgilenmelerini öğütlerim. Eğer “Üniversite bitsin, sonra askerlik yaparım ve gelir iş ararım,”  diye düşünüyorsanız günümüz koşullarında 23 veya 24 yaşında, eğitimli ancak hiçbir deneyimi, çevresi olmayan bir genç olarak baştan kaybettiniz! Apple’ın kurucusu Steve Jobs’un gençliğinde işe girmek için resmen HP’nin kapısında yattığını, yöneticileri bu kadar zorladığını anlatan hikâyeleri okumuşunuzdur. Gerçek şu ki Steve Jobs o zaman sadece 15 yaşındaydı. Düşünün işe girmek için kapınızda yatan bir genç ve 15 yaşında. Birçok yönetici bu gencin kendisi için koyduğu çıtanın ne kadar yüksek olduğunu fark eder. Hayallerinin peşinde koşan gençler mutlaka başarılı olacaktır.
(Niyazi SARAL, 02 Ağustos 2010, Pazartesi)